Emel GENÇER

Evren, Ayşın’ın hayaline eşlik etmek için kuşkusuz beni seçmişti.  Bazen bir cümle bütün rotanızı değiştirmeye yeter ve sizi dünyanın öbür ucuna götürür.

Şimdi dünyanın bambaşka bir köşesine, Moğolistan’a gidiyoruz…

Öncelikle Moğolistan’ı gerçekten gezmek istiyorsanız bir tur şirketi ile anlaşmanızda fayda var. Gittiğimiz yerlerde toplu taşıma aracı hiç görmedim.  Koskoca bir düzlük ve her yer birbirinin aynısı, belli bir yol yok toprak yoldan gidiyorsunuz. Doğa, arada ger çadırları ve koskocaman boşluk kaybolma riskiniz çok fazla. Moğolistan’ı gezecekler için paket turlar var. Ulaşım, rehber, konaklama ve yeme-içmeyi kapsıyor. Ulan Batur’a gitmeden önce turumuzu ayarladık ve iki arkadaş daha bulduk. Ulan Batur’a vardığımızda rehberimiz Mark, şoförümüz Oçuro ve Moğolistan’da bize eşlik edecek Maria ve Sten’le buluştuk.

İLK DURAK CENGİZ HAN ANITI

İlk durağımız devasal Cengiz Han anıtı… 2008 yılında açılan heykel paslanmaz çelikten yapılmış. 40 metre yüksekliğinde ve atın kafasının olduğu yerde gözlem güvertesi bulunuyor. Türk tarihinin önemli figürlerinden Cengiz Han eşliğinde Uçsuz bucaksızlığa selamımızı orada veriyoruz. 2 katlı kaidenin içerisinde tarihi müze, restoran ve hediyelik eşya dükkanı bulunuyor.

Terelj National Parkta kaplumbağa kayasının önünde taşlardan tepe olmuş mavi bayraklı Ovo vardı. Şaman inancına göre etrafında 3 kere dönüp her dönüşte bir taş atılıyor.

İlk zamanlar bu ritüeli abartıp 2-3 tur yaptığım oldu ve şamanları biraz kızdırdık..  Bu saygıdan yapılıyor. Ayrıca güvenli yolculuğun garantisi olduğu söyleniyor. Yani  şans getirildiğine inanılıyor. Ovoları Moğolistan’da olduğumuz sürece çok fazla gördük bazılarında taş, tahta, kumaş parçaları, hayvan kafatası ve kemikleri vardı.

Kaplumbağa kayasına bakarken gerçekten kaplumbağaya bu kadar benzer oluşu bizi şaşırttı. Kayanın tepesine tırmanıp doğayı izlemeye koyulduk. Dağlar, yeşillik arasında toprak yol izi, ger çadırları ve serpiştirilmiş ağaçlarla rüzgarın sesi ve eşsiz doğayı seyre daldık.

Evet bu muhteşem doğa içinde çadırımızda uyuyacağız. Yeni evimiz ve komşularımız vardı. Yan çadırımızdaki Moğol ailenin çocukları bize uzun zamandır çocuklaşmadığımızı farkettirdi.   Sonra yağmur yağmaya başladı. Zihnime nasıl kaydettiysem şuan film şeridi gibi aklımdan geçiyor. Acaba istediğimiz ana ışınlanmak ne zaman bulunacak?

Bu seyahatte en merak ettiğim şeylerden biri yıldızlardı. Gerçekten çok mu parlıyorlardı? Peki elimle dokunacak kadar yakın mı görünüyordu? Hava geç karardığından dolayı uzun süre bekledim. İlk gece maalesef hava bulutluydu. O kadar beklememe rağmen yıldızlar görülmemişti. Çadırıma doğru ilerledim tam kapıdan içeri gireceğim kafamı kaldırdım bir tanecik yıldız. Nasıl mutlu oldum anlatamam. O yıldızları seyretmeden dönmeyeceğim dedim.

GOBİ ÇÖLÜ’NE YOLCULUK

Moğolistan henüz dokunulmamış, değişmemiş bakir toprakları ve mükemmel doğasıyla büyülüyordu. Gobi Çölü’ne doğru ilerleyeceğimiz için günde ortalama 6-8 saat arası yolculuklarımız sürdü. Yolculuk sırasında ve kaldığımız yerlerde farklı deneyimler yaşadık. Okyanus tabanına ayak basmak ya da yolculuk sırasında karşımıza dört tane ceylan çıkması gibi. Kum fırtınasında güneş gözlükleriyle korunmayı da artık öğrenmiştik.

Her yer o kadar boş ve alabildiğince uçsuz bucaksızdı ki hiçsizliğin ne olduğunu hissetmiyor artık yaşıyordum.

Bayanzag dinozorların ilk yumurta yuvasının bulunduğu yer… Gezerken belki küçük bir dinozor kemiği bulma, görme ümidindeyken şans bizden yanaydı. Dinozorun iskeletiyle karşılaştık. Ona dokunduk hatta dino ile fotoğraflar çekildik.

KUMDA YÜRÜMEK…

2018’in kuşkusuz bana hediyesi Gobi Çölü’ydü. Hala ayaklarımın altında o kumu hissediyorum. Gerçekten çok yorucu bir tırmanıştı. Kumda ilerlemek zor. İlerlerken ister istemez kum sizi geriye doğru çekiyor. Yoruldukça arada dinlendik. 1,5 saatte tırmanışı tamamladık. Nefes nefese o zirveye çıktıktan sonra bütün o yorgunluk o an gitti. Muhteşem bir görsel şölen başladı. Kum tepeleri çöl o kadar muazzam görünüyor ki nefesimizi kesti. Sadece izlemeye koyulduk. Kumu ve güneşi hissedip gördüklerim karşısında koca bir gülümsemeyle teşekkür ettiğimi hatırlıyorum. Gün batımına şahitlik etmek kuşkusuz muazzamdı. Zirveden inişimiz ise tırmanış kadar yorucu olmadı. Koşarak, kayarak, yuvarlanarak inmek çok eğlenceliydi.

Gobi’nin gündüzü bu kadar güzel gecesi nasıldır diye merak ederken şans yine bizden yanaydı. O gece dolun ayın doğuşuna tanıklık edip, kızıllığında büyülendik.
İşte beklediğim yıldızlar da buradaydı. Bu kadar çok yıldızı daha önce bir arada görmüş müydüm? Hatırlamıyorum. Fakat ilk defa bu kadar kayan yıldızı bir arada görüyordum. Ve gerçekten yıldızlar çok büyüktü. Uzanıp yıldızları izlemenin keyfini çıkarırken, hayalimin ötesini yaşıyor olmanın mutluluğu paha biçilemezdi.

Moğolistan’ı alabildiğine büyük bir yer. Gezilecek o kadar çok yeri var ki… Bu yazımızda turdan kesitler sunduk… Moğolistan’dan Rusya’ya geçip Trans Sibirya ile Rusya’yı bir uçtan bir uca gezme maceram diğer yazımda olacak…

BUNLARDA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR