anilkapak

Anıl Mert
Siz hiç longoza gittiniz mi? Ya da longoza yakın bir yere? Hiç olmazsa Istıranca’ları uzaktan gördünüz mü? Neresinden tutsan su fışkırır da çeşmelerinden su akmayan bir köyüne gittiniz mi? İşte o köylerden biri benim köyüm.

1

Papuç Dere

Dere deyince aklınıza ne gelir mesela? Kadıköy Kurbağalı Dere? Alibeyköy Deresi? Terazi Dere? Hepsi yanından bile geçemeyeceğimiz derecede pis ve kokulu. Bizim köyde ise Papuç Dere( hayır pabuç değil) var. Yazın sıcağında köye en yakın plaj, mesire alanı, kamp alanı, eğlence yeri, kendin pişir kendin ye, futbol sahası, yüzme havuzu olabilen ama sadece akan bir sudan ibaret olan bir dere. Mesela en son gittiğimde dayımla beraber elle balık tutup mangal yaptığımız, kenarından yürürken ilerisinde küçücük bir şelale ve havuz gibi bir yerini bulduğumuz Papuç Dere… Şu an bunları yapabiliyoruz fakat birkaç yıl içerisinde bunları da yapamayacağız. Yıllar önce burada alabalık bile tutabiliyorduk. Çok akan ve soğuk olan suda alabalık olur sadece. Neden şimdi alabalık yok biliyor musunuz? Bundan 6-7 yıl önce Papuç Dere’nin suyu kanallarla İstanbul’a taşınmaya başladı ve orada artık alabalık yok. Tadı damağımdadır halen orada yakalayıp yediğim her bir alabalığın ama benden sadece 10 yıl sonra doğanların ne tadından haberi var ne alabalıklarla olan komşuluğumuzdan.

 

Panayır İskele

Panayır İskele

Yeni dillendirilmiş olabilir ama bu nükleer projesi zaten yıllardır var. Mesela Panayır İskele diye bir yer var. Bizim köye en yakın deniz-kamp-doğa alanı. Orayı ilk ne zaman gördüğümü hatırlamıyorum ama hatırladığım en büyük şey eski Toros arabamızla eşya, yatak, döşek dolu sıkış tıkış yolculuğun son anlarında sık ağaçların arasından koyu mavi denizi görmek, ablamla yaşadığımız o büyük sevinç… Şair der ya hani “denizi göreceksin sakın şaşırma” en az Gebze yolu kadar şaire ilham verir o yol ve biz ne zaman denizi görsek ablamla birbirimize sarılırdık sevinçle. Denizi görmek demek yaz tatilimizin layığıyla başlaması demekti. Orada yaklaşık bir ay boyunca kalırdık. Babamın kendi yaptığı bir baraka hiçbir yazlığı hiç bir tatil köyüne benzemezdi. Her gece sahilde yakılan ateşler, gündüz deniz gece sivrisinek, sivrisinekten korunmak için kurumuş manda tezeği yakılan yer ve o yangından çıkan koku emin olun ki her şeyiyle samimidir. Sebebini bilmediğimiz nedenlerden dolayı 2-3 yıl önce oradaki barakaları kaldırmaya başladılar ve kaldırılmayanları yıktılar sonunda. Oradaki her şey bozuldu bütün samimiyet serbestçe dolaşan mandalara kaldı. Ama artık sebebini biliyoruz…

Köyümün komşusu bu doğa harikası adanın, ormanların hayvan ve bitki popülâsyonundan bahsetmek istemiyorum. Türkiye’de sadece o bölgede yaşayan hayvanlardan. Doğal güzelliklerinden oranın olduğu haliyle, bakir kalması gerektiğinden bahsetmek istemiyorum. Benim yaşantımdan alınan iki şeyden bahsediyorum sadece. Ben onlar olmadan yaşayabilirim. Anıları ya da fotoğrafları ile hayatım boyunca yaşarım. Ama bir kara tavuk (büyük orman kuşu. Bir tek longozda var diye biliyorum ve varlığı sadece ava çıkan köylüler tarafından biliniyor), karaca, vaşak, domuz, engerek yılanı yaşayamaz.

3

Güzelliklere kıymayın efendiler!

Peki siz hiç longoza gittiniz mi ? Siz hiç ormanın içinde deniz gördünüz mü? O zaman kışın longoza bekleriz. Siz gelmezseniz dozerler gelecek çünkü, yerime yurduma paha biçilemez anılarımı yakıp nükleer santraller kurulacak. Siz bu güzelliği görmezseniz, siz longozun içindeki hayatı bilmezseniz ocağımıza ateşler düşecek, ablamın 2 yaşındaki oğluna “denizi göreceksin sakın şaşırma” sözleri sadece mısralarda kalacak. Yani siz İgneada’ya sahip çıkmazsanız eğer, simsiyah dumanlar kaplayacak gökyüzümüzü…

BUNLARDA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR