Katolik Kilisesi son yıllarda sık sık cinsel taciz iddialarıyla gündeme geliyor. Dünyanın birçok yerinde çocukluğunda kilisede eğitim almış olan yetişkinler bu süreçte din adamları tarafından taciz edildiğini açıklıyor. Vatikan vakaların çoğalmasıyla birlikte harekete geçip pedofiliye karşı kolları sıvadığını söylüyor fakat olayın kendisi kadar kilisenin genel tutumu da tartışmalı… Fransız yönetmen François Ozon imzalı “Yüzleşme” filmi işte tam bu konuya odaklanıyor.

Seray ŞAHİNLER DEMİR / seray@sanatindibi.com 

Katolik Kilisesi’nde çocuklara cinsel tacize göz yumulmasının simgesi ABD’li Kardinal Bernard Law idi. Law bildiği halde yıllar boyunca taciz karşısında sessiz kalmıştı.

Avustralya’da cinsel taciz iddiaları nedeniyle yargılanan ve suçlu bulunan George Pell isimli kardinal, bu suçtan hüküm giyen en üst düzey Katolik Kilisesi mensubu oldu. Şili’de mahkeme, çocuklara yönelik cinsel istismarda bulunduğu gerekçesiyle geçen eylül ayında papazlıktan çıkarılan Fernando Karadima’nın yıllar önce mağdur ettiği üç kişiye tazminat ödenmesine hükmetti.

Almanya’da Katolik Kilisesi ve koronun olduğu Regensburger Domspatzen Okulutarafından çocuk tacizlerinin aydınlatılması için görevlendirilen avukat Ulrich Weber, hazırladığı raporda, 1945-1990 yılları arasında en az 547 çocuğun şiddet gördüğünü ve cinsel tacize uğradığını belirtti.

Daha bugün bile CNN Türk’te yer alan habere göre; New York’ta 70’ten fazla kişi çocukken cinsel istismara uğradığı gerekçesiyle Katolik Kilisesi’ne dava açtı.

Kan donduran sayısız örnek var. Gittikçe büyüyen bu düğüm iyice sarpa sarıyor ve olayın çözümü noktasında hala daha tatmin edici sonuçlar alınmış değil.

Papa Francis geçtiğimiz Şubat ayında dünya genelinden 190 piskopos ve prelates, kiliselerde rahiplerin çocuklara, rahibelere ve yetişkinlere cinsel tacizde bulunmasına çözüm için Vatikan’da toplantı düzenlemiş ve “Kilise mensuplarının, ‘çocukları cinsel istismarı’ belasıyla başa çıkmalıyız” demişti. Fakat davaların seyri hem mağdurları hem kamuoyu vicdanını pek tatmin etmiyor. Burada kilisenin ne kadar samimi olduğu konusu gündeme geliyor elbette fakat o başka bir yazının konusu olabilir.

UTANÇ DAVASI

Bu yazıda odaklanacağımız konu ise Fransa’nın Lyon kentinde gerçekleşen Peder Praynet ve Kardinal Barbarin’in başrolünde olduğu bir utanç davası. 1980’lerden başlayan ve 90’lara uzanan süreçte Bernard Preynat tarafından tacize uğrayan yüzlerce çocuğun öyküsü bu konunun sembol davalarından oldu. Dünyaca ünlü ödüllü Fransız yönetmen François Ozon ise muhteşem hassasiyetle sorumluluk aldı ve yaşananları “By The Grace of God-Yüzleşme” adıyla filme aktardı.

Dünya prömiyerini Berlin Film Festivali’nde yapan ve Jüri Büyük Ödülü’nün sahibi olan “Yüzleşme” Katolik ruhbanlarının pedofili vakalarına kurbanların gözüyle bakıyor. 2014 yılında başlayan hikaye 3 kurbanın hikayesi etrafında şekillenirken bizi inanç, psikoloji, toplumsal refleksler, mahalle baskısı gibi konular üzerinde yeniden düşünmeye davet ediyor.

Filmin başrolünde karşımıza çıkan Alexandre, François ve Gilles, 1980’ler ve 90’larda özellikle kilisenin din eğitimi veren İzci Kampları’nda rahip Preynat tarafından defalarca kez tacize uğrar. Çocukların aileleri durumdan haberdardır fakat kilisenin gücü karşında bir şey yapamayacağını ve çevresindekilerin sıkı Katolik olduğunu düşünerek gelecek tepkilere karşı susmayı tercih eder. Çocuklar da yaşadıklarını içine gömmeye karar verir… Fakat gerçekler bir gün mutlaka açığa çıkacaktır.

ÜÇ KURBANIN EKSENİNDE…

Hikaye Fransa’nın Lyon kentinde yaşayan evli, 5 çocuklu ve kiliseye hala gönülden bağlı olan Alexander ile başlıyor. Alexander, rahip Preynat’ın hâlâ çocuklarla çalıştığını ve kiliseden uyarı bile almadığını öğrenir. Daha fazla sessiz kalamayacağını düşünerek kolları sıvar. Öncelikle Kardinal Barbarin ile iletişime geçer fakat kardinalin samimiyetsiz yaklaşımı yıllardır süregelen tutumun doruk noktasıdır. Suç duyurusunda bulunmaya karar veren Alexander ateşi yakar. Böylece François ve Gilles başta olmak üzere yüzlerce kurban ortaya çıkar. Bir platform kuran kurbanların kimi ailesini karşısına alarak kimi ailesinin desteğiyle kamuoyu baskısı oluşturur ve yıllar önce yaşanan bu suçun cezalandırılması için her şeyi yapmaya karar verir.

Ozon’un diğer filmlerinden ayrılan ve dünyanın birçok yerinde övgüyle karşılanan filmi, hikayeyi sömürmeden travma ve cesaret konularını büyük bir hassasiyetle ele alıyor. Filmin gerçek olaydan yola çıkarak yapılması, konunun hassasiyeti ve yönetmenin konuyu titizilikte işlemesi mesajın gücüne güç katıyor.  Alexander, François ve Gilles’e hayat veren üç oyuncunun performansı ise olağanüstü. Zaman zaman filmin belgesel olduğunu ve doğrudan kurbanların kendisini izlediğimizi hissettiriyor.

/Gerçek olaylara dayanan Yüzleşme’nin dünya prömiyerinden hemen önce, dava süreci devam ediyordu. Rahibin davasının devam ettiği dönemde ise film Fransa’da vizyona girdi. Mart ayında ise duruşma görüldü ve Lyon Mahkemesi, Barbarin’i Preynat’ın çocuklara yönelik cinsel istismar vakalarını örtbas ettiği için 6 ay geciktirilmiş hapis cezasına çarptırdı. Davanın son durumu hakkında ise bir bilgimiz yok. /

Üç kurbanın yaşadıkları izleyeni derinden sarsarken günümüzde pedofili meselesi hakkında her bireye birer görev düştüğünü de hatırlatıyor aslında. Sorunun çözümündeki en itici güç ise sessiz kalmamak… Kilise’nin bu konudaki tutumu ise sorgulamayı ve samimiyet testini gerektiriyor. Yönetmen Ozon’un bu ay Milliyet’e Sanat’tan Nil Kural’a verdiği röportaj okumaya değer…

“Ben gergin değildim, onlar gergin olmalı (Filmi izleyen Katolik yetkilileri kastediyor.) Pedofili salgınından haberdarlar. Gelecek için pek umutlu değiller. Onlarla konuştuğumda gerçeklerden kopuk olduklarını gördüm. Ama sanki kendi kurumları içinde donmuş gibiler. Bir değişiklik olacaksa bunun yukarıdan geleceğini hiç sanmıyorum. Tabandan gelecektir.)

Yönetmen: François Ozon
Oyuncular: Melvil Poupaud, Denis Ménochet, Swann Arlaud
Ülke: Fransa, Belçika
Dağıtım: Başka Sinema Dağıtım
Yapım: Eric Altmayer, Nicolas Altmayer

Filmin fragmanını buradan izleyebilirsiniz;

BUNLARDA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

  • PLASTİK SANATLAR

Abdülmecid Efendi Köşkü “İçimdeki Çocuk” ile kapıları açıyor