Özlem Özgür Özcan / ozgur@sanatindibi.com

Sevgili Ursula,

Haberini aldım. Üzülmüyorum ancak her geçen gün daha çok kırılıyorum termodinamiğin sarsılmaz ve yaş aldıkça katılaşan yasaları karşısında.

Kötü haberler hep sabahın erkan saatlerinde alınır. Bu hep böyle olmuştur. En azından benim öyle çok da uzun olmayan kişisel tarihimin sevimsiz bir yasasıdır bu. Telefonuma gelen taziye mesajlarından aldım ölüm haberini. “Gözüm, neler görüyorsun? Karanlığı, boşluğu. Kulağım, neler duyuyorsun? Sessizliği, hiç ses yok. Ruhum, söyle ölüm ne? Sessiz, kara, dışarısı. Bırakın yaşam arınsın! Durmadan neşeye uçsun, Ah saadet vasıtası!” demelerin geldi aklıma. “Ölmedi” dedim “bu ufak bir arınma meselesi.”

88 yıllık bir yaşama bir o kadar kadar da hikaye sığdıran kadın! Seninle tanıştığımız günü hatırlıyor musun? Sen, Ben, Çevik Atmaca, Tenar ve suların durulmadığı Yerdeniz adaları… Ne güzel geçmişti o 6 kitaplık hayat, ne çok şey öğrenmiştem son sayfaya geldiğimde. Kadın olmayı, rahmimde taşıdığım gücü, saç uçlarımdan evrene yayılan o “yaşamak” denen sihri… İnsan olmayı ve insane dair olan her şeyi “eyvallah” diyip göğüslemeyi… “Ölmedi” dedim bu sabah “bu ufak bir büyümek meselesi.”

Taziyelerimi sükunetle karşıladıktan sonra seninle buluştuğumuz yere gittim bu sabah. Kitaplığımın 2. rafında, oradaydın işte. Boy boy, sıra sıra duruyordu yaşanmışlıklarımız, paylaştıklarımız, çoğu senden hiçi benden… Ucu kıvrılmış, yağmurda ıslanmış sayfaların arasında, bakıyordun bana oradan. Lacivert renkli kapağı olan hikayemize gitti elim. Ne çok an, ne çok hayat paylaşmışız değil mi tanıştığımızdan bu yana. Tıpkı, lacivertli hikayemizde dediğin gibi “Sahip olmak yanlıştır. Paylaşmak doğrudur. Tüm benliğinden, bütün o geceler ve günler boyunca tüm yaşamından başka neyi paylaşabilirsin ki?”. Günleri, geceleri, yalnızlıkları, yolculukları, kalabalıkları paylaşmıştık biz seninle  bir raf dolusu. “Ölmedi” dedim “Bu ufak bir paylaşma meselesi.”

Söyleyeceğim o ki Ursula, sen ölmedin, bu küçük bir entropi meselesi. Çözünmenin, arınmanın ve bir başka zamanda, bir başka hikayede belki bambaşka bir evrende yeniden varolma meselesi. Şimde her nereden başladıysan arınmaya, oraya selam olsun, ben seni bekleyeceğim Ursula, kitaplığımın ikinci rafında, Yerdeniz Adaları’nda, En uzak Sahil’de, Atuan Mezarları’nda , Dünya’nın Doğum Günü’nde, Sesler’le, Marifet’le, Başlama Yeri’nde, Sürgün Gezegen’de. Orada olacaksın Ursula, bunu sen de biliyorsun. “Dünya’ya Orman Denir” ve bu ormanın kanunlarında “hiçbir şey yok olmaz” yazar Ursula.

Sevgiyle, bilimle, insanla…

Kitaplığın ikinci rafından Özgür…

BUNLARDA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR