Sanatın Dibi ekibinden Emel Gençer, Trans Sibirya yolculuğu hakkında yazdı…  İşte Trans Sibirya, Baykal Gölü ve yolculuğun son durağı Moskova’dan “tadımlık” notlar…


Moğolistan’ın Ulan Batur şehrinden otobüs ile Rusya’nın Ulan Ude şehirine doğru yolculuğumuzu tamamladıktan sonra ilk Trans Sibirya turumuz başladı.

Ulan Ude – Irkutsk arası yolcuğumuz ortalama 8 saat sürdü. Yolculuğumuz sırasında trende Baykal Gölü’nün göz kırpmasıyla adeta sevinçten uçtuk. Böyle bir doğal güzellik karşısında içinizi kocaman huzur kaplıyor. Gözünüzü bile kırpmadan seyretmeye koyuluyorsunuz.

İlgili resim

SİBİRYA’NIN MAVİ GÖZÜ: BAYKAL GÖLÜ

Baykal Gölü’ne Sibirya’nın mavi gözü diyorlarmış. Dünyanın en derin gölü olarak biliniyor. Sibirya’nın güneyinde, Irkutsk Oblastı ve Buryatya arasında yer alıyor. Baykal Gölü’nün 25-30 milyon yıl önce oluştuğu tahmin ediliyor. Dünyadaki içme suyunun yaklaşık yüzde 20’si Baykal Gölü’nde.  Uzunluğu 636 kilometre olan göl, Sibirya’nın soğuğundan nasibini almış. Hatta ismi Dondurucu Göl olarak da geçiyor. Mutlaka görülmeli!

Irkutsk aynı zaman eski ahşap evleriyle de biliniyor. Genelde büyük ahşap evleri var. Yapıların mimarisine baktığımız zaman pencere ve kapı başlıkları çok çarpıcı, farklı desenleri ile çok güzel oyma örneklerini görüyoruz.

BEŞ GÜN SÜREN YOLCULUK

Tren meselesi, elbette Trans Sibirya yolculuğun en merak edilen noktalarından biri. Bu noktada vagonlara ve özelliklerine kısaca değinmek istiyorum.  Irkutsk – Moskova arası uzun Trans Sibirya yolculuğumuz 5 gün sürdü. Trende 3 sınıf vagonla beraber restoran vagonu bulunuyor.

1. Sınıf Vagonlar; kompartman iki kişilik. İki yatak, kendine özel lavabo ve banyosu yer alıyor
2. Sınıf Vagonlar; kompartman dört kişilik. İki alt, iki üst olmak üzere toplam dört yatak, vagonda ortak kullanımlı lavabolu banyo mevcut.
3. Sınıf Vagonlar; iki alt ve iki üst ranza ve yatak bulunan açık bir bölüm. Kapı yok.  Vagonun sonunda lavabo bulunuyor.

Biz 3. sınıf  vagon bileti aldık. Hem daha uygun fiyatı var hem de yeni insanlar, yeni kültürler tanımak istedik. Bu kategori tam da bunu tatmak isteyenler için biçilmiş kaftan. Yepyeni bir dünya adeta. Trende uzun zaman geçirmek aslında bitmeyen pazarlar gibi oluyor. Sürekli kitap okuyorsunuz ve pencerenizde sürekli kendini yenileyen bir doğayı izliyorsunuz. Tren artık eviniz gibi oluyor. Evinizin penceresinde ise her gün farklı bir ressamın resmi ile uyanmak eşsiz bir tecrübe yaşatıyor.

Günler süren yolculukta beklenmedik sürprizlerle dolu tıngır mıngır devam ederken bir kelebek yanınıza gelir. Dakikalarca güzel kanatlarındaki renkleri göstermek için dans eder. Yol öyle güzeldir ki her gün farklı bir güzellik yaşarsınız. Bazen planladığınız gibi gitmeyen zamanlarınız da olur. O zamanda insanın her koşula ve duruma alışabildiğini, üstesinden geldiğini gösterir.

BEŞ GÜN SONRA MOSKOVA

Ve 5. günün sonunda artık Moskova’dayız. Moskova şehri köklü geçmişe sahip ve ülke nüfusunun en kalabalık olduğu yer olmasının yanında kültürel mirası, mimari eserleri, tarihi ile önemli bir yere sahip. Moskova’nın en önemli yerleri arasında şüphesiz ki Kızıl Meydan geliyor. Tarihi olaylara tanıklık eden bu meydan, geçmişte idam törenlerine şahitlik etmiş ayrıca devletin aldığı kararları halka buradan duyurmuşlar. Moskova’nın bu ünlü meydanı Kremlin Sarayı, Aziz Vasili Katedrali, Milli Tarih Müzesi, Gum Alışveriş Merkezi gibi yapılara ev sahipliği yapıyor.

Aziz Vasil Katedrali ile ilgili görsel sonucu

Aziz Varil Katedrali

Moskova’nın simgesi olan bu yapı Korkunç Ivan tarafından 1552 yıllında Moğollara karşı kazanılan zaferin anısına yapılmış. 1555 yılında katedralin yapım çalışmaları başlamış ve 6 yıl kadar sürmüş. Katedral yıllar boyunca bir çok restorasyon geçirmiş. 1860 yılından sonra özgün ve renkli haliyle günümüze kadar gelmiş. Katedral’in en dikkat çeken mimari özelliği renkli soğana bezeyen kubbelerden oluşması, merkezde duran Şefaat Kilisesi, dört büyük ve dört küçük olmak üzere, sekiz kilisenin toplanmasıyla oluşuyor. Sekiz farklı büyüklükteki soğanı andıran kubbelerin her biri ayrı bir zaferi temsil ediyor. Yapı gerçekten diğer katedrallerden çok farklı günümüzde müze olarak hizmet veriyor.

Gum Alışveriş Merkezi ile ilgili görsel sonucu

Gum Alışveriş Merkezi

126 yıllık bir tarihi olan bu binaya sadece alışveriş merkezi demek haksızlık olur. Kızıl Meydan’ı kaplayan ihtişamı ile göz kamaştıran bu yapı, geceleri ayrı bir güzellikle karşınıza çıkıyor. Dış cephesindeki ışıklandırılması masallardan çıkp gelmiş gibi bir his uyandırıyor.

Gum’ın tarihi 1800’lü yıllara dayanıyor ve o zamanlar yan yana dizili ahşap dükkanlardan oluşuyormuş, yangın sonucunda kül olduğu söyleniyor. Daha sonra dönemin ünlü mimarı Alexander Pomerantsev tarafından 1890 yılında yapımına başlanmış ve 1893 yılında bitirilmiştir. Neo-Rus tarzı inşa edilen bu yapının içinde mağazalar, restoranlar, kafeler,çiçekçiler bulunuyor. 3 katı cam tavanla birleştirilen yapıya, ortadaki büyük fıskiyeli havuz ve çiçekler eşlik ediyor. Yapı mimarisiyle olduğu kadar nostaljik yapısıyla da ilgi çekiyor.

İlgili resim

MÜZE TADINDA METRO

Moskova’da gezilecek görülecek çok fazla yer var. Metro ağı ile rahatlıkla ulaşmak istediğiniz yere gidebilirsiniz. Metrolarda kullanılan avizeler, heykeller, duvar resimleri, mermerler, rölyefleri gördüğünüz zaman geçmişe yolculuk yapmanız mümkün ve her istasyonda farklı temalar kullanılıyor. Kendinizi müzede geziyormuş gibi hissedebilirsiniz.

Şimdilik bu kadar… Devamı gelecek 🙂

BUNLARDA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR