serayterezin

Seray ŞAHİNLER / seray@sanatindibi.com

Benim yolum Ekim 2015’te düştü Terezin Toplama Kampı’na. O gün bugündür zihnimin bir köşesi karanlık…

Bu dünya 19’uncu yüzyıl sonu ve 20’nci yüzyılın tamamını vahşet ve dehşetle geçirdi. I. Dünya Savaşı’ndan nasibimizi aldığımız için ölümün ne olduğunu çok iyi biliyoruz. Fakat bir de II.Dünya Savaşı var ki, topla tüfekle yapılan katliamlardan daha çok ürkütüyor insanı. Kanını donduruyor. İşte bu savaşın en acı en unutulmaz durağı toplama kampları. Nazi Almanya’sının elleriyle inşa ettiği, var olanları onararak insanları diri diri yaktığı, gaz odalarında binlerce insanı topluca katlettiği o kamplar…

Vahşetin doruk noktası nda ilk sırada Polonya’da Auschwitz, ikinci sırada ise Terezin Toplama Kampı yer alıyor. Zaten Terezin de Auschitwtz için bir geçiş noktası niteliğinde. 1780 ve 1790 yılları arasında, Avusturya İmparatoru Joseph’in emiriyle Bohemya’nın kuzeybatı bölgesinde istihkam olarak inşa edilen kale, Nazilerin 1940’ta şehir ele geçirmesiyle birlikte ölüm durağı oluyor. 7,000 kişinin yaşadığı yere savaş boyunca 50,000’in üstünde Yahudi getirildi. Yiyecek kıtlığından yaklaşık 16,000 kişi hayatını kaybetti. Ölüler o kadar çoktu ki SS subayları bir avlu daha inşa etmek zorunda kaldı. Toplamda 80 bin Yahudi Terezin’de hayatını kaybetti. Bu isimler arasında her meslek gurubundan insana rastlamak mümkündü. Aynı zamanda bir çok sanatçı da yer alıyordu. Kampı turlarken II.Dünya Savaşı uzmanından edindiğimiz bilgiye göre, Kızıl Haç denetimi için günlük hayatı “oldukça makul” göstermek adına kampın resmini yapan ressamlar bile vardı.

Bir de müzisyenler….

İşte bu noktada geçtiğimiz yıl Kasım ayında piyanist Renan Koen, çok etkileyici bir projeye imza attı. “Holokost’u Anma, Uykudan Önce”,
II. Dünya Savaşı’nda Terezin Toplama Kampı’na hapsedilmiş ve hayatlarını gerek orada gerekse Auschwitz Toplama Kampı’nda öldürülen 4 besteci Pavel Haas, Gideon Klein, Zikmund Schul ve Viktor Ullmann’ın, hem kamptan önce hem de kampta besteledikleri piano ve koro eserler yer alıyor. CD’ye 4 bestecinin hayat hikayesini anlatan bir de kitap eşlik ediyor

Bu dört bestecinin hayatına tanık olmak, insanlığın en aşağılayıcı noktası olan o kamplarda hayata müzikle nasıl tutunduklarını görmek sizi hüzne boğarken, umut aşılayacak…

II.Dünya Savaşı’nın bir dönemin kültür ve sanat alanına da ne denli etki ettiğini göstermesi bakımından önemli. Ne mutlu ki bestecilerin çok sayıda bestesi bugüne ulaşmış ve hala daha Avrupa’nın bir çok sahnesinde icra ediliyor.  Gelin bu 4 müzisyeni tanıyalım…

                                                                                                        VIKTOR ULLMANN

viktor

Kampta öne çıkan bestecilerin ilki Viktor Ulmman. En üretken besteci de diyebiliriz. Ullmann, 1898 yılında şuanda Çek Cumhuriyeti’ne o dönemde ise Avusturya-Macaristan’a bağlı olan Teschen kasabasında dünyaya geldi. Babası Yahudi kökenliydi fakat oğlunun Avusturya ordusunda rahat ilerleyebilmesi için onu Katolik yapmıştı. Viyana’da eğitim gören Ullmann eğitimi bittikten sonra gönüllü olarak askerlik hizmetine başladı. 1918’de teğmen oldu ve 2 yıl sonra görevi sona erdi.

Schoenberg’in müzik felsefesi, Alman estetiği ve daha sonra sık sık buluşacağı Rudolf Steiner’ın antropozofisinden etkilendi. Yine aynı şekilde Mahler ve Berg’ten büyük ölçüde etkilendi. 1922’de Prag’taki Yeni Alman Tiyatrosu’na şef olarak atanan Ullman buradaki görevine 1927’ye dek devam etti. Sürekli yeni eserlere imza atıyordu. (Bu eserler arasında Piyano ile Siben Lieder, the Octet, Symphony Phantasie ve Op.19, No.4’ünü esas alan Variationen und Doppelfuge über ein Klavierstück von Arnold Schönberg ön plana çıkar. ) 1927’de Aussig’deki opera evine şef olarak atanan besteci 1929-1931 arasında, yani kariyerinin zirve yaptığı zamanda, ruhani ve entelektüel olarak bir çöküntü içindeydi. 1933’te Naziler Almanya’da iktidara yükselirken Ullmann Prag’a döndü.

Prag’taki Yahudi Cemaati’nin tüm çabalarına rağmen 8 Eylül 1942 yılında eşiyle birlikte Terezin Toplama Kampı’na gönderildi.

Naziler tarafından Theresienstadt olarak adlandırılan kampta kaldığı süre boyunca 23 eser verdi. Bunlar arasında 3 piyano sonatı, bir yaylı quarteti, Yahudi şarkılarının koroya uyarlanması, dramatik prodüksiyonların arka plan müziği, tek perdelik operası Der Kaiser von Atlantis ve 1944’te bitirdiği ve Rilke’nin ‘Die Weise von Liebe und Tod des Cornets Christoph Rilke” adlı eserinden esinlenerek bestelediği son eseri ön plana çıktı. Kampta kendi gibi müzisyen olan Pavel Haas, Hans Krasa, Gideon Klein ve Zikmund Schul gibi isimleri destekledi.

1943’te Terezin’de bir meşhur Der Kaiser von Atlantis operasını besteledi. Atlantis imparatoru ve ölüm karakteri arasındaki yüzleşmeyi anlatan ölüm temalı bu eser kampta hiçbir zaman sahnelenmedi. 1944’te SS’ler baş karakter imparator ve Hitler arasındaki benzerliği fark edince zaten prodüksiyonu da iptal etmişti. Çünkü eser tiranları eleştiriyordu!

1944 yazının sonlarına doğru müttefiklerin Avrupa ve Rusya’yı işgal haberleri üzerine Terezin’den nakiller başladı. Serbest kalacağını düşünen mahkumlar kendilerini dünya tarihine vahşetiyle imza atan, insanlık tarihinin ölüm kampı Auschwitz’de buldu. Bunlar arasında Ullmann da vardı. 16 Ekim 1944’te Auschwitz’e gönderildi ve iki gün sonra öldürüldü.

 

                                                                                                           PAVEL HAAS

pavel haas

Savaş döneminin en üretken bestecilerinden biri ise Pavel Haas. Bugün Çek Cumhuriyeti’nin eyaleti olan Moravya’nın başkenti Brno’da zengin bir Yahudi ailenin çocuğu olarak 1899 dünyaya gelen Haas, Brno’daki Filarmoni Okulu’nda eğitim gördü. Çek sinemasının üretken olduğu 1930’larda sinemanın önde gelen isimlerinde olan ağabeyi Hugo Haas sayesinde tiyatro ve film müziği alanında önde gelen isimler arasına girmeyi başardı. 1930’ların ortasında ‘The Charlatan Operası’, ‘String Quartet 2 ve 3’, ‘Suite for Obeo’ gibi olağanüstü eserlere imza attı. Bu dönemde başladığı bir senfonisini ise tamamlayamadı.

Ve onun da kaderinde Terezin vardı. 1941 yılında Terezin’e gönderildi. Kampa geldiği ilk zamanlar hasta ve depresif bir dönem geçirdi. Fakat Gideon Klein’ın kendisine boş müzik sayfaları verip yazmaya zorlamasıyla yeniden müziğe tutundu. Burada bir çok besteye imza attı. Bunlar arasında en çok öne çıkan ise 1944 yılnda, kampı -günlük güneşlik gösteren-  Nazi propaganda filmiyle kayıtlara geçen ‘The Study for Strings’ oldu.

Terezin’deki son senesinde, yazdığ ‘The Four Song on Chinese Poetry’ eseri ise en büyük yapıtları arasına girdi. 16 Ekim 1944’te diğer besteciler gibi Auschwitz’e nakledildi ve gaz odasında öldürüldü.

                                                                                                   ZIKMUND SCHUL

zikmund

Zikmund Schul 1916 ylında bir Yahudi ailenin çocuğu olarak Almanya’da dünyaya geldi. 1933’te babasıyla birlikte Prag’a yerleşti. 1937’de ise Alman Müzik Akademisi’nde orkestra yönetmeye başladı. Oldukça genç yaşta farklı bir isim olarak müzik dünyasında ismini duyurmayı başladı. 9 Haziran 1937 tarihinde Alman gazetesinde Schul hakkında şu kritik kayıtlara geçecekti: “….Schul’un zengin hayal gücü bir tema ve stil anlamında kendi ayakları üzerinde duran yaylı çalgılar altılısı için yapılmış müthiş ilginç bir eser sunmaktadır…”

11 Kasım 1941’de Terezin’e götürülen Schul, yolu kampta son bulan müzisyenler arasında Yahudi inanış ve kültürünün en yoğun görüldüğü isim oldu. Bu bağlılık eserlerine de yansıdı. Beste ve düzenlemelerinde Kitab-ı Mukaddes’ten seçtiği çaresizlikten çok umut aşılayan dair metinlere rastlanıyordu. Aynı zamanda çok başarılı bir viyolacı olan Schul’un Terezin’den kalan eserlerinin arasında “Duo for Violin and Viola’ ön plana çıktı.

Zikmund Schul, kampta Ullmann ile sık sık bir araya gelip modern müzik üzerine uzun tartışmalar yaptı. Terezin’e gönderilmeden önce Schul’un ve kendisinin yazma eserlerini toplar ve kendisini trene götüren arkadaşlarından bu eserleri saklamasını istemişti. Schul’un bugüne ulaşan besteleri de Ullmann’ınkilerle birlikte kaldı ve seneler sonra İsviçre’deki Goetheanm’aki Dornach’a, 1993 yılında gelindiğinde ise Schul koleksiyonu olarak İsrail’e gömderildi. Zikmund Schul, 1944 yılında henüz 28 yaşındayken Terezin Toplama Kampı’nda öldürüldü.

                                                                                                      GIDEON KLEIN

gideon klein

Gideon Klein 1919’da Çek Yahudisi bir ailenin dördüncü çocuğu olarak Moravya’da dünyaya geldi. Henüz 15 yaşındayken beste yapmaya başladı. 1939’fda Charles Üniversitesi’nde müzikoloji okumaya başladı. Fakat Kasım ayında Çek üniversiteleri Naziler tarafından kapatıldı ve Klein da konservatuvardan zorla çıkartıldı. Bir yıl sonra Karel Vrenak ismini kullanarak yeni besteler yapmaya ve ev konserleri vermeye başladı. Evi kısa sürede sanatçıların buluştuğu bir mekan haline geldi.

Klein, 4 Aralık 1941’de, Terezin’e gönderildi. Kampın zorlayıcı şartlarında yetimlere öğretmenlik yaptı. Çeşitli opera prodüksiyonlrından piyanistlik yaptı. Beethoven’ın Op.110’unu sahnelendi. Schubert’in Trio in Bb, Op. 99’u ve Brahms ve Dvorak’ın piyano quartetleri gibi oda kompozisyonlarını sahneledi. Besteci olarak da bir çok koro parçası yazdı, bir piyano sonatı,yaylı çalgılar dörtlüsü için Fantasy and Fugue’u yazdı. Auschwitz’e gönderilmeden hemen önce yaylılar için Trio’yu bitirdi. 26 yıllık hayatı boyunca çoğu Terezin’de olmak üzere 25 özgün esere ve 10 düzenlemeye imza attı.

1990 yılına dek bestecinin gençlik çalışmalarının kayıp olduğu düşünülüyordu. Yalnız Klein’ın bir arkadaşı savaştan beri hiç açılmamış bir çanta buldu. Bu çantada bestecinin Terezin’den önce yazdığı her şey vardı. Böylece karanlık günlerin öncesinde bestecinin verdiği eserler de külliyatına katılmış oldu.

Gideon Klein, 1945 yılında, 26 yaşındayken Fürstengrube toplama kampında öldürüldü.

 

renan koen

BUNLARDA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR