s-95cb350c3f87fe70936787f1ce00b040fff83b7b

Erdal Özdemir
Beni üşüten metro boşlukları mı yoksa yaşamını oraya sığdıran çocuklar mı hep düşünürüm.
Düşündüm.
Düşün.
Toplu taşımalarda kendimi ve bizi izliyorum.
Suratlarımız uygulama alanı gibi;
Nedense hayatın her döneminde pili biten bir yüreğimiz olur.
Ne kadar içine alırsan o kadar boka batarsın.
Gülüşlerimiz, aslında yalan hepsi.
Sevgisiz suratlarımız kin kusarken; samimiyet zırhını çıkarmış paralı asker sürüsüyüz.
Evet biz buyuz.
Para, o kadar şey ki alıp tutarsan eline yapışır, bırakırsan diline yapışır.
Manşetler ölüsüne tecavüz eden bireyin yaşamı gibi.
Depresyondasın ama kibirlisinde.
Ceketin kirlenmez ama yer yatanı ezersin işte. İşte bu sensin.
Çocuklar, onlar oyuncak kamyonlarını vuran çocuklar sahi kim öğretti size silah tutmayı.
Kamyonlar ölüm taşır bu şehirlerde. Bodrumlar da ölüm kokar.
Ölüm, bitmiş şarkıyı değiştirmek kadar basit bu coğrafyada.
Bir gol kadar değerli gülümsemek bir gol kadar anlık.
Her şey ne kadar her şey değil mi?
Bana bildiğin bir dilde beni anlatsana, ben beni hep bi’şey sandım.
Ben aslında hiçmişim. Ya da hiç bir şey ben ben hiç bi’şey.
Kavram mı ego mu karmaştı içimde. Hangisi daha zararlı hangisi daha anlamlı.
Bir martı ya anlattım ben bunları. Üzerime sıçtı anlayınca.
İşte dünya ile aramda olan sorun bu ben ona anlatıyorum o bana her gün daha fazla martı.
Bugün bir çocuk daha intihar edecek ve sen akşam yemeğini düşüneceksin.

BUNLARDA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR