musik

Seray ŞAHİNLER DEMİR/ seray@sanatindibi.com 

Bu yıl 45’incisi düzenelencek İstanbul Müzik Festivali için geri sayım başladı…. Festival 29 Mayıs akşamı, yerleşik orkestra Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası (BİFO) konseriyle başlıyor.

Festival, her yıl dünyanın dört bir yanından en seçkin toplulukları ve sanatçıları İstanbullu müzikseverlerle buluşturuyor. Festival mevsimi, yılı klasik müzikle geçirmiş takipçiler için kapanışı taçlandıracak muhteşem bir deneyim aynı zamanda. Fakat festival bu yıl öncekilere göre biraz daha farklı…

“Sıradışı” temasıyla düzenlenen festival tam anlamıyla “sıradışı.” Zira bu yıl saygın orkestraların klasik repertuvarlarının yanı sıra, teknolojiyi kullanan, modernize edilmiş farklı projeler de seyircinin karşısında olacak. Tabi içinde yine klasik müziği barındırmak şartıyla.

Direktör Yeşim Gürer Oymak, Şubat ayındaki tanıtım toplantısında teknolojinin kültür sanattaki yerine dikkat çekmişti. İşte bu yılki festival de teknolojiyle klasik müziği birleştiren konserlere ev sahipliği yapacak. Aynı zamanda salt konserden ziyade farklı sunumlara yer verecek konserler de seyirciyle buluşacak. İşte bu yılın “Sıradışı” programı…

renklerin sesi

RENKLERİN SESİ

“Renklerin Sesi: Kandinsky & Chagall” başlıklı konser festival dinleyicilerini müziği görmeye ve resmi duymaya davet ediyor. Çizgilerin harekete geçtiği, notaların renklere büründüğü bu düşsel konser 31 Mayıs’ta İş Sanat Konser Salon’unda gerçekleştirilecek. BBC Music dergisinin dünyanın en büyük 20 piyanisti arasında gösterdiği Mikhail Rudy, Kandinsky’nin 1928’de renk, ışık, geometrik şekil ve plastik malzemelerden oluşan bir kompozisyonla sahneye koyduğu Mussorgsky’nin Bir Sergiden Tablolar’ını yeni bir video uygulamasıyla tekrar hayata geçirecek. More than the Music web sitesinin “Kandinsky’nin resimleri sahnenin üzerindeki büyük ekrandan kelimenin tam anlamıyla fırlıyordu” yorumuyla sunduğu bu projenin ardından konserin ikinci yarısında Rudy bu kez Renklerin Sesi projesiyle Garnier Operası’nın Chagall tarafından yapılmış tavan resmi eskizlerinden oluşan bir animasyon eşliğinde görsel ve işitsel bir şölen sunmaya devam edecek.

vivaldi

VİVALDİ’YLE SIRADIŞI YOLCULUK

Vivaldi’nin müziği cazdan elektronik, pop ve metal müziğe birçok uyarlamanın nesnesi olurken Soqquadro Italiano farklı müzik türleri arasındaki katı sınırı görünmez yapmayı, bununla beraber bünyesinde dans ve teatral öğeleri birleştirmeyi kendisine amaç edinmiş bir topluluk. Kurulduğu 2011 yılından beri barok müzikten caza, geleneksel İtalyan müziğinden popa uzanan geniş repertuvarı ile Gent Festivali, Rotterdam Operadagen, Yaroslavl Uluslararası Bashmet Festivali ve Halle Handel Festivali gibi belli başlı festivallerin konuğu olan bu olağandışı topluluğun yaratıcıları Claudio Borgianni ve Vincenzo Capezzuto da alışılmışın dışındaki kariyerleriyle dikkat çekiyorlar. Soqquadro Italiano, Venedik’ten Roma’ya, Napoli’den Milano’ya uzanan görseller eşliğinde Vivaldi’nin müziklerine adanan yeni projeleri La Stravaganza, 5 Haziran akşamı Zorlu PSM Drama Sahnesi’nde olacak. La Stravaganza, projesi tüm sahne öğelerini bir büyük orkestraymışçasına birlikte ele alarak müzik ve görüntü arasında yeni ilişkiler kuracak. Vokal repertuarının genişliği ile dikkat çeken Vincenzo Capezzuto’nun solisti olduğu konserde Soqquadro Italiano’nun yanı sıra konuk topluluk Prato Şehri Oda Orkestrası da sahnede olacak.

mozart

KLASİKTEN CAZA

“Muhafaza etmek istediğim bir şey varsa o da bu müziğin doğaçlamaya, özgürlüğe, risk alma imkânına ve deneme cesaretine dayanan özüdür. Bu hislerle yapılan müziğin bize sunduğu keyfi asla unutmamalıyız” Yaron Herman

Mozart’tan Ellington’a başlıklı konserde, müzikal sınırları keşfetme aşkıyla bir araya gelen genç virtüöz müzisyenlerden oluşan Geneva Camerata (GECA) ve şefi David Greilsammer, yenilikçi ve maceraperest piyanist Yaron Herman’la güçlerini birleştiriyor. Baroktan klasik döneme, çağdaş müzikten caza uzanan müzikleriyle “Mozart’tan Ellington’a” 12 Haziran’da Aya İrini Müzesi’nde olacak. Günümüzün en şaşırtıcı piyanistlerinden biri olarak anılan bol ödüllü Yaron Herman’la piyanist ve şef David Greilsammer’in birlikte kurguladıkları bu projenin temel çıkış noktası “Müzik tarzları arasında köprüler kurmak.”

barok

YENİ POP: BAROK

Barok müziğin günümüzün müzik formlarını ve tınılarını kucakladığı sıradışı projeleri Sampling Baroque: Exposing Handel ve Bach The Silent Cantata’yı Türkiye’de ilk kez seslendirecek. Musica Sequenzave Burak Özdemir’i alanında benzersiz kılan müziklerinin sıradışı karakteri, Handel’in operatik aryalarının günümüzün müzik formları ve tınılarını kucakladığı bu projede bir kez daha kendini gösteriyor. “Yeni pop: Barok!” sloganı ile günümüzün önde gelen festivalleri ve konser salonlarını fetheden Musica Sequenza, tarihi enstrümanlarla yorumladıkları erken dönem müziğine yenilikçi bir bakış açısı getiren, kültürler ve disiplinlerarası bir sanat hareketi aynı zamanda.

Konser 17 Haziran Cumartesi günü Bomontiada’da.

AUSTRIA / Janoska-Brüder © Julia Wesely

BU DA JANOSKA STİLİ!

Alışılmış yaylı çalgılar dörtlüsü kalıplarının dışına çıkarak kendi stilini ortaya koymayı başaran ender topluluklardan olan Janoska Ensemble, kendi besteleri ve cazdan klasiğe, poptan tangoya uzanan özgün düzenlemeleriyle 19 Haziran Pazartesi akşamı Sakıp Sabancı Müzesi Fıstıklı Teras’ta müzikseverlerle buluşacak. Enstrümanlarındaki virtüöziteleri ile her biri uluslararası yarışmalarda ödüller kazanmış topluluk üyelerini bir araya getiren paylaştıkları sadece aile bağları değil, yenilikçi ve yaratıcı müzik vizyonları. Topluluk, “Janoska Stili” olarak ün yapmış yorumu ve repertuvarıyla Carnegie Hall, Sydney Opera Evi, Londra Royal Albert Hall, Berlin Filarmoni ve Viyana Musikverein’ın konuğu olurken Bobby Mc Ferrin, B.B. King, Paco de Lucia ve Felicity Lott gibi isimlerle aynı sahneyi paylaştı. Kendi bestelerinin yanı sıra klasik müzik repertuvarının tanınmış eserlerini Janoska stili ile yorumladığı bir programla dinleyicilerin karşısına çıkacak olan dörtlü, her kesimden müzikseveri bu konsere davet ediyor.

opus

SİRKE VE MÜZİKTEN OLUŞMUŞ BİR DÜN DÜNYASI

“Sıradışı” temasıyla 45. İstanbul Müzik Festivali müzikseverlere yepyeni bir deneyim daha yaşatacağı Opus 2 projesini sunuyor. Sıradanlıktan kaçınarak kendi sesini yaratma tutkusuyla yola çıkan Debussy Quartet’in sirk sanatına yeni bir pencereden bakan Circa ile bir araya geldiği gösteri 20 Haziran Salı akşamı ENKA Vakfı gösteri sponsorluğunda Zorlu PSM Drama Sahnesi’nde. Tek elinin üstünde amuda kalkan, trapezde sallanan, havada uçup taklalar atarken sahnenin bir ucundan diğer ucuna atlayan cambazların gösterilerindeki alışılagelmiş sirk müzikleri yerine Şostakoviç’in dramatik, lirik ve ironik müziği ile Yaron Lifschitz yönetiminde oluşturulan koreografi dans, tiyatro ve sirk arasındaki sınırları kaldırıyor. Gerek ideolojik gerekse biyografik mesajlarının yoğunluğu ile bilinen Şostakoviç’in yaylı çalgılar dörtlüleri, Debussy Quartet üyeleri tarafından kâh yalın ayak, kâh gözleri bağlı bir şekilde muhteşem bir akrobasinin ortasında seslendirilecek.

BUNLARDA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR