gaye-kapak

Gaye Taşkan

“İnsanlar hızlı trenlere biniyorlar, ama ne aradıklarını bildikleri yok. Koşuyor, heyecanlanıyor, dönüp duruyorlar…” dedi. Sonra ekledi:
“Bunca çabaya değse bari…”

Sizde bu koşuşturmaca içerisinde kendinize biraz vakit ayırabilirseniz küçük prens sinema salonlarında sizler ile buluşmayı bekliyor olacak…

Dünya tarihinde yaşadığımız son yüzyıla tekabül eden sürecinde en sevilen çocuk romanlarından biri olan Fransız yazar ve pilot Antoine de Saint-Exupéry‘in Küçük Prens’i Kung Fu Panda filmi ile Oscar adayı olan Mark Osborne’un yönettiği uzun metraj büyük bütçeli bir animasyon filmi olarak karşımızda.

Mark Osborne Küçük Prens gibi büyük bir hayran kitlesine sahip bir eseri filme çevirirken büyük bir kumar oynamış oldu aslında. Küçük Prens kemik hayran kitlesi ile belirli bir gişe sayısını yakalayacağı herkes tarafından bilinen bir gerçek olsa da Günümüzde çoğu insanın koleksiyonerliğini yaptığı Küçük Prens kitapları, insanların tenlerinde kadar işlemiş dövmeleri, bütün zamanlarına etki etmiş olduğu saatleri, kitap okurken onlara eşlik eden Küçük Prens kupaları ve sayamayı unuttuğum daha nice şey ile Küçük Prens‘i kendisinden bile daha iyi tanıyan insanların var olduğunu düşünürsek filmin hayal kırıklığı yorumları alma ihtimalide yüksek görünüyor.

Filmde Küçük Prens’in okurlarında bıraktığı etkiyi ve okurun dünyası ile Küçük Prens’in dünyasının aslında ne kadar paralel olduğunu daha keskin metaforlar ile yansıtmak, aynı zamanda hikayenin günümüz ile bağlantısını kuvvetlendirme adına banliyöde kızı ile yaşayan ve kızının istediği okulu kazanması için küçük kız üzerinde baskı kuran anne figürü ve yaşadığı dünyadaki güzelliklerden habersiz sürekli annesi tarafından yönlendirilen küçük kız romana ek olarak filmde karşımıza çıkmakta. Eğer sizde en az benim kadar Küçük Prens hayranı iseniz bu eklemeler yapılırken kitaptan uzaklaşmamaya Küçük Prensin öğretilerini vurgulanmaya çalışması eklenen karakterlerin kitaba uyumunu kuvvetlendirilmiş olduğunu muhtemelen hissedeceksinizdir.

Filmin kitapla buluşması küçük kızın yeni taşındıkları evde yan komsu ile tanışması ile başlar. Film boyunca bu noktadan sonra en çok dikkatimi çeken şey ise çoğu uyarlamada özellikle dikkat ettiğimiz metine sadık kalınma kısmı ise gayet başarılı bir şekilde işlenmiş durumda.

Geleneksel 3D tarzda büyük gözlü insanlar ve future tasarımların yansıtıldığı anime dünyasından kitabın orijinal hikâyesinin yazar tarafından ilk basımdan itibaren suluboya el işçiliği ile yansıtılan dünyasınınsa geçişin 2D stop motion anime ile gerçekleştirilmesi ile kitabın ruhu filme son derece başarılı bir şekilde entegre edilmiş olduğunu söylemeden geçememeğim.

Küçük prens benden birazda kendisine olan bağlılığım ve hayranlığım ile tam not alan bir anime filmi oldu.
Kısacası bu hafta sinema salonlarında harika bir kitap, bir parça mizah biraz heyecan güzel yeteneklerin ellerinde harmanlanmış ve Hans Zimmer müzikleri eşliğinde sunulmuş bir 106 dakika sizleri bekliyor olacak..

BUNLARDA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR