Özlem Özgür Özcan / ozgur@sanatindibi.com

Seçime günler kaldı. Siyaset konuşmaktan, gündem analizi yapmaktan hepimizin içi yaşlandı, dost sohbetlerinin üzerinde Ankara grisi bir hava geziyor. Umudumuz tam, şükürler olsun onu kaybetmedik. Bi tutunduğumuz dal umudumuz kaldı, onu da kimsenin almaya gücünüz yetmez eve’lallah. Ama ben sıkıldım, ben yoruldum, ben yıldım. Hayat benzersiz, sonsuz renklerle doluyken bana reva görülen grinin bir kaç tonundan gına geldi. Yeter be! “Tamam” yeter artık!

 

Bu bezginlik bu yorgunluk öyle erken seçim süreci ile açıklanacak kadar da münferit değil. Yıllardır süregelen, “kereste gibi adamların” hayatımdaki renkleri griye boyamasının bezginliği bu. Bezdim yahu ben sizin yüzüme yüzüme salladığınız o çirkin kıllı parmaklarınızdan. Ben renk istiyorum, güneşin sarısını, elmanın kırmızısını, yaprağın yeşilini, gökyüzünün mavisini istiyorum. Sanat konuşmak istiyorum ben, bilimden söz etmek istiyorum, teknolojiden, aşktan, kadınlardan, erkeklerden, havadan sudan… Nefes almak istiyorum be!

Siz kimi, kimin yerinden ediyorsunuz? Sizin o korku imparatorluğunuzun devri bitti.

Seçime kalmış şurada 3 gün, dün önüme Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Devlet Konservatuvarı tahliyesi ile ilgili saçma sapan gerekçelerin sunulduğu haber düştü. Bana bakın eciş bücüş ihtiyarlar! Öyle biriniz ikiniz değil, sandıktan çıkan hepiniz. Azınız, çoğunuz, iktidarınız, muhalefetiniz, azınız çoğunuz, sebep olanınız engel olamayanınız, sağınız, solunuz, önünüz, arkanız artık sobe, artık yalandınız, kaçamazsınız, saklanamazsınız. Her kim varsa bu tahliye kararının arkasında, amirinden memuruna her biriniz, bana bakacaksınız beni dinleyeceksiniz. O sakıncalı bulduğunuz kurum sizden önce vardı ve sizden sonra da var olmaya devam edecektir.

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Ünversitesi, Ressam Osman Hamdi Bey tarafından Sanayi-i Nefise Mektebi adıyla kurulalı 136 sene oluyor. O “sakıncalı” bulduğunuz ve tahliyesini istediğiniz binada 32 yıldır sanatçı yetiştiriliyor, sanat icra ediliyor. Siz kimi, kimin yerinden ediyorsunuz? Yok öyle yağma, saygılı olacaksınız. Hiç olmadığınız kadar saygılı olacaksınız artık. Sizin o korku imparatorluğunuzun devri bitti. Bu seçimi alırsa alsın kapandı o ihtiyar devriniz. Korku duvarları aşıldı beyler, heybetiniz yerlebir.

 

Bana bakın efendiler! 

Önce o kıllı parmaklarınızı indireceksiniz. İnsana, düşünceye, sanata ve bilime saygı duymayı öğreneceksiniz. Sizden yüzyıl önce bu topraklarda açan çiçeklerin tarlasına o çirkin, estetikten nasibini almamış kirli ayakkabılanrınızla giremezsiniz. Sanata, renklere, seslere saygı duyacaksınız. Bu topraklarda “sakıncalı” bir durum varsa; o da sizlersiniz. Yalan ile dolan ile kararmış kalpleriniz asıl sağlığımız için sakıncalı olan. Bu topraklarda birlikte rengarenk yaşayacaksak eğer, siz değişeceksiniz, dönüşeceksiniz, renkleneceksiniz. Yok öyle taraf olmayan bertaraf olur yalanları, rengimiz belli olsun teraneleri, gömlek değiştirme hileleri. Artık yeter! Siz kendinize geleceksiniz. Bana bakacaksınız efendiler, beni dinleyeceksiniz. Bunun başka oluru kalmadı.

 

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi sizin  yediğiniz ilk nane de değil üstelik. Hacettepe Üniversitesi, Ankara Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi ve daha niceleri var geçmişinizde.  16 yıldır (bu benim yaşımın yettiği, parmakla saydığım kadar) tepemizde kereste gibi adamlar sanatsız sepetsiz, bilimsiz, bilgisiz, ilimsiz, irfansız geziyorsunuz. Babanızın çiftliği mi bizim hayatlarımız, tapulu malınız mı benim tertemiz geleceğimiz? Eğer bir yol gösterecekseniz, önce o ata binmeyi öğreneceksiniz efendiler, düştüğünüz günleri biliriz, daha beter düşeceğiniz günler de yakındır. Siz bu kafayla giderseniz daha çok attan düşüp eşeğe binemeyecek hallere gelirsiniz.

 

Saygı duyacaksınız, hile yapmayacaksınız, elinizi atalarımızın kurduğu renk havuzlurından çekeceksiniz. Bizim havuzlarımız başka havuzlara benzemez ihtiyarlar, nefesinizi keser parlak renklerimiz, aklınızı alır sesimiz. Neye uğradığınızı şaşarırsınız. Uğraşmayın bilimle, eğitimle, gençlikle hele hele sanatın gücüyle.

Yarattığınız karanlık canavar, bizler kadar insaflı olmayacak attan düştüğünüzde.

Neden biliyor musunuz? Bal gibi de biliyorsunuz; o elinizi, dilinizi uzattığınız yaşamlarımızın aslında sizin de yaşama garantiniz olduğunu. O dönüştürdüğünüz avenenizden bizden daha çok korkuyor, sonunuzun sandıktan değil de onların ellerinden olursa diye ödünüz kopuyor. Evet efendiler, bu topraklarda bizler ve sizle varız artık. İyiler ve kötüler, renkler ve griler… Sizler; bizlerden değil, yarattığınız geometrik çoğunluktan, tepemize çöken kötülükten, ellerinizle yoğurduğunuz tatsız tutsuz hamurdan, elinize yüzünüze bulaştırdığınız çamurdan  daha çok korukyorsunuz. Korkun da! Yarattığınız karanlık canavar, demokrasinin kılıcı kadar insaflı olmayacak attan düştüğünüzde.

 

Bana bakın şimdi efendiler! Önce o parmakları indirin, çenenizi kapatın ve elinizi “sanat”tan “sepet”ten çekin. Sanata hiç olmadığımız kadar ihtiyacımız var çünkü. Çünkü sürüklendiğimiz yer çok “sakıncalı”. En çok da sizin ihtiyacınız var , her gün sinkaflı küfrettiğiniz sanata, sanatçıya. Kendi iyiliğiniz için, sağlık ve selametiniz için daha fazla oynamayın renklerle, ışıkla, gelecekle, gençlerle. Bırakın çiçekler dalında, ışık ayarında, renkler yanyana, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Devlet Konservatuvarı yerinde kalsın. Rahatsız olan varsa yolu açık olsun, toplasın grilerini o gitsin.

BUNLARDA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR