İstanbul Kültür Sanat Vakfı tarafından “Tiyatro bir kez yaşanır” sloganıyla düzenlenen 22. İstanbul Tiyatro Festivali başladı.

4 Aralık’a kadar yerli ve yabancı 23 oyunu seyirciyle buluşturacak festival, ilk oyunu Komik Tiyatro ile bu akşam Uniq Hall’de seyirciyi selamlayacak. 18. yüzyıl İtalyan tiyatrosunun önemli ismi Carlo Goldoni’nin oyunu Piccolo Teatro sahneleyecek.

Oyunun yönetmen koltuğunda ise klasikleri güncel bir bakışla yorumlayan Roberto Latini var. Latini bu kez kez Goldini’nin tiplemelerinin ve maskelerinini ötesine geçerek özgün karakterlerle karşımıza çıkıyor. Komik Tiyatro’yu yönetmenini Roberto Latini anlattı..

* Piccolo Teatro ile Goldoni’nin oyunları arasında güçlü bir bağ var. Siz Komik Tiyatro’yu nasıl görüyorsunuz?

Klasikler güncel tiyatro için bir fırsat ve Goldoni de çağdaş tiyatro için en ilginç fırsatlardan biri. Milano’da Komik Tiyatro’nun sahnelenmesi zamanımızın tiyatrosuna uygun bir deneyim ile izleyicilere her zaman ulaşmayı amaçlayan bir geleneği korumak demek.

İtalyan tiyatrosunun geçmişini inceleyerek yeni formlar oluşturduğunuzu biliyoruz. Peki, Avrupa tiyatrosunun geleceğini nerede görüyorsunuz?

Şu an gerçekleşmek üzere olduğunu düşündüğümüz şimdiki zamanın yorumladığı her girişimi tiyatro olarak tanımlarız. Bu belki de sanatın kendisi. Her anda ve koşulda iletişim kurabilmek için ortak bir dil bulmamız gerek. Bir yolculuğun ortasındayız. İletişim inanılmaz bir hızda ilerliyor. İletişimdeki başarılar zaten başlıbaşına bir tiyatro, potansiyel tiyatro, tiyatronun gücü… Tiyatro bizi birarada tutmaya muktedir.

Klasiklerin çağdaş okumalarla yorumlanmasıı hakkında ne düşünüyorsunuz?

Tiyatro belki de en eski iletişim biçimi. Karşılaştığımız her insanda ilk gözlere dikkat ediyoruz ve görebildiğimiz kadar güveniyoruz. Göremediklerimizi görmek için tiyatroya gideriz. Klasikler, görünürlüğün ve görünmezliğin birleşimidir. Belirginliğin ötesinde görebildiğimiz her şey, performansa dönüşür.

Bize biraz maskelerin ötesinde karakterler yaratma sürecini anlatabilir misiniz? Sembolik bir anlatım mı var? 

Goldini üç aşamadan bahsediyor: karakter, aktör ve maske. Biz de şimdi dördüncüyü ekleyebiliriz ki o da farkındalıkla ilgili, o andan itibaren sahnede neler olup bittiğinin farkındalığı.

Tiyatro dışında hangi yaşam ve sanat alanlarından besliyorsunuz?

Şiir okurum, çünkü duyguları, hisleri, renkleri, ışıkları ve imgeleri kelimelere ve sessizliklere çevirmenin zorluğundan zevk alıyorum. Müzik dinlerim (düzenli olarak değişen türler). Ayrıca sporla ilgileniyorum.

Oyuncularla birlikte şekillenen kolektif yaratıcı süreç hakkındaki görüşlerinizi paylaşır mısınız?

Oyuncular ciddiyetle oynamak için davet edildi. Tiyatro, yetişkin hayatlarımıza misafir edebildiğimiz belki de tek şey. Muhtemelen oyunlar oynadığımız çocukluk yıllarımızdan mal kaçırabildiğimiz yegane olgu. Seyirci de buna dahil edilmeyi istiyor ve oyuncular bu süreci zedelemekten kaçınmayı becermek zorunda.

BUNLARDA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR