Arda AYDIN / ugurardaaydin@gmail.com

Biraz istatistik, biraz da istatistik. Malum, sezonun başlamasına az kaldı ve ne menem bir ülkede, ne koşullarda çalıştığımızı bilmek lazım! Şimdi Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde kültür sanat alanında faaliyet gösteren, göstermek isteyenler bi toplansın buraya.

Tiyatroyla başlamak istiyorum öncelikle, mesleki deformasyon malum:) Türkiye genelinde nüfusun %80’i hiç tiyatroya gitmemiş. Açıklıyorum; Bu şuna tekabül eder; araştırma hiç x…’ya gittiniz mi sorusu üzerine verilen cevaplar üzerinden yürüyor. Tiyatro için durum bu. Ancak bu istatistiğe, anaokulunda ya da ilkokulda toplu “götürülen” insanların cevapları da dahil lütfen dikkat.Yani tiyatroya hiç gitmemiş insan sayısı kaba bir hesapla 80 milyon diye baz alırsak, 67 milyon filan. Anaokulu çıkarsan 72 milyon. Kalan kemiksiz 8 milyon nüfusun ortalama oyun izleme sayısı 0,7 filan oluyor. Senede 50 oyun izleyen sayesinde bu rakama ulaşıyoruz. Salonların koltuk/kişi ortalaması 200 kişi olduğuna göre, gecede 50 ortalama bilete filan tekabül eder ki 50’lik salonda 10 biletli filan oluyor.

Tiyatroyu yaşatamadık. Peki. Ya sinema,”? O da çok tatlış rakamlarla adeta göz kamaştırıyor.Türkiye nüfusunun %56sı hiç sinemaya gitmemiş. Ortalama 45 milyon insan diyebiliriz. Bu cevaplara köy meydanındaki kurulan perde dahil. Sinema geldi mi?geldi. İzledim mi? İzledim. Yani sinemaya gittim mi? Gittim. Bitti. Beni de izleyen istatistiğine dahil edebilirsiniz. Bu çok kaba rakamların kabasını attığımızda ülkenin en fazla seyirci çeken sanat dalının izleyici sayısı 10 milyonu geçmiyor. Festivaller vesaireler olmasa bu rakam 7 milyona düşer. Ülkede 70 milyon sinemaya gitmiyor. Film izlemiyor değil, dikkat, sinemaya gitmiyor. Filmi televizyon da yayınlıyor, oradan izliyor ama para verip salon kapısından girmiyor. Ortalama izlenen film sayısı 0.2 filan.

Gelelim müziğe. Konser izlememiş insan yüzdesi %73. İzlemiş olan %27ye girmek için köy meydanında saz çalan adamı izlemiş olmak da yetiyor. 80 milyonun, 22 milyonu filan canlı çalınan bir enstrüman dinlemiş, ya da şarkı söyleyen insanı, her neyse. Tüm bu kaba hesabı sadeleştirelim. Köy meydanında saz çalan aşık, okul sahnesinde gitar çalan liseli ve tatil köyünde vakit geçirten piyanisti çıkarsak 8 milyon filan kalır. Bu 8 milyon da kaba bir hesapla ortalama senede 1 konsere ya gider ya gitmez.

Benim aldığım ortalamalara takılmadan okuyun lütfen çünkü aslolan rakamlar ilk verdiğim yüzdelik dilimlerdir.

Her neyse gelelim edebiyat dünyasının fosforlu pembe ışıklı dünyasına. Nüfusun %45’i hiç kitap okumamış. 36 milyon eder. Burada Paul Auster okumaktan bahsetmiyorum. Normal yazılı basılı bir materyal bahsettiğim. İlkokulda kitap okudun mu? Evet. Ne okudun? Hayat bilgisi, Türkçe, matematik filan. E okumuş işte.Hayır, bu istatistiğin verdiği öyle bir şey değil. herifçioğlu bayaa hiç okumamış. Sıfır. Okuma yazmayı kara tahtada sökmüş ama kitap yok.Kişi başına düşen kitap oranı filan yerlerde zaten, boşverin şimdi onunla da canınızı sıkmayın.

Gazete okumamış ve radyo dinelememişlerin oranı aynı, ne mutlu. %29. Ulan radyo bir yerde kulağına çalınır, ne bileyim, gazete de öyle. Ama yok. Ona da kulak kesilememiş ya da göz atmamış 23 milyon var. Vay anasını sayın seyirciler. Haftada 4 saat açıkhavada vakit geçirdiğimizi göz önüne alırsak bu rakamlar hiç de fena sayılmazskjsjsj.

Bu yazının özü şudur; bir oyun yapacaksanız, bir sinema filmine girecekseniz, bir konser filan düşünüyorsanız, kitap yazmayı düşünüyor ya da bir radyo programına başlamayı ya da daha fenası radyo kurmayı istiyorsanız bir daha düşünün. Tüm bu saydığım alanlarla etkileşim halinde olan toplam 10 milyon insan var ülkede. Oyun için sezonda minimum 3000 kişi. Sinema için minimum 1,5 milyon, konser için minimum 50000 kişi, kitap satmak için minimum 100000 kişi, radyo programı dinletmek için minimum 250000 kişiye ihtiyacınız var.

Bu rakamları toplayan insanların da bu işleri yapanların %10u filan olduğunu düşünürseniz, allah yar ve yardımcınız olsun. Sevgiyle:)

BUNLARDA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR