Seray ŞAHİNLER DEMİR / seray@sanatindibi.com

Klasik müziğe emek veren sanatçılarımız son yıllarda hak ettiği yerlerde, ilgi olması gereken düzeyde… Ülke içindeki konserlerin sayısı -her ne kadar istenilen düzeyde olmasa da- artıyor, farklı illerde klasik müzik festivalleri düzenleniyor, konserler veriliyor. Dünyanın birçok yerinde saygın orkestralarla verilen konserler, orkestraların yaptığı turneler gurur verici. (Tabi buradaki oluşumların -çoğunlukla- özel kurumların desteğiyle olduğu vurgulamak da fayda var.) Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası (BİFO) ekim ayında Almanya, Avusturya, Slovenya ve İsviçre’yi kapsayan bir turneye hazırlanıyor. İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası şu sıralar Güney Amerika turnesinde…

Usta isimlerin yanı sıra konsertavutar eğitimi alan öğrencilerin de özellikle Avrupa’daki prestijli ödüllerde aldığı derecelere her gün bir yenisi ekleniyor.

Bazı usta isimler var ki onlar da göğsümüzü bir hayli kabartıyor. Bunlardan birisi de başarısı dünyaya yayılan çello sanatçısı Çağ Erçağ.

Erçağ, son olarak ünlü orkestra şefi Alan Gilbert’ın veda konserleri kapsamında düzenlenen “Dayanışma Konseri”nde; New York Filarmoni Orkestrası ile birlikte çaldı ve, konser kapsamında efsane isimler Yo-Yo Ma ve Wynton Marsalis ile aynı sahneyi paylaştı. Konser yoğunluğunu üzerinden atan Çağ Erçağ ile konuştuk. “Orada yaşadıklarım daha çok duygusal ve ruhani hislerdi” diyen sanatçıya konserin perde arkasını sorduk.

Sanatın Dibi’ne konuşan sanatçı davetin Borusan Kültür Sanat Vakfı’ndan geldiğini belirterek şöyle konuştu: “Dünyanın farklı yerlerindeki orkestralar ve müzisyenlerle çalışmak bana her zaman kendimi geliştirmek, yenilemek açısından katkı sağlamıştır. Ayrıca konserin amaçlarından olan dünyadaki barışa katkı sağlamak temasından dolayı da duygusal yönden de ayrı bir katkı sağlamıştır.”

BARIŞA KATKI SAĞLIYOR

Bu tip organizasyonların farklı kültürlerden gelen sanatçıları ve izleyicileri bir araya getirerek barışa katkı sağladığını, sanatsal paylaşım açısından da önemli olduğunu vurgulayan sanatçı “Bizler yaptığımız sanat ile aslında bir nevi insanlar arasında bir köprü vazifesi de görüyoruz. Hem kendi açımızdan hem de farklı milletler arasındaki mesafeleri sanatın birleştirici gücü ile aşmamız bence çok önem taşımaktadır” diyor.

DESTEKLENENLER BİR ADIM ÖNDE

Girişte de belirttiğim üzere son yıllarda ülkemizden çok sayıda sanatçı klasik müzik alanında önemli organizasyonlarda yer alıyor. Erçağ’a bu noktada “Sizce uluslararası arenada “Biz de varız” diyecek noktaya geldik mi?” sorusunu yöneltiyoruz. Sanatçı şu yanıtı veriyor: “Dünyada yer alabilmemiz için hem bilgi olarak hem de icracı olarak alanımıza son derece hakim olmamız gerekir. Tabi burada önemli detaylar var. Örneğin diğer ülkeler baktığımızda (Özellikle Avrupa) birçok genç müzisyenin devlet veya özel kuruluşlar tarafından desteğini görürüz. Hem enstrüman hem eğitim desteği alan bu ögrenciler tabi ki bizim gibi ülkelere bakıldığında bir adım önde başlamış oluyorlar maalesef. Ben kendimi bu anlamda şanslı görüyorum, neden derseniz yaklaşık 15 yıldır Borusan Ailesinin bir parçasıyım ve bana gerek enstrüman gerek albüm çalışmalarım, yurt içi yurt dışı konserlerimde bana hep destek olmuşlardır. Ben de bu desteklerine karşılık hem insanlığım hem de çalışmalarımla beklentilere cevap vermek için daha fazla çalışmaya devam ediyorum. Bu anlamda desteğini arkamda her zaman hissettiğim Borusan Holding adına sayın Ahmet Kocabıyık’a Zeynep Hamedi’ye özellikle bu müthiş rüyanın gerçeğe dönüşmesinde emeği geçen Borusan Kültür Sanat Vakfı Genel Müdürü Ahmet Erenli ve koordiantör Sacide Erkman’a en içten teşekkürlerimi ve sevgilerimi belirtmek isterim.”

Dileriz özellikle devlet kurumları başta olmak üzere sanata ve sanatçıya verilen maddi, manevi destekler katlanarak çoğalsın…

Çağ Erçağ, konser sonrasını sosyal medyada paylaşmıştı. 

BUNLARDA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR