Seray ŞAHİNLER DEMİR / seray@sanatindibi.com

Yayın dünyası Türk edebiyatının mihenk taşlarından olan fakat bugüne pek ulaşmayan yazarları tekrar gündeme getiriyor. “Çok satanlar” ve “günceller” arasında yönümüzü kaybettiğimiz şu dönemde, türünün en güzel örneklerini vermiş büyük yazarları okumak çölde vaha gibi…

Tanzimat’tan başlayarak Cumhuriyet’in ilk yıllarına ardından 1940’lı yıllardan 70’lere uzanan edebiyat yolculuğunda farklı mecmualarda tefrika edilen fakat yayımlanmayan romanlar, gazetelerde yayımlanan köşeler, dergilerde yer bulan öykü ve denemeler peşi sıra yayımlanıyor. Sadece bunlar değil elbette.. Döneminde yayımlanan romanların gözden geçirilmiş yeni baskıları bugünün okuruyla buluşuyor.

Bu isimlerden biri Türk edebiyatının üretken kalemlerinden Oktay Akbal… Şimdi, hepimiz için Oktay Akbal’ı keşfetme zamanı. Doğan Kitap, doğumunun 95.yılında aralarında Suçumuz İnsan Olmak, Garipler Sokağı, Batık Bir Gemi, Düş Ekmeği, Bir İnsan Ormandır gibi roman; Ey Gece Kapını Üstüme Kapat, Tarzan Öldü gibi öykü ve Şair Dostlarım gibi anı kitaplarının olduğu Oktay Akbal eserlerini yayımlıyor.

Öncelikle kitapları yayına hazırlayan Sevengül Sönmez ile sohbetimize değinmek istiyorum. Akbal’ın “Büyük, önemli şairlerle, yazarlarla aynı çağda yaşamış olmanın mutluluğunu duyuyorum” sözlerini hatırlatan Sönmez, gerek tanık oldukları gerekse yazdıklarıyla kültür hayatına ve okuma kültürüne büyük katkısı olduğunu söylüyor.

Sönmez’e göre yazarın meselesi küçük insanla ilgilenen köklü bir arayış…

“Oktay Akbal yine kendi deyişiyle “yaşama anlam kazandırmaya” çalışan bir yazar olarak kendinden yola çıkarak insanların evrensel yanını bulmaya çalışır. Bu tavırla yazdığı öyküler ve romanlarda dönemin pek çok yazarı gibi “küçük insan”la ilgilenir, ama ilgisi giderek daha köklü bir arayışa gider.

Yine gazeteci bir yazar olarak kendinden önceki edebiyat geleneği de ekleniyor. Gazetecilikten çok şey öğrenen bir edebiyatçı olduğunu da kendisiyle yapılan söyleşilerde sıkça yineliyor. Bütün bu özellikleriyle değerlendirildiğinde Oktay Akbal, günümüz okurunun yeniden tanıması gereken bir yazar. Doğan Kitap da bütün bunları düşünerek Oktay Akbal’ın eserlerini yayımlıyor. Edebiyat hemen tüm türlerinde eser veren Oktay Akbal’ın romanları yayımlanacak ardından da öyküleri ve anıları gelecek.”

Gelelim romanlara…

Doğan Kitap, Akbal külliyatından “Suçumuz İnsan Olmak” ve “Garipler Sokağı” romanlarını yayımladı. Ben “Suçumuz İnsan Olmak” için bir pencere açmak istiyorum… Akbal’ın 1958 yılında TDK Roman Ödülü’nü kazandığı romanı “Suçumuz İnsan Olmak” Nedret ve Nuri arasında geçen yasak aşk öyküsü… Anlatılan ayrı dünyalardaki iki hayatın yasak bir aşkta, çaresiz bir arzuda birleşen hikayesi.

Mutsuz evlilikleri içinde sıkışıp kalan Nedret ve Nuri’nin yolları tesadüfen kesişir. Ankara’da sıradan bir yaşam süren memur Nuri, bir gün tesadüfen evinde bulaşık yıkayan “yeşil önlüklü, sarışın” Nedret’i görür. Görür görmez Nedret’in aşkı sarar benliğini. Onu düşünmeden bir anı bile geçmez. Nedret’in de ilgisini çekmiştir bu “yabancı.” Bir gün tesadüfen yolları kesişir. Nedret temkinli olsa da Nuri’nin gözü karalığı büyüler onu. Kendinden bir hayli büyük bir adamla evli olan Nedret’in sıradan yaşamı, kendi gibi evli olan Nuri ile kendini tamamlamaktadır.

“Yasak aşk” Tanzimatla başlayan Türk romanında sıkça işlenen bir konu. Hemen her dönemde güncelliğini koruyan kadın-erkek ilişkileri, sıradan insanların arayışlarla geçen hayatları, mutsuz evlilikler, mutluluğu arayanlar, sonunda hep yalnız kalanlar… 1940’lı yıllarda geçen ve 140 sayfadan oluşan “Suçumuz İnsan Olmak” aslında hepimizin öyküsü. Yazar günlük telaşemizde farkında olmadığımız, bazen yaşadığımız bazen tanık olduğumuz anları ve kişileri yansıtıyor.

Etrafımız yüzlerce Nedret ve Nuri var ve bunlardan biri aslında biziz. Kırılganlıklar üzerinde dengeyi tutturarak hayatta kalmaya çalışmak, kalabalıkların arasında mutluluk kırıntısı aradığını zannederek hayata karşı direnç göstermek hepimizin sorunsalı. Fakat gün sonunda Hasan Özkılıç’ın deyimiyle “Sonunda herkes yalnız.”

Oktay Akbal’ın bugünü yakalayan dili, romanın meselesine başarıyla hizmet ediyor. Romanlarında da “an”lara odaklanan Oktay Akbal, “Yaşamı Yeniden Kurmak” başlıklı yazısında romanla ilgili düşüncelerini “Bir romanı ‘yaşanmış’ gibi etkileyici yapan, okurları da o ‘yaşanmış’ serüvenin içinde yaşatan, yalnızca yazarın anlatım ustalığıdır” sözleriyle anlatıyor.

Oktay Akbal romanlarıyla yeni tanışan bir okur olarak bugün edebiyatta bir Oktay Akbal ekolü olduğunu düşünüyorum. Günlük insanların, sıradan hayatları içindeki sıradışı yaşanmışlıkları, tevazuyla yazar öykü, roman ve deneme yazarları hala var… İpuçları okurlarda gizli…

Romandan;

“Sadece kendini düşünmek gereği duyuyordu. İnsan, mutluluğu ancak kendi eliyle yakalarım. Ya sen, ya başkası! Biri ezilir, öteki ezerdi. Biri sevinir, öteki ağlardı. Bir kaybeder, öteki kazanırdı. Bu, böyleydi. Böyle olması tabiatın işiydi. Kimsenin suç yoktu. Olsa olsa belki insan olmaktaydı suç.”

BUNLARDA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR