İstanbul Modern, Nobel Edebiyat Ödülü almış yazar ve şair portreleri ile uluslararası alanda tanınan fotoğraf sanatçısı Lütfi Özkök’ün arşivinden bir seçkiye ev sahipliği yapıyor.

HARUN KARABURÇ

Google’da Samuel Beckett, Nâzım Hikmet hakkında arama yaptığınızda karşınıza çıkan ikonik portrelerinin kime ait olduğunu biliyor muydunuz? Uluslararası üne kavuşmuş yazarların, şairlerin kısaca edebiyatçıların portreleri nasıl ortaya çıkmıştır hiç düşündünüz mü? Ya da bu karelerin arkasında anlatılan hikayelerin peşine düştünüz mü hiç? Mesela Jorge Luis Borges, Pablo Neruda, Michel Foucault, Atilla İlhan, Behçet Necatigil, Aziz Nesin… Cevabınız hayır ise sizleri İstanbul Modernde açılan Lütfi Özkök Portreler sergisine davet edelim.

BİR RÜTBEYE ERİŞMEK GİBİ

Küratörlüğünü İstanbul Modern Fotoğraf Galerisi Yöneticisi Demet Yıldız’ın yaptığı sergide, yazar ve sanatçı portreleri ile uluslararası alanda tanınan fotoğraf sanatçısı Lütfi Özkök’ün hayatını geçirdiği Stockholmdeki arşivinden derlenen 80 ismin portresine yer veriliyor. Özkök’ün edebiyat dergilerinde fotoğraf çekmeye başladığı 1950lerden 1990ların sonuna uzanan döneme ait fotoğrafları görmek mümkün. Bu fotoğraf seçkisinin en ilgi çekici özelliği ise portreleri çekilen yazarların birçoğunun daha sonra Nobel Edebiyat Ödülü kazanmış olması.

Öyle ki İsveç’in en yüksek tirajlı gazetesi Aftonbladet, 25 Eylül 1991 tarihli sayısında kültür ekinin dört tam sayfasını Lütfi Özkek’e ayırıyor ve “Nobel Edebiyat Ödülü’nü Lütfi Özkök veriyor” başlığını kullanıyor. Nobel almış birçok yazarı çekmiş olması, o çektikten sonra Nobel almış olmaları Özkök’e ayrıcalıklı bir itibar kazandırıyor. Yazarlar da fotoğraflarının onun çekmesine çok önem veriyor. Dagens Nyheter kültür sayfasında tanınmış gazeteci Bo E Akermark, “Lütfi Özkök tarafından portresi çekilmek bir rütbeye erişmek gibi bir şey” diye yazıyor.

Sergide başka hangi yazarların portrelerini göreceğim diyenler için de şöyle kısa bir liste yapmış olayım: René Char, Enis Batur, Özdemir İnce, Orhan Pamuk, Aziz Nesin, Güven Turan, Jorge Luis Borges, Andre Breton, Paul Celan, Artur Lundkvist, Maria Wine, Pablo Neruda, Nadine Gordimer, Hüsamettin Bozok, Wifredo Lam, Gunnar Ekelöf, Czestaw Mitosz, Sabahattin Kudret Akal, Oktay Akbal, Man Ray, William S. Burroughs, Andre Malraux, Michel Foucault, Yasunari Kawabata, Harry Martinson, Oktay Rifat, Fazıl Hüsnü Dağlarca, Doğan Hızlan, Ferit Edgü, Naim Tirali, Salah Birsel, Refik Durbaş, Demir Özlü, İlhan Berk, Talat Sait Halman, Atilla İlhan, Behçet Necatigil, Orhan Duru, Sennur Sezer… Özkök, sadece şair ve yazarların fotoğraflarını çekiyor. Tanınmış kişilerin, starların, prenseslerin fotoğraflarını ne kadar yüksek ücret teklif edilirse edilsin çekmiyor. Özkök’ün aynı zamanda şair olması, edebiyat ve sanat dünyasının içinde bulunması ve bu kişilerle çekimden önce sohbet etmesi ortaya çıkan karelere de yansıyor.

İSVEÇ’TE BİR TÜRK VAR

Özkök’ün Nâzım Hikmet’ten sonra en ikonik fotoğraflarından biri Samuel Beckett. Samuel Beckett fotoğrafının hikayesi güzel. Özkök, Beckett’in fotoğrafını çekmek için 1961’de Paris’e yayıncısına gidiyor. Beckett’i çekmek istediğini söyleyip adresini istiyor ama yayınevi bunun gizli bir bilgi olduğunu söyleyip Özkök’ü geri çeviriyor. Orada daha önce fotoğrafını çektiği başka bir yazarla karşılaşan Özkök, ondan yardım alıyor ve birlikte Beckett’e bir mektup yazıyorlar. Beckett’ten verilen adresi gelmesini isteyen bir cevap alıyor. Samuel Beckett çok az fotoğraf çektiren birisi. Başlarda Özkök’ün isteğine de pek sıcak bakmıyor. Uzun sohbetler sonunda kazanan Özkök oluyor. İkonik Samuel Beckett fotoğrafları böylece ortaya çıkıyor. Fotoğrafları Beckett de çok beğeniyor ve ikili arasında yıllarca süren bir dostluk filizleniyor. Beckett’in çok sayıda fotoğrafını çekiyor.

Sergide Samuel Beckett portrelerinin altında yazan şu anekdot da oldukça hoş:

Yıl 1967. Kültür sanat servisi redaktörleri Nobel Ödülü’nü kazanma olasılığı güçlü yazarlar hakkında dosya hazırlamaktalar. Samuel Beckett gene en fazla şans tanınan adaylar arasında sayılıyor. Life dergisi, fazla gecikmeden yazarın fotoğrafını çekmek istiyor. Redaktör telefon edip bir fotoğrafçı göndermek istediğini bildiriyor. Samuel Beckett, redaktörü çok kısa ve kesin bir ifadeyle yanıtlıyor:

“İsveç’te bir Türk var. Ondan isteyin.”

Aziz Nesin evliya gibi adamdı, alevleri bile yendi

Lütfi Özkök portresini çektiği Aziz Nesin için şu sözleri kaleme alıyor: “Şiirde ekmek sözcüğünün kullanılmasının bile insanın başını belaya sokması için yeterli olduğu dönemlerdi. Sözcükleri tartarak, iki kere düşünerek kullanıyorduk ama Aziz Nesin, keskin mizahıyla bizim aklımızdan geçirmeye bile korktuğumuz şeyleri yazıyordu. Ben onu her zaman bir kahraman olarak gördüm ve hala da öyle görmekteyim. Cesaret dolu yüreğiyle bin bir belayla uğraştı, hepsinden galip çıktı. Evliya gibi adamdı, alevleri bile yendi.”

Şair Bülent Ecevit’i de çekmiş

Sergide dikkat çeken portrelerden biri de Bülent Ecevit’e ait. Altında şöyle yazıyor:

“Lütfi Özkök, edebiyat kadar siyasetteki gelişmeyi de izlemekteydi. Bülent Ecevit’in 1970’lerdeki çıkışı onu umutlandırmıştı. 12 Eylül askeri rejiminin Bülent Ecevit’i tutuklayıp yargılaması Lütfi’yi (Özkök) sarsmıştı. Bunun üzerine Anne- Marie ile Bülent Ecevit’in şiirlerini çevirmeye başladılar. Bülent Ecevit, Olof Palme’nin davetlisi olarak 1982’de Gabriel García Marquez’in Nobel Ödülü törenine katılmak üzere Stockholm’e geldiğinde Lütfi Özkök’ü de ziyaret etti. O mütevazı mutfakta Viyana çöreği yiyip çay içtiler. Lütfi (Özkök) o gün şair Bülent Ecevit’in portresini de çekti. Ve nihayet Bülent Ecevit’ten seçme şiirler 1983’te Danimarka’da Bugün/Yarın adıyla yayımlandı.”

Lütfi Özkök kimdir?

Lütfi Özkök 1923 yılında Feriköy’de doğdu. 1942 yılında arkadaşları Sabahattin Kudret Aksal, Fahir Onger ve İlhan Arakon ile birlikte Sokak dergisini çıkardı. 1943 yılında Viyana Üniversitesi’nde Germanistik öğrenimi gördüğü sırada savaş nedeniyle 1944’te Türkiye’ye döndü. Beş yıl sonra Fransa’da, Sorbonne’da okuduğu sırada sınıf arkadaşı İsveçli Anne-Marie Juhlin ile evlenerek, İsveç’e yerleşti. 1953 yılında Lasse Södeberg ile birlikte “Ekmek ve Sevda” (Brödet och Kärleken) adlı Türk Şairleri Antolojisi’ni hazırladı. Antolojide Orhan Veli, Melih Cevdet Anday, Fazıl Hüsnü Dağlarca ve Oktay Rifat’ın şiirleri yer aldı. Özkök, 1977 yılında İsveç Kraliyet Akademisinin Sanat Ödülü’nü kazandı. 1986 yılında Meksikoda 37 ülkeden 207 yazar portresi sergisini düzenledi. Bundan bir yıl sonra, Beyoğlu Yapı ve Kredi Bankası Sanat Galerisinde 20si Türk 100 yazar portresi sergisi açıldı. 1996 yılında İsveç Akademisi Ödülü’nü alan Lütfi Özkök’ün, 1998de İstanbul Maçka Sanat Galerisinde “Çağdaş Yazar Portreleri” sergisi açıldı. Nobel ödüllerinin dağıtıldığı hafta Nobel Ödülü kazanan 30 yazarın portresi, İsveç Akademisi Kütüphanesinde sergilenmeye başladı. 2002 yılında İrlandalı-Fransız yazar Samuel Beckett ve Beat Kuşağı’nın efsanelerinden ABDli William S. Burroughsun portreleriyle Fnac Fotoğraf Koleksiyonunun sergilerine katılan Özkök, İsveç Hükümeti tarafından Illis Quorum Liyakat Madalyası ile onurlandırıldı.

Lütfi Özkök 2009da ise Avrupa Günü’nde İsveç’te Yılın Avrupalısı seçildi. 2010 yılında Nobel Müzesinde Nobel Ödülü kazanmış 35 yazarın portresinin yer aldığı sergisi açılan Lütfi Özkök, 2017de, Stockholmde hayatını kaybetti.

BUNLARDA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

  • GÜNDEME TAKILANLAR

Ömer Koç koleksiyonundan 500 yıllık çini maşrapa çalındı

  • GÜNDEME TAKILANLAR

Merve Kaçmış’ın intihar mektubu ortaya çıktı… “Ben yapmadım, masumum”

  • TELEVİZYON

Netflix’in Osmanlı dizisi Rise of Empires Ottoman’ın fragmanı yayınlandı