nejatkapakkitap

Seray ŞAHİNLER DEMİR / seray@sanatindibi.com

Aslında ünlü isimlerin yaşam öykülerinden yola çıkarak kaleme alınan yazılara pek ilgi duymam. Bizi çok fazla ilgilendirdiğini de düşünmem. Fakat Nejat İşler’i, -varlığını pek hissettirmese de- zihnimizin bir köşesine almış, orada besleyip büyütmüşüz. E bir de hepimizin üzüntü ve endişeyle takip ettiği hastalık süreci var. Hal böyle olunca “Gerçek Hesap Bu” kitabını yayımlandığı ilk gün aldım, okudum. İtiraf edeyim, çok sevdim.

1972 doğumlu olan sanatçı öncelikle isminin serüveniyle giriyor olaya. Samanyolu’nun ana karakterlerinden esinle anne ve babası isminin Nejat olmasına karar vermiş. Fakat dedesi, kandil ve özel günlerde okunan mevlidin adının ‘Necat’ olması vesilesiyle soluğu nüfus müdürlüğünde almış ve adını Necat olarak kaydettirmiş. 3 ablası olan Necat, 29 Şubat akşamı Eyüp Devlet Hastanesi’nde dünyaya gelmiş.

Hayatını rock’n roll ve Marksizm üzerine kurduğunu söyleyen Nejat İşler’in serüveni işte böyle başlıyor…

Bir solukta okunup çevrilen sayfalarda çocukluk yıllarına giriyoruz yavaştan. Dedesiyle ramazanda Suriçi’ne yaptığı ziyaretlere, ailesiyle yaptığı iftarlara, “Muhammed Ali maçları kadar seviyorum” dediği sahur vaktine, dedesiyle karşılıklı okuduğu manilere dek keyifli bir çocukluk geçirdiğine tanık oluyoruz.

Sırayla sünnetini, 1980 darbesi ve sonrasında hatırında kalanları, öğrencilik yıllarındaki iş girişimlerini, oyunculuk yıllarını, figüranlıktan başrollere uzanan dizi ve sinema serüvenine tanık oluyoruz. Doktor’la tanışıyor, Tezgah’ta neler dönmüş onları öğreniyoruz. Thelma ile yadığı kaçamağı, korsan cd satarken karakoldaki polisle geçen diyaloğunu okuyoruz. Oyuncu,- ya da artık yazar demeliyiz- kah Fenerbahçe tribününde yaptıklarıyla fanatik taraftarlığını, kah “Keşke seninle daha fazla zaman geçirseydik” diyerek Tuncel Kurtiz’e olan özlemini dile getiriyor.

Yazar, Şehnaz Tango, Barda, Kaybedenler Kulübü, Behzat Ç. serüvenini de paylaşıyor okurla. Kaybedenler Kulubü’nü, “çok güzel zamanlardı”, Behzat Ç.’yi ise “kendimi çok iyi hissediyordum” sözleriyle anlatıyor. Gülbeyaz dizisiyle geniş kitlelerle buluşmuştu Nejat İşler. Son sayfaya dek, mutlaka Kazım Koyuncu ile ilgili bir anısı olmalı diye bekledim. İlla bir anıları olmasına gerek yok, fakat iki güzel adamı tek öyküde görmek isterdim diye düşündüm. Fakat yoktu. Olsun, son ana kadar başka bir şeyler bulma heyecanını kattı okura.

Nejat İşler, ‘Gerçek Hesap Bu’da hayatından kesitleri sunuyor okura. Ve tüm bunları o kadar akıcı bir dille anlatıyor ki. Tıpkı oyunculuğundaki tertemiz ve kusursuz, ne bir eksik ne bir fazla performansını kaleminde de gösteriyor. Bunlar bir hayat hikayesi değil, Nejat İşler’i kendi yapan öyküsü. İşte bu kitabın lezzeti de buradan geliyor. Hiç bir kaygı güdülmeden kaleme alınan her satır, sanki yazarın sesinden dinleniyor.

“Köyüm” dediği Gümüşlük macerasını da paylaşıyor okurla. Pılını pırtını toplayıp, Bodrum’a yerleşen, organik işlere girişen ünlülerden farklı, bambaşka bir hayat kuruyor orada. Hayatını samimiyet üzerine kuruyor aslında. Gümüşlük ile iyileşiyor bir nevi… Ve bu kitabın tüm telif gelirini de Gümüşlükspor’un geliştirilmesi için kullanacağını söylüyor.

Böyle işte…

BUNLARDA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR