modern-times-charlie-chaplin

 

Arbeit macht frei!!!

Murat ŞEN

Tam şu anda ne yaptığını biliyorum! Dijital bir ekrana gözlerini dikmiş, bu satırları okuyorsun. Yazının girişindeki bu küçük, ucuz numarayı biraz bayat bulsan da okumaya devam ediyorsun, aklından bir şeyler geçiyor; devam eden satırlarda ne göreceğinin otomatikleşmiş merakıyla bakışlarını aşağı kaydırıyorsun. Ruhunda, aklında, hayatındaki sonsuz olasılıklardan yalnızca birini gerçekleştirdiğin her an, tıpkı bütün öteki insanlar gibi; kendinin tek bir mükemmel olasılığın cisimleşmiş hali olduğunu hissediyorsun. Ama bir sorun var: Bu yazıyı okumanı sağlayan ekran ve onun enerji kaynağından yoksun kalırsan yaşadığın bu an artık başka bir an olacak ve sen bilmediğin bir olasılık haline geleceksin… Ürkütücü değil mi? Elbette bu yazıyı okuyamamak değil seni ürküten, alıştığın ve alıştığın için sevdiğin ya da belki böyle şeyleri hiç düşünmeden içinde yaşadığın hayatın değişecek olması hissi.

Hala okuyor musun? Demek hala ekrana bakıyorsun, demek şu an için gerçekleşmiş olasılıklardan biri olan “anlık durumun” değişmemiş; hala bir bilgisayar, bir cep telefonu ya da tablete sahipsin. Bu yazıyı okuyabildiğin teknik donanıma sahip olmak için para ödeyerek satın aldığın cihazlarına iyi bakıyorsun,kim bilir belki de çalınmalarına ya da kaybetme ihtimaline karşı sigortaladın bile onları. Evindeki diğer tüm elektrikli ve elektronik eşyan da bütçenden ciddi bir payı kapmış, senin alışkanlıklarla dolu yaşamını sürdürmen için, her ay düzenli ödediğin faturalar sayesinde tıkır tıkır çalışıyor değil mi? Yani kısaca, yaşadığımız çağın günlük hayhuyu arasında yaşayıp gidiyor, yarının bu günden daha iyi ve rahat olmasını dileyerek, toplum içinde bir yer sahibi olmaya ya da yerini korumaya çabalıyorsun herkes gibi…

**************************

Yer edinmek ve yerini koruyabilmek için de üretmek zorunda olduğunun farkındasın! Ürettiklerinin de paraya tahvil edilebilir şeyler olması gerekli, yoksa –Tanrı korusun- şu anda baktığın bu ekrana sahip olamazsın. Pekiyi söylesene ne iş yapıyorsun? Belki öğrencisin ve bilmem hangi üniversitenin lisans programında yarın uzmanı olacağın bir işi öğrenebilmek için dirsek çürütüyorsun. Öyle ya artık herkes en azından bir üniversite mezunu… Lisans diplomalı milyonlarca taksi şoförü ya da manavın kol gezdiği çok eğitimli bir toplumun ferdisin sen. Belki de, yıllarca eğitimini aldığın meslek alanında çalışma şansını yakalamış, her ay tüm ihtiyaçlarını karşılamaya yetecek ve hatta yılda bir – iki hafta tatil yapmanı bile sağlayacak maaşa sahip gıpta edilen, çalışkan bir üreticisin. Gerçi belki orta okul yıllarında –muhtemelen- Türkçe öğretmeninin yönlendirmesiyle okul piyesinde bir rol almış ve bundan çok hoşlanmıştın; keşke devam edebilseydin ama hayat işte… Ya da belki elin kalem tutuyordu, şiirlerini okuyanlar “ne kadar duyarlısın,ne güzel yazmışsın” diyorlardı ama bu gün ekmek paranı bir politikacının konuşma metinlerini düzeltmekle kazanıyorsun kim bilir…

Gözün hala ekranda mı? Biraz horlanmış mı hissediyorsun kendini? Kim tarafından pekiyi? Bu basit yazıyı yazan tarafından mı, yoksa yazının betimlediğine benzer bir hayatı sana yaşatan seçimlerin tarafından mı? Yoksa “bunda horlanacak ne var canım?” mı diyorsun? Eğer öyle diyorsan daha fazla yorma gözlerini, sevdiğin bir yarışma programını ya da diziyi aç dalgana bak. Ama eğer lütfedip okumaya devam ediyorsan, şunu hatırlatmak isterim: İnsan neyle beslenirse onu çıkarır! Yani okuldaki statükocu öğretmenlerin, senin o aylık hesapları yapmanı sağlayan ücreti veren patronların ya da kafanı dağıtmak için seyrettiğin televizyon programlarının yapımcılarının sundukları ve sanki kendi seçiminmiş gibi alıp, mideye indirdiğin pislikleri tıkınmaktan vazgeç.

**************************

Sanatı tüketmekten ya da üretmekten korkma, ne olabilir ki? En fazla daha rafine bir ruh ve akla sahip olursun ve efendiler seni artık sevmezler. Ama efendisiz bir hayata açtığın yelken seni hayal bile edemediğin kıyılara götürür! İhtiyacımız, olabildiğince konforlu ve güvenceli bir çalışan olmak değil; istemediğimiz şeyleri yapmadan yaşayabilen insanlar olmak. Nazi kamplarının kapılarında “Çalışmak Özgürleştirir” yazıyordu, oysa çalışanlar öldürüldü. Çünkü insanı özgürleştirecek olan çalışmak değil, barışmaktır. Barışık olmanın en kolay yolu da sevişmekten ve güzelliği algılamaktan ve yaratmaktan geçer… Hala mı okuyorsun?

BUNLARDA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

  • PLASTİK SANATLAR

Abdülmecid Efendi Köşkü “İçimdeki Çocuk” ile kapıları açıyor