Dünyaca ünlü Kanadalı müzisyen Loorena McKennitt, üç konser için Türkiye’ye geliyor. “Kelt müziğinden çok etkilendiğim için insanlar benim şarkılarımı ‘Kelt’ müziği olarak nitelendiriyor ama benim müziğimde çok farklı etkileşimler var” diyen McKennitt, belirli etiketlerle müzik ya da tür tanımı yapmaktan imtina ediyor.

HARUN KARABURÇ

Bundan yıllar evvel Karadeniz’in yüksek rakımlı bir kasabasındayım. Dünya müziklerini dinlemeye başladığım zamanlar, yeni keşifler yapıp kendimce mutlu olduğum… Bir arkadaşım bir şarkı linki gönderiyor, “Bunu dinledin mi, biliyor musun?” notuyla. O dağ başında tanıştım Kuzey’in ışığıyla, Kanadalı söz yazarı, şarkıcı ve piyanist Loorena McKennitt ile. Etkisinden uzun süre kurtulamadığım türküsü ise ‘God Rest Ye Merry, Gentlemen’di. Sonra ne zaman ulaştırmak istesem zihnimi dünyanın buhranından, atlayıp McKennitt’in ses sandalına bilmediğim dünyaları ziyaret ettim. McKennitt’in bendeki hikayesi çoğunuzunkine benzer şekilde böyle. 30 yılı aşkın kariyerinde Kelt müziğinin efsanesi haline gelen Loorena McKennitt, profesyonel olarak 15 milyondan fazla albüm satış rakamına ulaştı. McKennitt, geçtiğimiz yıl yayınladığı Lost Souls albümünün dünya turnesi kapsamında 29 Haziran’da İzmir Kültürpark Açıkhava Tiyatrosu’nda, 30 Haziran’da Congresium Ankara’da ve 1 Temmuz’da İstanbul Volkswagen Arena’da konser verecek. Konser öncesi küçük bir röportaj gerçekleştirdik. Röportajın sonunda McKennitt’in diskografisini, aldığı ödülleri ve sosyal projelerini bulabilirsiniz.

Loorena McKennitt müziğini bize hangi kelimelerle anlatırsınız?

Kelt müziğinden çok etkilendiğim için insanlar benim şarkılarımı “Kelt” müziği olarak nitelendiriyor ama benim müziğimde çok farklı etkileşimler var aslına bakarsanız. Sadece Kelt kültüründen, müziğinden, Doğu ya da Ortadoğu’dan beslenmiyorum. Birlikte çalıştığım müzisyen arkadaşlarımın rock, klasik, caz gibi farklı türlere eğilimi, ilgisi var. Yani beni farklı rotalara yönlendiriyorlar. O nedenle ben belirli etiketlerle müzik ya da tür tanımı yapmaktan imtina ediyorum.

ARKEOLOJİDEN BESLENİYORUM

Arkeoloji ve antik dönemlere meraklı bir müzisyensiniz. Bunlar ve müzik arasında nasıl bağ kuruyorsunuz?

Arkeolojik kazı alanlarına gitmek ve oradaki havayı solumak beni çok etkiliyor. Örneğin bir defasında Ankara’da Kelt dönemine ait tarihi eserlerin sergilendiği müzeyi ziyaret etmiştim, çok çarpıcıydı. Bu ziyaret sayesinde Kelt kültürüyle ilgili bilgimi arttırma şansım oldu. Tarih, özellikle eski çağlar, bugünkü yaşantımızla birebir ilintili… Ben de bu öğrenimi ve keşfi müzik ve Kelt kültürü aracılığıyla yapabildiğim için kendimi çok şanslı hissediyorum. Gezdiğim gördüğüm yerler, bana hissettirdikleri, bir şekilde şarkılarıma yansıyor.

Geleneksel müziklerden ziyadesiyle besleniyorsunuz. Klasik Türk müziği sizin için ne ifade ediyor? En çok kimleri dinliyorsunuz?

Klasik Türk müziği konusunda çok nitelikli bir bilgim yok maalesef ama ziyaretlerim sırasında kulağıma gelen çeşitli melodiler oldu, CD’ler aldım. Halk müziği ezgileri kulağıma çok hoş geliyor. Arif Sağ, Belkıs Akkale tanıdığım halk müziği sanatçılarından. Batı müziğini ve yerel tınıları çok güzel harmanlayan Barış Manço da bildiğim isimlerden. Yine herkesin bildiği gibi 1990’ların sonunda “Tango To Evora” şarkımı yorumlayan Nilüfer… Onun seslendirdiği bu yorum sayesinde Türkiye’de daha çok dinleyici benim müziğimden haberdar oldu.

TÜRKLERİN DERİN MÜZİK ALGILARI VAR

Son albümünüz Lost Souls geçtiğimiz yıl yayınlandı, yeni albüm çalışmanız var mı?

Müzik kariyerimi bir süre askıya alma düşüncem var. Bir süre performanslara ara vereceğiz. Hayattaki önceliklerim ailem ve yaşadığımız toplum olacak. Enerjimi ve sahip olduklarımı bu doğrultuda değerlendirmeyi düşünüyorum. İklim değişikliğinin vardığı boyutları göz önüne alırsak bunu bir ölçüde düzeltmek ya da yavaşlatmak için çok az zamanımız var. Bununla birlikte yaşadığım yerin yakınında Stratford, Ontario’da bir aile merkezim var, işletmesini de ben sürdürüyorum. Modern hayatta çocukların ve ailelerin yeterince desteklendiğini düşünmüyorum. Onlarla ilgili çalışmalara da ağırlık vereceğim.

Türkiyeli dinleyicilerle birçok kez bir araya geldiniz. Onların enerjisini nasıl buluyorsunuz?

Yaptığım işe kıymet veren, müziğimi severek dinleyen insanlarla birlikte olmak, emeğimin bu denli güzel karşılık görmesi çok mutluluk verici. Türk halkının hayatında müziğin ağırlığını, kapladığı yeri hissediyorsunuz. Bunu her millet, her kültür için söylemek zor. Türk insanında çok derin ve kendiliğinden gelen bir müzik algısı var.

Diskografi

Loreena McKennit bugüne kadar yayınladığı 20’nin üzerinde albümle 20 milyona yakın albüm sattı.

Elemental (1985)

To Drive The Cold Winter Away (1987)

Parallel Dreams (1989)

The Visit (1991)

The Mask And Mirror (1994)

Live In San Francisco (1994)

Words And Music (1997)

The Mummers’ Dance (1997)

The Book Of Secrets (1997)

Live In Paris And Toronto (1999)

An Ancient Muse (2006)

A Midwinter Night’s Dream (2008)

A Mummers Dance Through Ireland (2009)

A Mediterrannean Odyssey (2009)

The Wind That Shakes The Barley (2010)

Troubadours On The Rhine (2012)

The Journey So Far (2014)

The Lost Souls (2018)

DVD

A Moveable Musical Feast   (2008)

Nights From The Alhambra (2007)

No Journey’s End (1994)

Film Müzikleri

Disney yapımı Tinker Bell için şarkı besteledi ve seslendirdi. (2008)

The Merchant of Venice’ in orijinal müziği, Stratford Shakespeare Festivali, (2001)

National Film Board of Canada Studio D’nin belgesel dizisi Women And Spirituality’nin orijinal müziği (1985 – 1989)

Film müziklerine sunduğu katkıları arasında Hollywood prodüksiyonu Highlander III ve The Santa Clause, Jean-Claude Lauzon’nun uzun metraj filmi Léolo ve Kanada/Venezuela ortak yapımı olan uzun metraj film Una Casa Con Vista Al Mar bulunuyor.

Televizyon için yaptığı müzikler arasında TNT’nin kısa dizileri The Mists Of Avalon (2001), Due South ve Northern Exposure bulunuyor.

Ödüller

The Du Maurier Search for Talent, Finalist Ödülü 1978

Kanada’yı En İyi Temsil Eden Sanatçı, UNESCO Paris 1978

Kanada’yı En İyi Temsil Eden Sanatçı, Expo Japan 1985

Juno Best Roots /Traditional Album / En İyi Geleneksel Albüm Ödülü 1992, The Visit

Juno Best Roots / Traditional Album / En İyi Geleneksel Albüm Ödülü 1994,The Mask And Mirror

Billboard International Achievement Uluslararası Başarı Ödülü, 1997

Bireysel Kategoride, The Stratford Beacon-Herald Garden of Appreciation Ödülü 2002

HRH Kraliçe 2. Elizabeth ve Prens Philip adına düzenlenen 50. Yıldönümü Kutlamaları – Ana Sanatçı, Province of Manitoba, 2002

Fahri Edebiyat Doktoru Unvanı, Wilfrid Laurier Üniversitesi, 2002

Majesteleri Kraliçe 2. Elizabeth’in 50. yıldönümü dolayısıyla Hatıra Madalyası, 2003

Manitoba Eyalet Hükümeti Şeref Ödülü, Temmuz 2003

Kanada Federal Hükümeti Şeref Ödülü Üyesi, Temmuz 2004

Manitoba Üniversitesi Fahri Hukuk Doktoru Unvanı, Haziran 2005

Fahri Kanada Elçisi, Hans Christian Andersen 200. Yıl Kutlamaları, Haziran 2005

Queens Üniversitesi Fahri Hukuk Doktoru Unvanı, 2005

Sosyal Projeler

1998’de Cook-Rees Denizde Arama ve Deniz Güvenliği Vakfı’nı kurdu. Vakfın deniz güvenliği eğitimi, araştırma ve ülke çapındaki denizde arama ve kurtarma birimlerine destek olma gibi faaliyet ve girişimleri için bugüne kadar 4,000,000 Kanada doları tutarında para toplayan bir bağış kampanyasını yönetti. CR Vakfı için toplanan paranın büyük bir kısmı, Loreena McKennitt’in Live In Paris And Toronto adlı albümünün satışlarından elde edildi.

Live In Paris And Toronto’nun Türkiye ve Yunanistan’daki satışlarından elde edilen bağışlar Türk Kızılay’ına (Deprem Yardım Derneği) ve Yunan Kızıl Haçı’na (Deprem Yardım Derneği) verildi.

McKennitt 2000 yılında Stratford’daki Falstaff Okulu’nu satın aldı ve 2002 yılında gönüllülük esasına dayanan ve ticari amaç taşımayan, kimi toplum ve aile gruplarına yer ve çeşitli olanaklar sağlayan Falstaff Family Centre’ı kurdu.

McKennitt ayrıca kültürel, çevresel, tarihi ve sosyal gruplara para bağışlayan bir hayır kurumu olan The Three Oaks Vakfı’nın da kurucusu.

BUNLARDA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

  • PLASTİK SANATLAR

Abdülmecid Efendi Köşkü “İçimdeki Çocuk” ile kapıları açıyor