seraykapak

Erdal Özdemir

Çocuklarına her zaman ki öpücüğünü kondurup çıkmıştı. Sıradan sokaklarda sayarak gittiği binaların hayaliyle yürürken, zihninde yankılanan çocuklarının hayaliydi. Kömür karası öncesi son gökyüzüydü. Her zaman ki gibi, selamını esirgemeden sokaklardan geçti.
Gökyüzünün ışığına kadeh kaldıranlara inat, yeraltının karanlığını ciğerine çekmişti. Toz dumanı kanser oldu nefesinde. Her gün eriyen bedenine güç veren, çocuklarının hayaliydi neticede. Sigarasının dumanı karanlığa karışırken, bir parça ekmek bir parça peynir bir bardak çay açlığına dermandı.
Akan ter vücuttan düşerken, bir gürültü koptu. Çığlıklar tozlara, tozlar bedenlere karıştı. En çokta hayaller ölüyordu. En çokta çocuklar üzülüyordu. Sedyelere kıyamayacak kadar, ezilecek ne vardı. Bizi bu kadar değersiz yapan neydi? O güzel insanların fıtratında ölüm vardı doğru! Bunu hissetmemizi sağlayan, ölümü bizim fıtratımıza indirgeyenlerdi. İngiltere’de olmasının, ölümü doğallaştırdığı bir dünya düzeniyle selamladılar bizi kürsülerden. Kürsülerde ki üzüntüler, kürsü altlarında katillerin ellerini sıkarken hiç samimi değildi. Zaman geçiyordu. Kayıplar artıyordu. Beni değil, onu kurtarın diyecek kadar koca yürekler, ayakkabı kutuları uğruna ölüyordu. Viskisinin buzu eksik olsa dünyayı yakacak insanlar, sessizdi, çünkü onlar hiçbir zaman ölmedi. Ölene üzülmekti en nihayetinde görevleri.
Gözyaşları patronların paralarıyla silindiği için esmaya aktığı kadar akmamıştı. Sevememişti bizi.
Ölüme ses çıkaran İsrail dölü oldu ermeni oldu. Bizde komşunun ırkı hakaret sayılırdı.

1 haftaya 301 can sığdırdık. 1 haftada 301 canı sindirdik. Biz ölenleri sindirmeyi en iyi beceren ülke olduk. Sözlerimiz yazılarımız çığlıklarımız 1 haftaya sığdı. Bir haftada kaldı. Manşetler büyüdü. Canlı yayınlar arttı. Bayraklar yarıya indi. Gözyaşlarımız siyahtı. Kömür artık içimizi ısıtmıyor, içimizi yakıyordu. Unutmayacağız sözleri yine yerini aldı. Adaletine inandık…

Sonra ne mi oldu? Sonra zaman geçti. Ölene bir tokat attı başkomutan ölene bir tekme attı onu koruyan.
Şimdi mahkeme salonlarında adaleti arıyoruz. Yine öldük. Yine unutmuyoruz. Biz ölmeyi hiç unutamıyoruz. Ama her gün sindiriyoruz.

BUNLARDA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR