untitled-1-01
Özlem Ertan

İyi film seyircinin hafızasında mutlaka izlerini bırakır. Aradan yıllar geçse de aklınızın bir yerinde yuva yapmış görüntülerin, diyalogların, karakterlerin gözlerinizin önünde belirmesine engel olamazsınız. Geçen cuma günü gösterime giren “Kalandar Soğuğu” da böyle bir film.

Öyküsüyle, karakterlerinin sahiciliğiyle, kış mevsiminin beyazlığı altına saklanan acımasız doğanın görünümleriyle izleyiciyi kendine çekiyor, etkiliyor ve aklında yer ediyor.

Mustafa Kara’nın yönetmen koltuğunda oturduğu film, güç yaşam koşullarının egemen olduğu bir Karadeniz köyünde geçiyor. Bu köyün sakinleri geçimlerini hayvancılıkla ve yakınlardaki bir madende çalışarak sağlıyor. Kışın aniden ve tüm gücüyle bastırdığı bu coğrafyada yaşamak, ayakta kalmak zor.

Dağların, kayalıkların çevrelediği bu küçük yerleşim yerinde, derme çatma bir evde yaşlı annesi, karısı, iki oğlu ve hayvanlarıyla birlikte yaşayan Mehmet’in hayalleri var. Üst üste biriken hayalkırıklıklarının yüzünde yarattığı bezgin ve umutsuz ifadenin yerini zaman zaman mahcup bir gülümsemeye bırakmasının nedeni de hayalleri… Borçlarından kurtulmak ve ailesi ile birlikte yaşayacağı güzel bir ev yaptırabilmek için önce dağlarda değerli madenler aramaya başlıyor; sonra da besledikleri öküzü, kazanan hayvanın sahibine bol para kazandıran dövüş yarışmalarına sokmayı planlıyor.

Mehmet kazması, küreği ve patlayıcılarıyla birlikte kaya duvarlarının içinde saklandığını umduğu altını çıkarabilmek için günlerce dağlarda geziyor. Annesi ve karısı bu durumdan son derece şikayetçi. Karısı Hanife, boş hayaller peşinde koştuğuna inandığı kocasını köyün yakınındaki madende yevmiyeli olarak çalışmaya ikna etmeye çalışıyor. Ancak Mehmet, hayallerinin peşinde koşmakta kararlı. Üstelik de bu yolda karşısına çıkan engellere ve umut kırıcı denemelerine rağmen…

“Kalandar Soğuğu”, gerçekçi anlatımı, Karadeniz’in çetin doğasının biçim verdiği kareleri ve oyunculuklarıyla başarılı bir film. Kırsalda yaşayan insanların doğa ve hayvanlarla iç içe geçen yaşamını sade bir dille gözler önüne seriyor ve öyküsünü sıkmadan izletiyor. Eleonore Fourniau imzalı müzikleri de filmin etkisini arttırıyor. Başrolde izlediğimiz Haydar Şişman, canlandırdığı karakterin umut ve umutsuzluk arasında gidip gelen ruh hâlini bakışları ve yüzünün tüm çizgileriyle izleyiciye yansıtıyor.

Eğer Mustafa Kara’nın ikinci uzun metrajlı filmi “Kalandar Soğuğu”nu izlerseniz neden bu kadar ödül aldığını anlayacaksınız.

Hazır yeri gelmişken filmin ödüllerinden söz etmek isterim. 28. Uluslararası Tokyo Film Festivali’nde En İyi Film, En İyi Yönetmen ödüllerine layık görülen yapım, 52.Uluslararası Antalya Film Festivali’nin Uluslararası yarışma bölümünde En İyi Erkek Oyuncu (Haydar Şişman) ve En İyi Müzik; ulusal yarışmada kısmında ise En İyi Kadın Oyuncu (Nuray Yeşilaraz) ve Dr.Avni Tolunay Jüri Özel Ödülü (Cevahir Şahin ve Kürşat Üresin) olmak üzere toplam dört ödüle değer görüldü. Avrupa’nın saygın festivallerinden biri olan Festival Premiere Plans’de Jüri Özel Ödülü kazanan “Kalandar Soğuğu”, İstanbul Film Festivali’nden de En İyi Yönetmen (Mustafa Kara), En İyi Erkek Oyuncu (Haydar Şişman), En İyi Kurgu (Umut Sakallıoğlu) ve En İyi Görüntü Yönetmeni (Cevahir Şahin ve Kürşat Üresin) ödülleri olmak üzere dört ödülle ayrıldı. Film son olarak da Red Tulp Film Festivali’nde En İyi Yönetmen ödülünü aldı.
“Kalandar Soğuğu” önümüzdeki aylarda da Asia Pacific Screen Awards (APSA), Brisbane Asia Pacific Film Festival (BAPFF), Haifa International Film Festival, Film Festival Hamburg, Festival Cinema Mediterraneen Montpellier (CINEMED) ve Frankfurt Türk Filmleri Festivali’ne katılacak.

Erken bastıran kışın ve yaşamın ağırlığıyla iki büklüm olan insanların doğadan ayrı düşünülemeyen öyküsünü anlatan “Kalandar Soğuğu”, izleyicilere “Türkiye’de çok güzel filmler çekiliyor” dedirten yapımlardan biri.

BUNLARDA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR