Arda AYDIN

Bu bir özür yazısı değildir. Bu bir kurtarma yazısı da değildir. Bu bir duruma uydurma yazısı hiç değildir. Bu yalnızca ne olduğuna ve ne olacağına dair bir yazıdır. Küçüktüm, 10-11 yaşlarındaydım. Tuttular, devlet tiyatrosuna götürdüler beni Ankara’da, bir oyunda çocuk oyuncu lazım diye, girdim kapıdan, ilk önce Değer İmsel karşıladı beni, sonra Nesrin Kazankaya, sonra Güven Hokna geldi, annemi oynadı ve kadınların, sahnenin olmazsa olmazlarının kanatları altında başladım tiyatroya. Yıllar geçti, geldim İstanbul’a, konservatuvara girdim, Zeliha Berksoy, Semra Karlıbel, Merih Tangün, Derya Alabora hocalarım oldular. Onların öğrettikleriyle becermeye çalıştım tahtanın üstünde olmayı. Kadın hassasiyeti, naifliği vesaire gibi tuhaflıklar yoktu verdikleri eğitimde; insan gibi çatır çatır insan eğitiyorlardı, kadın erkek ayırmaksızın. Zeliha Hocamın eğitimi şahaneydi mesela. Sınıf arkadaşlarımın çoğu kadınlardı. Harika insanlar ve sanatçılar oldu hepsi. Çalışkan, disiplinli ve özverili. Melisa, Tuğçe, Ender Zeynep, Rana, Özlem, Işık, Yeşim. Bölüm arkadaşlarımın çoğu da kadındı ve hepsi harika insanlardı.

Neyse, zaman geçti, profesyonel hayat başladı, Şehir Tiyatrolarına girdim ve ilk oyunumdan son oyunuma kadar kimlerle çalışmadım ki; Meltem Cumbul, Nergis Çorakçı, Yeliz Gerçek, Pelin Budak, İrem Arslan, Sevinç Erbulak, Sevil Akı, Sevtap Çapan, Berrin Koper, Şenay Saçbüker, Ayşegül İşsever, Mahperi Mertoğlu, Müge Akyamaç, Hülya Soğukçay, Hikmet Körmükçü, Rozet Hubeş, Meriç Benlioğlu, Ayşenil Şamlıoğlu, Çiğdem Gürel, Özge Midilli, Aslı Aybars, Senan Kara, Betül Kızılok, Ümran İnceoğlu, Müge Çiçek, Ceysu Aygen, Ceren Kaçar, Yonca İnal, Derya Çetinel, Selin Türkmen, Nurseli Tırışkan, Hülya Karakaş, Gözde İpek Köse, Neş’e Erçetin, Aslı Altaylar, Berna Demirer, Oya Palay, Çağrı Hün, Berna Adıgüzel, Esra Ede, Nilay Yazıcıoğlu, Özgür Kaymak, Özge Özder, Selin İşcan, Dilay Taşkaya, Aslı Şahin, Hazal Uprak, Şebnem Köstem, Elçin Atamgüç, Zümrüt Erkin, Ayşegül İşsever, Sevgi Sakarya ve daha bir çok aktrist. Adını yazamadıklarım bağışlasın ne olur…

Bakın bu ismini yazdığım ve yazamadığım kadınlar sadece küçücük bir kısmı.

Övül Avkıran, Lale Başar, Beste Bereket, Zeyno Günenç, Fatma Murat, Pınar Tuncegil, Neslihan Yeldan, Şaziye Özlem Turan, Dilek Ünal, Ayşen Baransel, Sena Yıldız var daha özel tiyatrolarda sahneye birlikte çıktığım.

Sahneyi donatan, sahne hep güzel olsun diye uğraşan tasarımcı kadınlar, Nihal Kaplangı, Serna Arıcılar, Gamze Kuş, Eylül Gürcan, Ayşen Aktengiz, Emra Şahin, Aysel Doğan, Yeşim Türkgeldi, Zuhal Soy, Sabahat Çolakoğlu var mesela. Dramaturglar var, Dilek Tekintaş, Hatice Yurtduru, Zuhal Ergen, Arzu Işıtman, Özge Ökten. Yaratıcı, donatıcı, realize eden, giydiren, diken, terzilik eden, aksesuarcılıktan, butaforculuğa kadar her işi yapıp sahnede olmayı mümkün kılan kadınlar.

Bir sürü oyunda bu kadınlarla sahneye çıktım, çalıştım, yönettim onları, onlar beni yönetti, oynadılar, oynadım. Gurur filan da duymadım seksist gibi, onların işi zaten buydu, yerleri zaten sahneydi, alkışlanacak böbürlenecek bir durum yoktu. Ama ne zamanki sahneye çıkmasınlar dendi, orada dur demek zorundaydım.

Kimse cinsiyetinden, makamından, mevkisinden dolayı kendini üstün göremez ve bir başka cinse, cinsiyete, ırka ne yapıp yapmaması gerektiğini dikte edemez. Her ne olursa olsun, sahne insanın yeridir ve kadın kelimesi sadece bir cinsiyet ifade eder. Kadın insandır.

Beraber sahneye çıktığım tüm kadınlara minnet borcum var; ödeyemem. Bu ülkenin tüm kadın sanatçılarına, sevgiyle…

BUNLARDA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR