senaykapak

İşte bu benim terbiyesizliğim, bu benim çirkefliğim, bu benim orijinal fitneliğim gibi bir isimle yarışmanın adı acilen değişmeli! Stil, moda, tarz yarışmıyor ki! Mesela yarışmacıların 10 sene önceki videosu çıkartılıp (acı ve utanç içeren bir videoysa çıkartılıyor zaten) yarışmacı düşman-kardeşler birbirine giriyorlar. Herkes birbirinin kirli geçmişini didikleyip geleceğine taş koyuyor. Jüri birbirine giren yarışmacıları dikkatle fişekleyip karakter testi ve analizi yapmaktan kılık kıyafet konuşacak vakit bulamıyor.

Bu bir moda yarışmasından çok kişilerin birbirini tamamen silip, sindirip, çürütüp, gömdüğü ve resmen yaşarken ölü bedenlere dönüştürdüğü korkunç bir program! Çünkü her boyutta rezil edene ve olana kadar yarışmacı elenmiyor. Bu haliyle yarışmaya Öykü Sertel gerçekten çok yakışıyor. Öylesine yüksek bir ego ve üstten bir dile sahip ki erişilemezler zirvesinden eşsiz güzelliğiyle programı çekip çeviriyor. Programının gizli iktidarı onun elinde, zira jüriler geliyor geçiyor ama Öykü asla gitmiyor, değişmiyor. Hükmeden ve baskılayan üslubuyla kızlara ne diyeceğini şaşırtıyor, korkutuyor. Örneğin bu hafta yarışmacılardan biri kendisine yanlışlıkla ‘Öykü Bey’ diyerek hitap etti. Ve Öykü gülerek ‘demek terfi etmişim’ şeklinde cevapladı. Tamamen kadın programı olan ve tek erkek figürün Hakan Akkaya olduğu bir yarışmanın söylemleri akıl almaz derece de hastalık, düşmanlık ve kötülük dolu, yani egemen erkek dilinden ziyade maço aslında!

İlginç bir maçoluk anlayışı söz konusu elbette, zaten bu programlar acayip olmasa izlenmezler. Kadını vitrin nesnesi olarak gören ve vitrine yeterince yakıştırmadığı her kadını cansız mankenler gibi kırıp döken bir anlayış hakim. Bu yüzden bir cansız mankenin vermesi ve olması gerekenden fazlası çok fena sırıtıyor. Haliyle normallik bu şov için çekilmez, sıkıcı ve dayanılmaz! Örneğin Hakan Akkaya pek çok insani normal ve zaruri eylemi, pozisyonu ve işi kadına yakıştırmıyor bile. Mesela “kadın yere eğilmez’, ‘torba taşımaz’ gibi çok acayip şeyleri haklıymış ve tek doğruymuş gibi söyleyebiliyor.

********************

Programa göre kadın, ‘binicilik yapılan bir yerin kafesinde sabah erken kahvaltısını almaya, 80’ler konsept parti öncesi 90’lar kokteyline, grafiti sergisi sonrası dansa, özel bir rezidansın ev partisinde yaza ‘hello’ demeye, bar çıkışı soğan çorbası içmek için Paris’e’, Danimarka’daki müzik festivalinde sevdiği DJ’i dinlemeye’ filan gitmelidir. Çünkü Hakan Akkaya ‘kadına bazı şeyler olmaz’ derken pazarı, bakkalı, işi gücü, evi, çoluğu çocuğu yaşamından çıkarması gerektiğini anlatıyor. Torba taşımaması gereken kadınımıza rafine ve sofistike bir önerme yapıyor yani.

Ama biraz da kadının içinde kadınlık olacak! Ne kadar anlatırsan anlat kadınlar hastaneye, pastaneye, manava, markete, işe giderken ve resmen beli bükülmüş eğilmeye devam ederken görülüyorlar.

İşte bu sizin seviyesizliğiniz ve işte bu bizim büyük çaresizliğimiz! Belki de sadece benim terbiyesizliğim! İşte bu kadar kaba ve net!

BUNLARDA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR