İlk kez 1947’de Uluslararası Edinburg Festivali’ne katılan 8 misafir ekiple başlayan Fringe, 18 – 22 Eylül tarihleri arasında Türkiye’den ve dünyadan 20 ekibin tiyatro, dans ve performans disiplinlerinde üretilen alternatif işlerini ilk kez İstanbul’da, 12 farklı sanat alanında ağırlayacak.

Çeşitliliği ve özgünlüğü kentin dinamiği ve çok kültürlü doğasıyla buluşturmak üzere yola çıkan Istanbul Fringe Festival dünyadaki diğer örneklere de paralel olarak disiplinlerarası bir programla ilk yılında Türkiye’den ve dünyadan 20 ekibi bir araya getiriyor.  Uluslararası Fringe Topluluğu’nun bir parçası olan Istanbul Fringe Festival’in ilk senesinde İtalya, Macaristan, Yunanistan, Belçika, Tayvan, Fransa, Polonya, ABD, İsviçre, Hong Kong, İran ve Türkiye’den ekipler yer alıyor. Programda tiyatro, dans ve performans gösterilerinin yanı sıra yerli ve yabancı ekiplerin vereceği workshop’lar ve partiler de bulunuyor.

Yeni ve dinamik olanı kültür ve sanat yoluyla arayan katılımcılarını, yaratıcı bir atmosfere çağıran Istanbul Fringe Festival’in biletleri 25 Haziran’dan itibaren tiyatrolar.com.tr’de satışa sunulacak.

Şehrin iki yakasına yayılacak ve 5 gün sürecek festivalin destekçi mekanları ise şöyle sıralanıyor: Akbank Sanat, Anahit Sahne, Beykoz Kundura, Boa Sahne, Caddebostan Kültür Merkezi, Craft Tiyatro, DasDas, Feriye, Iparho,  Kumbaracı 50, Mecra, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Bomonti Kampüsü, Moda Sahnesi, NoAct Sahne, Sakıp Sabancı Müzesi ve Tuhafier.

Istanbul Fringe Gönüllülerini Arıyor

18 – 22 Eylül tarihleri arasında gerçekleşecek Istanbul Fringe, festival boyunca birlikte çalışacağı gönüllüleri davet ediyor. Üniversitelerin sanat bölümlerinde eğitim gören ve sahne sanatlarına ilgi duyan gençler, https://www.fringeistanbul.com/trk/katilim üzerinden ulaşılabilecek gönüllü formunu doldurarak başvuru yapabilecek.

2019 Istanbul Fringe Festival – Show Synopsis

Ama – Nadir Sönmez (Türkiye)
Meltem bir oyuncu, Zafer bir prodüktör, İlhan bir galeri sahibi ve Emel bir çağdaş sanatçı. Sohbetleri İstanbul’daki tiyatro, sinema ve sanat dünyasındaki insanların güncel meseleleri ve özel hayatları etrafında dönüyor.

Amunini – Ocram Dance Company (Italy)
Ebeveyn sevgisinden partnere duyulan sevgiye, arkadaş sevgisinden, yuva sevgisine her sevgi formunda, büyümemizi durduran ve kimliğimizi yalnızca bu çevrede, ihanet etmememiz gereken sadakat içinde oluşmaya zorlayan bir sahip olma biçimi vardır. Ancak, ihanet bilmeyen, hatta ihanet ihtimalini sadece varsayan her sadakat, kendi gücüyle yaşamaktan çok fazla korku duyuyor.

Awakening – Ladder Art Company (Hungary)
İki oyuncu ve dört müzisyen insanoğlunun dualitesi üzerine bir hikaye anlatıyor. Sahnede iki farklı karakter iki farklı dünyada var oluyor: biri büyülü, rüya gibi; diğeri ise daha fiziksel ve gerçekçi.

Mizahi diliyle bir insanlık hali üzerine eğilen bu performans, hem ne kadar küçük ve korkak hem de ne kadar cesur olduğumuzu anımsatıyor.

Bu hikaye bizi, insanlığın farklı iki yanının ortak bir zemin bulmaya çalıştığı, sözsüz ama canlı müzik, görsel şiir, zekâ, mizah, sirk ve oyunculukla bir yol gösteren sihirli bir dünyaya götürüyor.

Cute (Skin) – Matroos Dance Company (Italy)
Her vücut üzerinde, önceki bir ana veya jeste ait işaretler, yaralar, izler barındırır. “Skin“ bugüne kadarki karşılaşmalarımızdan, kelimelerimizden, duygularımızdan, derimize kazınmış görülemez izlerin hikayesini anlatıyor. Derimiz dünya ile ilk temas noktamızdır. Sarar ve korur, emer ve salar, hükmeder ve katılır, dokunma sayesinde tanır, bilir, duyar ve iletişim kurar, kendini ifade eder, nefes alır, muhafaza eder ve nöbet tutar. Dev bir bez tuvalin arkasındaki gizli dansçının sürekli temasları, derinin iç hareketlerini, eğilip, bükülmelerini, derin kesik yaralanmalarını, bir değişim hikayesini, ayrılmaları, hatıraları ve görselleri seyirciye aktaracak. Derimizi değiştirmemiz, yenilememiz için gereken hikaye ile seyirciyi buluşturacak.

Effigies – Ionna Angelpoulou Dance Company (Greece)

Mimari ve mekânsal endişelerden arınmış bir şekilde bir binanın hikâyesi nasıl yazılabilir? Nasıl yapı şehrin sosyal ve kentsel kumaşından arınabilir?

Koreograf Ioanna Angelopoluo dikkatini Atina’nın merkezinde listelenmiş olan bir binaya (Megaro Athinogenous) odaklıyor ve bu binada yaşayanları yüzyılın dönüşümü içerisinde tanımlayarak karşımıza çıkartıyor. ELIA’nın (Yunan Edebiyat ve Tarih Arşivi) fotoğraf arşivinden yaptığı araştırmalardan yola çıkarak, parçaları birleştirip bir hayali aile albümü, bir hayaletler jeneaolojisi yaratıyor.

Factory – Resident Island Dance Theatre (Taiwan)
Factory, 2017 yılında yaratım sürecine başlamıştır. İnsan toplumunda gelişen zaman-mekan ilişkisini ve standart bir sistemde insanların nasıl davrandığını anlatır.

İnsanlar, hayatlarının olağan döngüsü dışında kalmaya başladığında güvensizlik ve endişe korkusu duymaya başlarlar, özellikle sermaye toplumunda yaşayanlar.

Yaratım süreci, dinamik ve statik arasında çeşitli diller oluşturmak için dansçılar tarafından hareketli platformlar kullanılarak deneyimlenmiştir.

Ferocia – Giolisu (Belgium)
Ferocia, kadın sanatçıların sosyal ve kültürel bağlamda politik katılımını sorgulamak arzusuyla doğmuş angaje bir solo performans. Düşüncelerimiz, günlük yaşamlarımızda güçsüz olma hissi ve çelişkisiyle sürekli çatışır. Ferocia, Bill Viola’nın ve İtalyan annelerin söylediği devrimci bir ninni olan “Bella Ciao” şarkısından esinlenmiş ve performans Simone de Beauvoire, Angela Davis, Margerite Duras, Maguy Marin ve Comandante Ramona’nın sözlerini bir araya getirmiştir. Buradaki dans; içgüdüsel, duyarlı, içselleştirilmiş ve duygusal bir akışın uyarlamasıdır. Sert jestleri, dürtüleri ve saf hareketleri birleştiren koreografik bir yaratım.

Fısıltı Odası – Sanat Mahal (Türkiye)
Klasik müzik dünyasının büyük bestecilerinden olan Bay Remor’un ilginç hikâyeleri ‘Fısıltı Odası’nda hayat buluyor.

Bay Remor, çok çalışmaktan ve nota yazmaktan dolayı bir gün hafızasını kaybeder. Çoğu şeyi hatırlayamadığı için de Fısıltı Odası’ndan gitmek ister. Öğrencisi olan küçük hanım Simor, bu duruma çok üzülür. Bay Remor’a müziğin dilini yeniden hatırlatarak besteler yapması için yardımcı olur ve Fısıltı Odası’ndan gitmemesi için çözümler arar.

Oyunun temel özelliği, pantomim sanatının da içinde barındırdığı bir dille oynanmasıdır.

Manbusha – Girolami e Giacomo (Italy)
“Manbuhsa” iki ufak çocuğun Asya’da bir pirinç tarlasında oyun oynamalarının hayali üzerine kurulmuş bir dans gösterisi.

Yabancı medeniyetlerin etkileşimden ve müzik ritimlinin dansçılarda yarattığı bağdan esinlenen gösteri, hareketler aracılığıyla seyirciyi kendi doğal içgüdülerini ve titreşimlerini araştırmaya ve kendi yolculuklarını keşfetmeye davet ediyor. 

Masumluk ve oyun neşesi dolu iki çocuk, henüz hissettikleri duyguları ve hisleri anlamıyorlar bile.

Petite Mecanique Humaine – Cie Kontamine (Fransa)
Petite Mécanique Humaine, üç karakterli bir metroyu ve iki istasyon arasında geçen zamansal ve mekansal boşluğu anlatır. Cie Kontamine, bu sembolik ve her gün geçilen mekanı tesadüfi hareketlerle yeniden tanımlıyor. Dansçılar bedenlerini bir ifade aracı olarak kullanıyor ve giderek başka bir beden dili geliştiriyorlar.

Bu dans parçası, zihnin fısıldadığı şeyin beden tarafından yüksek sesle söylenmesine alan yaratıyor.

See Me – Eliza Kindziuk (Poland)
Her 62 dakikada bir en az bir kişinin yeme bozukluğunun doğrudan sonucu olarak öldüğünü biliyor muydunuz? Yeme bozukluklarının, akıl hastalıkları arasında en yüksek ölüm oranına sahip olduğunu biliyor muydunuz? ‘SEE ME’, 21. yüzyılın bu sorunu ile mücadele eden bir kişinin analizidir. Bedeni ve zihni kendi görünüşünü kabul etmemesi nedeniyle tahrip olmuş bir insanı gözler önüne seren bu performansta dansçı, izleyiciyi duygusal halleriyle yönlendirir, hastalıkla ve kendisiyle savaşmaya çalışır ve aynı zamanda huzursuz iç dünyasını keşfeder.

Sweet Swan Sway – ARB Dance Company (Italy)
Sevilen, küçük düşürülen ve sonunda son kahkahayı atan bir kadının hikayesi. Bir seçim yapar ve kendi hayatını değiştirmeye karar verir. Gösteri, Tchaikovsky’nin “Kuğu Gölü” eserindeki kadın-hayvan metamorfozunun estetik ve psikolojik analizlerinden esinlenerek oluşturulmuştur.

The Chess Player – Theatre Omnibus (USA)
Naziler tarafından yalnız bir tutukluluk durumuna hapsedilmiş olan esirin hayata ve akıl sağlığına tek tutunduğu nokta çalınmış bir satranç kitabı haline gelir. Delilikle savaşmak, şizofreniyi seçmek, zihnini iki satranç ustasının arasındaki mücadeleye odaklayarak sağ kalmaya çalışmak. Kaçışından sonra, dünyanın en iyi satranç oyuncusuna karşı yapacağı mücadeleyi hayal ederek delirmenin sınırlarında dolanan esirin hikayesini, Richard McElvain’in Stefan Zweig’in klasiğini yorumlayışını seyirciyle buluşturuyoruz.

The Sensemaker – Woman’s Move (Switzerland)
The Sensemaker, yapay bir sesin imkansız beklentilerini karşılamaya çalışan bir telesekreterle savaşan bir kadının hikayesi.

Bürokrasinin yanı sıra yeni teknolojilerin de eleştirisi olan bu tek kişilik gösteri dans, tiyatro ve hatta dudak senkronizasyonunu bir araya getiriyor ve birbiriyle bağlantılı dünyamızın korkularını ve sıkıntılarını ironiyle ele alıyor. Komik ama rahatsız edici olan ‘The Sensemaker’, haksız bir otoriteye karşı koyma kapasitemizi sorguluyor.

Toilet Pump – Cultural Connections (Hong Kong)
Bir gün evdeki tuvaletimdeyken doğadan gelen çağrıya cevap verdiğimde, sıkıntıyla da beraber bakmakta olduğum şeffaf tuvalet pompamın oldukça özel olduğunu düşündüm. Onu sahneye çıkarsam nasıl olurdu acaba? Bir dans gösterisinde birlikte neler yapabilirdik?

Bu düşünce, tuvalet pompasının fiziksel yapısından doğdu ve pompanın özellikleri, farklı görsel ve işitsel formlarda, dans ve tiyatro unsurları eşliğinde sergilemek için kullanıldı. Bu sahne performansının yaratılmasında şekiller, yönler ve hız sürekli ve beklenmedik değişkenlikler gösterdi. Tıpkı günlük hayatımızdaki gibi.

Travel of Clowns – Ishigh Group (Iran)
İranlı grup “Işık” tarafından hazırlanan “Travel of Clowns”, oyun ve performansı harmanlayan bir gösteridir. Oyun ufak palyaço numaraları ile başladıktan sonra, iki karakterin sürükleyici ve eğlenceli bir hikayesine dönüşmekte.  Sonrasında ise sirk, sihirbazlık, pandomim gibi birçok farklı disiplinin kullanıldığı gösteri, aynı zamanda seyirciyi de içerisine alan bir oyuna dönüşüyor. Temelinde iki karakterin birbiri ile çelişkisinin dramatik akışı devam ettirdiği oyun, bu iki eğlenceli karakterin arasındaki ilişkinin sahne üzerindeki gelişimine odaklanmış durumda. Mr. X ve Mr. Y. , birbirinin zıttı iki karakter olarak, eğlenceli hikayelerine sizleri davet ediyor!

Vicdani – Mine Çerci (Türkiye)
Haldun Taner’in Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım eserinden yola çıkılan oyunda Türkiye’nin çeşitli dönemlerinin, çeşitli koşullandırma evrelerinin kurbanı Vicdani isimli bir küçük ezik adamın acı komedyası, Commedia dell’arte maskelerinden ilhamla yapılmış yarım komedya maskeleriyle sahnelenmektedir.

Bedenler arasında kurulan ilişkiyi seyirlik bir unsur olarak kabul eden oyun, siyasetinde öncelikle bedende ya da bedenler arasında şekillendiğini ve görünür hale geldiğini müzikle harmanlayarak gösteren bir yapıya sahiptir.

Vorteks – Ebru Cansız (Türkiye)
Zamanın nereye aktığını kim bilebilir. Ben bilmiyorum.

Mimar & Fotoğraf sanatçısı Ömer Kanıpak’ın 2015 yılında Mas Museum / Antverp’de City Talk Exhibition sergisinde gösterilen Massive Ghosts adlı video enstalasyonundan ilhamla yaratım süreci başlayan ‘Vorteks’ dans performansı yaşamın akışında oluşan durum ve engellerin, kişiyi kendi olmaktan uzaklaştırarak girdaplara sürüklediği anlardan çıkış yollarını dans ve hareketle arıyor.

Waiting for the Fishes – Silvia Pezzarossi (Italy)
Sahnenin ortasında tahta bir kutu. Kutunun üzerinde boş bir akvaryum…  Derhal yanlış bir şeyler olduğunu anlarız, akvaryumda bulunması gereken balıklar nerede?

“Waiting for the fishes” Giacomo Leopardi’nin beklemeyi sonsuz bir arzu ve zevk haliyle ilişkilendiren bir şiirinden ilhamla yola çıkan çok disiplinli bir gösteri. Bu tek kişilik gösteride, performansçı bizi bir bekleme halinde karşılar ve dinamik bir şekilde etkiler, bizi dans, tiyatro, performans ve sirk anlarına davet eder.

Bu “beklemeye övgü”, sanatçı ve izleyici arasında paylaşılan bir bekleme eylemine dönüşür ve böylelikle birbirlerine oyun, mizah ve sürprizle dolu bir etkileşim alanı yaratır. Dans ederek mekanda gezinen bir hayal gücü, seyirci ve dansçı arasındaki duvarı yok eder. Herkes performansın bir parçası olur ve hep birlikte tek bir amaç için son bir mücadele verilir:  boş boşluğu doldurmak ve beklemeye son vermek.

Wreck – Insiemi Irreali (Belgium)
“WRECK – Soyu Tükenmişler Listesi” hareket, ses ve görsel sanatları bir araya getiren disiplinlerarası bir performans. Kocaman, siyah, havayla şişirilmiş yastık gibi yumuşak bir plastik, boşlukta hareket eder. Tıpkı bir avcı gibi. Bu soyut objenin çağrışımsal bir gücü var: insanları yutup tükürdüğü için Leviathanların bir alegorisi, denizaltındaki efsanevi canavarlar, kapitalizmin metaforu veya insanlık koşulları gibi düşünülebilir. Kavramsal katmanları sayesinde izleyenlerin çağrışımlarını çeşitlendiren ve hayal gücünü zorlayan bir etkiye sahip

Fringe Festival Nedir?

“Alternatif”, “keşfedilmemiş”, “sınır” anlamına gelen Fringe’in hikayesi, 1947 yılında Uluslararası Edinburg Festivali’ne misafir olarak katılan ve gösterilerini “bir kenarda” sergileyen 8 ekip ile başladı. Bu oluşum, çağdaş gösteri sanatları alanındaki en prestijli festivallerden biri olarak görülen Edinburg Fringe’e dönüştü. Bugün Fringe Festivalleri, her yıl dünyanın farklı şehirlerinde 170 bin sanatçıyı, 250 farklı mekanda ve 60 bin etkinlikte, yaklaşık 19 milyon kişiyle buluşturuyor. Her şehirde farklı ölçek ve formlarda düzenlenen Fringe Festivalleri alternatif ve yenilikçi işler üreten genç sanatçılara işlerini uluslararası platformda sergileme imkanı sunuyor.

İstanbul Fringe Festival, tüm dünyada olduğu gibi çeşitliliği ve özgünlüğü İstanbul’un kent dinamiği ve çok kültürlü doğasıyla buluşturmak üzere yola çıkıyor. Çoğulcu ve disiplinlerarası bir temele dayanan Fringe, yeni ve dinamik olanı kültür ve sanat yoluyla arayan katılımcılarını, çoğulcu ve yenilikçi bir atmosfere davet ediyor.

Başvuru ve festival programını takip etmek için:

https://www.fringeistanbul.com/home

BUNLARDA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR