burakapak

Muhammed Burak Ağbayır

Kapısı açık bir ev görürseniz çekinmeyin içeri girin. Açsanız mutfak sol tarafta, yoldan geldiyseniz banyo tam karşıda… Ama onu görmek istiyorsanız yerdeki buruşuk kağıtları takip edin. Kâğıtların havalandığı yerde daktilonun yer yer davul gibi zonkladığı tarafa döndüğünüzde, sırtı dönük boynu eğik, ensesi terli bir ırgat, traktör şoförü göreceksiniz. Çekinmeyin yaklaşın, yaklaştıkça Anadolu’nun bereketli topraklarının kokusu karşılayacak sizi. Daha yakından baktığınızda sürgün olmuş bir memleket sevdalısının hüznünü hissedeceksiniz. Gözlerinde bir tutam nem, ellerinde birkaç nasır göreceksiniz. Aradığınız adam mı bilmem ama bir adam göreceksiniz; toprak kokan, memleket soluyan bir adam…
Onu anlatmak mı? Yok estağfurullah… Onu hissetmek bizimkisi, hissederken ifade edememek… Umut etmektir onu anlatmak, onu okumak… Adana’nın bağrından çıkardığı “ümit”i umut etmektir. Islak bir İstanbul akşamında bir sokak çocuğunun üstündeki tek kuru yerdir Yaşar Kemal… Ağıtların yakıldığı Anadolu’nun Aşık Kemali… Kaleminin mürekkebinin dahi yakılmaya çalışıldığı dönemlerin susturulamayan, esaret edilemeyen adamı…
Ağalığa ve derebeyliğe mahkûm toprakların emektar ırgatını Yusufçuk Yusuf’la kurtarmış; tüm ağaları üstü açılamayacak bir şekilde gömmüş, parçası bulunamayacak şekilde sürmüştür. Ancak sanayileşmeyle yeniden hortladığına şahit olsa da onun vermek istediği mesaj açıktır; çöken bir düzen ve yozlaşma… Hüyükteki Nar Ağacı’yla çaresizliği hissedersiniz. Her an Salman diye bir çocukla karşılaşabilir, kokladıkça; korkuyu, cinayeti ve sevgiyi hissedebilirsiniz. Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana’da ebedi dostun ezeli düşman örtüsünden çıktığını, size baktığını görürsünüz, insan olduğumuzu, tek ortak paydamızın bu olduğunu ve bunda buluşmamız gerektiğini anlarsınız. İnce Memed… Kitaplarından, yazılarında yabancı, tanımadığımız tek bir kişi bile yok. Benden, karşıdaki bakkaldan, dedemizden… Kısacası bizi bize anlattı. Bize Türkçe diye bir dilin var olduğunu her kelimesiyle anlatmış bir yazardan bahsediyoruz.
Karşınızda Yaşar Kemal’in bir kitabı varsa kollarını açmıştır, gözlüklerinin arkasından bir tek göz, nemli, hafif ıslak size dramı anlatacak, diğer gözüyle yaşanan vahşeti gösterecektir. Onu okumak, onunla yaşamak… Yaşar Kemal bizlere; insanın değerli olması için doğmasının yeterli olduğunu anlatmış ve her türlü sınıf ayrımına karşı çıkmıştır. Onu diğerlerinden ayıran en önemli fark ise; “Yazdıklarını kurgulamamış; yaşamıştır!” Bize öğrettikleri; ağlamayı, hissetmeyi, düşünmeyi öğrettiği için, edebiyatımızın az konuşup çok yazan yazarlarından, Yaşar Kemal’i rahmetle ve minnetle anıyoruz.

BUNLARDA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR