İlhan Berk’in oğlu Ahmet Berk babasını anlattı…

Modern şiirin öncülerinden İlhan Berk doğumunun 100. yılında özel bir sergiyle anılıyor. Yapı Kredi Kültür Sanat tarafından düzenlenen “Şiir Her Yerdedir” sergisi ziyarete açıldı. Necmi Sönmez’in küratörlüğündeki sergide şairin görülmemiş resim ve desenleri, el yazısıyla tutmuş olduğu ve kapaklarını kendi hazırladığı defterleri ve bu defterlerin kapaklarıyla yayımladığı şiir kitaplarının sayfaları öne çıkıyor. Bütün eşyalar İlhan Berk’in oğlu Ahmet Berk’in izniyle sergideki yerini aldı. Babasını mirasını, Bodrum’daki evini “Berkhane” adıyla özenle muhafaza eden, “Ondan kalanlar varlığını sürdürebilsin diye Berkhane’yi kurduk” diyen Ahmet Berk ile İlhan Berk’i konuştuk..

*İlhan Berk ve şiirine olan ilgi son yıllarda yeniden artıyor… Siz neye bağlıyorsunuz bu ilgiyi?

İlhan Berk erken bir şairdi. Cumhuriyetle birlikte dil bilen insanların varlığı, bunların arasından çeşitli sanatçıların çıkması çok önemliydi. Babamın Fransızca ve İngilizce bilmesi, birtakım yabancı kişileri, yazıları okumuş olması onu ileri götürdü diye düşünüyorum. İlhan Berk’in erken geldiği noktaya başkaları da gelince, bugün bir takım şeyler yeniden keşfediliyor. Ben evde yabancı dillerde yazılmış şeylerle büyüdüm. Babamın hiç bilmediği dillerde bile kitaplar vardı. Bir yerden görmüş, almış birini bulurum okuturum diye düşünmüş. Bugün iletişim çağında herkes hızla ilerliyor. Geriye baktığımızda İlhan Berk bunları o zaman yapmış diye de düşünülebilir.

*Sizin baba oğul ilişkiniz nasıldı?

Baba-oğul ilişkisi demek biraz zor. Benim arkadaşımdı ve hep iyi bir dosttu. Annen seni benden kurtardı derdi. Okulda da velim annemdi. Bir tek benim sınıf geçmemi bilir, duyardı. Nasıl olsa yapıyor diye düşünürdü. Gençleri, kendisinden çok küçük olanları çocuk olarak görmezdi. Onun bilmediği, görmediği şeyleri öğrenebileceği biriymiş gibi bakardı. Hâlâ daha Doğu’da, farklı yerlerde şiir yazanlar, dergi çıkaranlar babamın adresine yazılarını yollarlar. Çünkü hepsini muhakkak okur ve cevaplardı. Hala posta kutusuna bir şeyler gelir.

*İnsanlarla olan ilişkisi nasıldı peki? Yazdıklarıyla yaşadıkları arasında ilişki…

Her gün 1 saat yürürdü. Yürüyüş onun dünyasını değiştirirdi. Bu esnada çok az kişiyle selamlaşırdı. Çünkü bakmazdı, kimse de ondan gocunmazdı. Ya da bazen yanınızdan geçerken merhaba derdi, o zaman da şaşırırdınız. Böyle birisiydi ve çok yönlü bir şairdi. Yaşarken birçok insan eve gelir, bakar ve onunla konuşmak isterdi. Özellikle edebiyat bölümünde okuyan çocuklar yazın mutlaka Bodrum’a gelirdi, İlhan Berk’in evi nerede diye sorarak bulurlardı. Hepsiyle oturur konuşurdu.

*İlhan Berk’i ölümsüz kılan şey nedir sizce?

Bence bir kalıba bağlı olmayıp her gün her an değişiyor olması. Bana derdi ki benden bahsedilsin de ne denirse densin… Lehte ya da aleyhte ne denildiği onu hiç ilgilendirmezdi. “Mühim olan benden bahsediliyor olması, var mıyım yok muyum” derdi. Beni en çok ilgilendiren kısmı da tam olarak bu.

(Seray ŞAHİNLER DEMİR)

BUNLARDA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR