Ulaş Ural

Dünya üzerinde milyonlarca takipçisi olan bir efsanenin daha sonuna gelindi. Amacım bir inceleme yazısı yazmak değil. Bu kadar uzun soluklu, her bölümü bir film kalitesinde, oyuncu kişiliği gelişimi ve kurgu bakımından eşsiz bir dizi izlemek sanıyorum hepimizi memnun etti. Final sezonu her ne kadar sonsuz beklentilerimizi karşılayamamış gibi olsa da herkes öldürür sevdiğini… Sanıyorum senaristler de bunun fakında ve çaresizliği içinde çok kıvranmıştır. Yani tahta kitlelerin istediği makul kişiyi oturtmak ile gerçek bir amaca ulaşmak arasında kaldıklarını tahmin edebiliyorum. Amacım da ince analizler yapmak olmadığı için yavaştan konumuza ve tarihe notumuzu düşmeye devam edebilirim. Game of Thrones’dan ne bekledik ve dizinin bir mesajı var mıydı? Günlerdir bu soru soruluyor. Taht hak ettiğini buldu mu sorusu her şeyin önünde. Ve hatta mevzu daha ileri bir noktaya geçerek, sezonun yeniden çekilmesine kadar vardı. Öyleyse, sonda söyleyeceğimi başta söyleyeyim ki yazmaya çalıştığım konu daha anlamlı olsun. Final sezonunu değil tüm sezonları baştan çeksek dahi hiçbir şey değişemez. Çünkü ne tür bir savaşın içinde olursanız olun. Bu savaşı yönetirken sona doğru geldiğinizi hissettiğinizde yalnızca kaybettiğinizi anlar ve başlangıçtaki taht mücadelesinin çok uzağında bulursunuz kendinizi; hayatta kalmak, adalet ve barış tek dileğiniz olur.

İlk sezonun ilk bölümlerinde efsane karakterlerin öldüğünü, nefret ettiklerimizin efsaneye dönüştüğünü gördüğümüz seri süresince yalnızca kurgu bir tarih mi izledik? Hayatın olağan akışı içerisinde olduğu gibi inanılmaz değişimlere şahit olduk. Az evvel de ifade ettiğimiz gibi nefret edilenler kahraman, önemsiz görünenler kral oldu. Nice benim diyen kral ve kraliçelerin bir anda yok olduğunu veya meydanlarda ‘utanç’ içinde gezdirildiğini gördük. Ancak, finalde iyiler mi kazandı, kötüler mi kaybetti? Her zaman olduğu gibi, ayırt etmek zor. Bu gün de böyle ve muhtemelen yarın da böyle olacak. Hak eden yerini buldu mu? İdeal kişilikler ve üstlenilen sorumluluklar bakımından bir analiz yaparsak cevabı basit: hayır. Ancak, yaşadığınız (ki en monoton gibi görünen bir hikâyeye de sahip olabilirsiniz) hayatın içerisinde büyük bir savaştan çıktığınızda veya bir şeyi çok isteyerek mücadele verdiğinizde finale geldiğiniz o an oturup beş dakikalığına bile olsa hissettiğiniz duyguyu anlamaya çalıştınız mı? Muhtemelen yol boyunca istediğiniz hiçbir şey planladığınız gibi olmadı. Kısaca ifade etmem gerekirse, hayat beklentilerimize cevabını istediğimiz gibi vermediğinde kızabiliriz. Bu tabiidir. Ama ‘hayat işte’ demekten başka seçenek de yoktur. Yani final alelade, anlamsızca ve bizim beklediğimizden çok farklı bir noktada bitebilir.
Dizi ilk başladığında amacımız seçtiğimiz karakterin kral veya kraliçe, yani demir tahtın sahibi olmasıydı. Dizi ilerledikçe birçok günah ve savaş gördük. İktidar mücadelesinin insanlara neler yaptırabileceğine yakından şahit olduk. Akgezenler ve kışın yaklaşmakta olması ise bambaşka bir kırılmaya daha neden oldu. Yaratılan ortak düşman akgezenler ve night king ile hayatta kalmanın ve her şeye rağmen bir arada durabilmenin zorunluluğuna şahit olduk. Bence zaten bu noktada kişiler anlamını kaybetmeye başlamıştı. Bu kadar kötülük ve savaş arasında yalnızca adalet ve barışa ihtiyaç vardı. Westeros’da da umarım bu gerçekleşmiştir. Hatta küçük ölçekte de olsa bir demokrasiye geçiş denemesi de oldu desek sanırım yeridir. John’un ejderhaların annesini öldürmesinden sonra tahtın yeni sahibi lordlar tarafından oylama sonucu seçildi ve tahtın bundan sonra babadan oğula değil, seçimle devredileceğinin sinyali verildi. Hatta kısa bir an halk tarafından seçilmesi gündeme gelse de henüz biz de o kadarına hazır olmadığımız için lordların da aşağılayıcı gülüşmeleri eşliğinde bu öneri reddedilmiş oldu.

Game of Thrones, insanın amacına ulaşabilmesi için ancak ve ancak olağan üstü zamanlarda verebileceği her türlü kararı gözlemleme imkânı sundu hepimize. Seri boyunca hep kişilere odaklandık ama dizinin hikayesi bize bir gerçeği farketmemizi dayattı. Anlamak zorunda kaldık. Sanıyorum o da şuydu: İnsanlar değişir, melekler şeytan olur. Geriye hayatta kalma arzusu ile sürdürülebilir adil bir yaşam ortamı ve barış ihtiyacı kalır. Güç ve otorite azgınlığının ona en yakın olanları dahi darmadağın ettiğini gördük. Sana kutsal gelen bin yıllık çınar fiske vuruşuyla yıkıldı. Haklı haksız birbirine girdi. İnançlar sorgulandı. Final ise kendine tüm gücü ilahi bir üstünlük ile birleştirerek tahta oturacak bir kral veya kraliçe arayanların hüsranı ile sonuçlandı tabi. Genel kanaatin aksine, eğer amaç demir tahta birini oturtmak olsaydı dizinin mesajına hakaret edilmiş olurdu sanırım. Game Of Thrones boyunca yeniden gördük ki tarihte yaşanan tüm acılar gücün tek bir kişide toplanmasının tüm insanlığa ne denli zarar verdiğini en acı ve aşağılayıcı biçimleriyle deneyimletmiştir. Bu sebepten olmalı ki iktidar kılıca değil ‘hafızaya’ ve ortak akla bırakıldı.

Hayatın akışı kendi doğal kahramanlarını yarattı. Barışa giden yolda sonsuz gayret göstermiş olsalar bile pek de masum sayılamayacaklar yeniden kendi hudutlarına döndü. Hayat, yine her zamanki gibi, bizim istediklerimizi değil kendi gerçeklerini dayattı. Kazanmak ve kaybetmek kavramları anlamını yitirdiğinde, yaşamaya ve hayatta kalmaya devam etmek tek gerçeğimiz ve ihtiyacımız oldu. Hikâye kazanmanın ve kaybetmenin göreceliliğini, gerçeğin nefes kadar yakınımızda olsa da bunu fark etmemiz için bazen nelere katlanabileceğimizi gösterdi. Sonunda yaşamak yanı ağır bastı ve bunun da tek yolunun barış, adalet ve ortak akıldan geçtiğini hatırlamak zorunda bıraktı.

Umuyorum ki bunu anlamak için yeniden ve yeniden, bu gün dahi, bu acıları ve sefaleti yaşamak zorunda kalmayız. Umuyorum ki ne biz, ne çocuklarımız ne de onlardan sonra gelecek olanlar birlikte yaşamanın gerekliliğini unuttuktan sonra yeniden hatırlamak için türlü ıstıraplar çekmek zorunda kalmaz. Bu gün adaletin, ortak aklın ve barışın kıymetini neredeyse yine unutmaya başlamış olsak da umuyoruz ki her şey çok güzel olacak… Ve yine umuyorum ki yalnızca kuzey değil, hepimiz bunu hatırlarız.

BUNLARDA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR