kaptan-fantastik

Görkem Önal
Sizinle son zamanlarda izlediğim en beğendiğim filmi paylaşmak istiyorum: Kaptan Fantastik. “Bu nasıl isim? Kesin aksiyon, macera, çizgi film uyarlaması” diye düşündüyseniz, ben de sizin gibiydim ama film hiç de öyle değil.

Günümüz toplumlarının en büyük sorunlarından biri insan ve doğa arasındaki bağın, şehir hayatı neticesinde koparılmış olması… İnsan doğadan uzaklaştığı sürece bencillik hisleri ve egoist duyguları da artıyor. Daha fazla yorulmasından ya da biyolojik saatinden hiç bahsetmiyorum bile… Bu yüzden insanlar daha fazla kamp yapmaya ya da doğa otellerini tercih etmeye başladılar. Peki ya her şeyi bırakıp doğada yaşama isteği ?

Filmde, Kaptan Fantastik yani Ben Cash, 6 çocuğuyla beraber ABD’nin medeniyetten uzak, ormanlık bir alanında kendi inşaa ettikleri evde yaşıyor. Ben, çocuklarının eğitimini, eşiyle beraber üstenmiş ve eşinin tedavi için ayrılmasıyla durumlar biraz değişmiş. Çocuklar her sabah antrenman yapıyor, akşam ateş başında kitap okuyor ve kendi müziklerini yapıyorlar. Kendi kıyafetlerini kendileri yapıyor, yemek için avlanıyor ve hayatta kalmak için doğayla mücadele ediyorlar. Buraya kadar modern insanın imrendiği bir hayatı bize sunan film Ben’in eşinin ölüm haberiyle birlikte bize kendimizi sorgulatmaya başlıyor.

Küçük çocukların doğal hayatta olmayan şeylerden bihaber olmaları, bizi, sahip olduğumuz şeyler hakkında düşünmeye itiyor. Çocuklar Kola’yı bilmiyor, Nike ya da Adidas onlar için çok yabancı kavramlar. Eğitim sisteminin kurbanı olmamış ve boş bilgilerle dolmamış durumdalar. Filmde modern (!) olmayı reddetmiş bir ailenin yerine kendimizi koyup aslında sistemin kölesi olmayan bir ailenin nasıl olabileceğini görüyoruz. Bu bize ne kadar ütopik gelse de, bu şekilde yaşayan aileleri, nadiren de olsa, ülkemizde de görüyoruz. Yurtdışında bu durum daha da fazla…

Size tavsiyem, filmin akışına kendinizi bırakın ve her an bir sürprizle karşılaşmaya hazır olun. Eminim siz de beğeneceksiniz.

BUNLARDA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR