lonely_kid-wide

Özlem Özgür Özcan / ozgur@sanatindibi.com

Doğan tüm çocuklarıma,

Bu güne kadar berbat bir anne olduğum için hepinizden özür dilerim. O kadar berbat bir anneyim ki benim varlığımdan bile haberdar değilsiniz ve bu mektup hiçbirinizin eline ulaşmayacak.

Hiçbir pazarımı sizlerle geçirmedim. Sizinle çekilmiş bir tane bile mutlu aile fotoğrafımız bile yok. İsimlerinizi sorsanız tek tek sayamayacak kadar vasat bir anne oldum sizlere. Hiçbirinizin ilk kelimelerini duyamadım ilk adımlarınıza yetişemedim. Düştüğünüzde kaldırmak için koşan ben değildim ve en ihtiyacınız olduğu zamanlarda bile size ayıracak vaktim yoktu.

Sevgili küçük kızlarım,
Ne akşam yatarken saçlarınızı tarayabildim ne de ilk aşk acınızı çekerken omzumda ağladınız. Regl olduğunuz o gün, yanınızda olanlar arasında ben yoktum. Evlendiğinizde ya da hayatla giriştiğiniz o büyük ve önemli kavgada gözleriniz beni aramadı.

Ve benim sevgili oğullarım,
İlk aşkınız ben değildim. Sizin de düğünlerinize katılamadım ve adam olup olmadığınızı bile bilmiyorum.

Beni berbat bir anne yapan şey bunların hiçbiri değil!
Hiçbirinizin doğum anında yanında değildim. Hiçbir hastane kaydında anne adı olarak geçmedi adım ve ben hayatım boyunca hiç çocuk doğurmadım.

En büyüğünüz 26 yaşına bastı bu yıl ve en küçüğünüz belki şu an ilk nefesini aldı. Bu dünyada var olduğum ilk andan itibaren doğan her çocuktan ve o çocuğun yaşadığı hayattan sorumluyum ben. Eğer insansam, eğer toplumu oluşturan en ufak yapı taşıysam bu sorumluluğu taşımak zorundayım. Bu sorumluluktan kaçtığım için berbat bir anneyim ben.

Beni affedin.

Ey ahali şimdi lafım sizleredir,
İnsan eliyle yapılmış tüm kötülüklerde en az faili kadar suçluyum ve insan eliyle yapılmış kötülüklerin bir çocuğa verdiği zararın yarı yarıya sorumlusuyum. Ben geleceğimi koruyamayacak, geleceğime sahip çıkamayacak kadar kötü bir anneyim. Yarınları karartacak ve benim olmadığım bir gelecekte dahi yeşerecek tüm hayatların ışığını çalacak kadar berbat bir anneyim. Gelmiş geçmiş ve geleceğin en kötü annesi…

Kimi çocuğum daha kundaktayken ölüyorsa ve ben buna dur diyemeden diğer çocuğumun sokak ortasında gündüz vakti katline seyirci kalıyorsam. Gencecik fidanken daha oğullarım sokak ortasında dövüle dövüle öldürülüyor kızlarım bir cani tarafından yakılıyorsa bir orman kenarında. Soğuktan ya da hastalıktan koruyamıyorsam evlatlarımı, sırf rengine, kara karşına gözüne bakılıp çiziliyorsa hayatları ve ben silemiyorsam tüm tarihi baştan sona. Şehrin göbeğinde ya da bir metro köşesinde el açıyorlarsa ve ezip geçiyorsam her adımda güzel gözlü çocuklarımı…

Ben berbat bir anneyim ve bu işte yalnız değilim.

Milyonları oluşturuyoruz kadınlı erkekli, genci yaşlısı. Milyonlarca berbat anne ile dolmuş tüm sokaklar, evler, yollar, mahalleler. O kadar berbatlaşıyoruz ki bazen çocuk ile ölümü aynı cümlede kullanmakta bir beis görmüyor, küçücük bir hayatın ardından “ama”lı cümleler kurabiliyoruz.

Biz, milyonlarcamız; küçücük çocuklara sahip çıkamıyorsak ölelim daha iyi.

Biz, hepimiz; öyle bir ölelim öyle bir ölelim ki çocuklara ne ölüm kalsın ne de zulüm sonrasında.

Ve bu gün 23 Nisan, çocuğun daha büyümeden yaşlandığı zamanda nasıl neşeyle dolacak insan?

 

 

BUNLARDA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

  • PLASTİK SANATLAR

Abdülmecid Efendi Köşkü “İçimdeki Çocuk” ile kapıları açıyor