gulsahkapak

Seray ŞAHİNLER DEMİR / seray@sanatindibi.com

Edebiyat Kültür Çocuk Dergisi Yedi Yetmiş 1 Haziran itibariyle yayın hayatına başladı. Dergini yayın yönetmenliğini Barış İnce yapıyor. Önceliği çocuklar olsa da dergi yetişkinlerin de bir hayli ilgisini çekti. Bunda yazar kadrosu ve zengin içeriğin de payı var elbette. Dergide Can Dündar’dan Ahmet Ümit’e, İpek Ongun’dan Yalvaç Ural’a, Refik Durbaş’tan Fadime Uslu’ya, Gülşah Elikbank’tan Haydar Ergülen’e dek bir çok önemli isim bulunuyor. Bu isimler masal, şiir ve öyküleriyle dergiye katkı sağlıyor. 2 ayda bir yayımlanacak derginin yazarlarından Gülşah Elikbank ile buluştuk… Yedi Yetmiş’in öyküsünü dinledik…

-Öncelikle Yedi Yetmiş derginin serüvenini dinlemekle başlayalım. Nasıl çıktınız yola? Kimler var ekipte?

Yeni Harman ile başlayıp Ot, Kafa ve Bavul ile süren KafkaOkur’a kadar uzanan geleneğin çocuklar için de çekici olacak bir versiyonu olabilir mi diye düşündük. Pek çok çocuk dergisi var ama edebiyat çocuk dergisi henüz yoktu. Üstelik çocuklarının doğaya saygılı, insana saygılı, empati ve hayal gücüyle yetişmesini isteyen geniş bir kesim var. Sanat, edebiyat bunun için en önemli araç. Ekibin başındaki isim Barış İnce, yayın danışmanı ise şair yazar Haydar Ergülen. Can Dündar’dan İpek Ongun’a Yalvaç Ural’dan Ahmet Ümit’e çok geniş bir yazar kadrosu çocuk eseri verdi. Bu isimler geçmişte de çocuk eseri vermiş veya halen vermekteler. Yine çocuk kitaplarından tanıdığımız 5 ayrı önemli çizer projede yer aldı.

-Yedi Yetmiş Dergi, “Yediden Yetmişe Edebiyat&Kültür” Derginin konsepti ve içeriği nasıl şekillendi?

Derginin ana gövdesi çocuk edebiyatı. Şiir, masal, öykü ve deneme… Ancak aralarda çocukların sıkılmaması açısından kimi bilgi verici oyunlar, boyama sayfaları, bilmeceler vs… de var. Popüler kimi şarkıcılarla söyleşiler de var. Yaşamını yitirmiş ünlü şair ve yazarlarımızın geçmişte verdiği çocuk eserlerinden pasajlar da bulunuyor dergide.

dergi

İSMİYLE MÜSEMMA BİR DERGİ

-Hedef kitlesi sadece çocuklar mı? Yetişkinlere de hitap ediyor gibi…

Hedef kitlesi ismiyle müsemma. Yediden yetmişe herkes okusun istiyoruz. Şeker Portakalı’nı, Küçük Prens’i bugün yetişkinler de keyifle okuyor. Ayrıca ebeveynlere yönelik sayfalarımız da var. Çocuklarla oynanabilecek oyunlar, gidilebilecek yerler ve pek çok şey. Yine büyüklerin çocuklara geceleri okuyabileceği masallar da mevcut.

-Yaz tatili arefesi öncesinde yayınlanması zamanlama açısından çok güzel. Neler vaad ediyorsunuz çocuklara?

Aslında onlara çocukluklarını vaad ediyoruz. Çünkü Barış İnce’nin ilk sayımızdaki merhaba yazısında da belirttiği gibi, biz onları anlıyoruz. Geç yatmalarına da karşı değiliz, bilgisayardan oyun oynamalarına da. Çağın çocukları bizden farklı. Ben kendi kızımdan biliyorum bunu. 6 yaşında beni hayal gücü ve zekasıyla her gün şaşırtmayı başarıyor. Bu, yeni neslin bir özelliği. Çok akıllılar ve hızlılar. Biz de onlara bu hızın arasında akılcı öyküler, edebiyat tadı vermeye niyetliyiz. Eski kuşak yazarları tanırken, şiirin, öykünün hatta masalın tadını da alsınlar istiyoruz. Eğlenceliyiz de. Derdimiz bir şeyler öğretmek ya da öğüt vermek değil; paylaşmak ve birlikte neşelenmek.

-Siz bir yazar olarak çocuklar için ilk kez mi yazıyorsunuz? Nasıl bir duygu bu?

Benim daha önce yayınlanan bir çocuk romanım vardı. Rüya Takımı: Medusa’nın Pusulası adında. Yerebatan Sarnıcında geçen fantastik bir maceraydı. Son baharda onun devam kitabı olan “Zehirli Hayal” ilkinin yeni baskısıyla birlikte çıkacak. Oldukça sevilen bir kitap oldu ve ben de o vesile ile bir çok okula konuk olup çocuklarla tanışarak sohbet etme fırsatı yakaladım. Çoğunun sorduğu sorulara inanmakta güçlük çekiyordum ilk başlarda, öyle detaycı ve akılcı sorulardı ki. Sonra anladım ki, onların hayata bakışı böyle. Romanımı çok sevmelerinin nedeni de fantastik unsurlar ve vaat ettiği eğlence ile onların dünyasına yakınlığı sanırım. Çocuklara yazmak, hayatı, doğayı, evreni anlamak için başka bir kapı açıyor insana. Onların mucizelere inanan hallerine , onu gerçekleştirmek için içlerinde tuttukları inanca hayranım.

ANNELİK İÇGÜDÜLERİMLE YAZIYORUM

-Çocuklar için bir içerik üretmek aynı zamanda pedagojik bir süreci de beraberinde getirir diye düşünüyorum. Yetişkinler için yazmakla çocuklar için yazma arasında nasıl farklar var?

Ben daha çok annelik içgüdülerimi kullanıyorum yazarken. Kızıma okur muydum bu öyküyü, diye bakıyorum daha çok. Ama elbette çocuklara yazarken sakındığım kelimeler var. Ya da sert bir gerçeği daha farklı, hafifletilmiş bir doku ile anlatmaya çalışıyorum. Lakin çocuklara yazıyorum diye de hayatın gerçeklerini çarpıtmıyorum. Bir çocuk romanında olmasını asla doğru bulmadığım tek bir konu var, o da din konusudur. Ayrıca çocuklar yazdığımız her satırı öyle incelikli okuyorlar ki, bazen benim düşündüğümün bile derinine inmiş oluyorlar. Onlardan çok şey öğreniyorum. Bazen birlikte yazma çalışmaları da yapıyoruz. Hayal güçlerini özgür bırakmaları konusunda onları teşvik etmeye çabalıyorum. Nasıl olsa yıllar sonra, gerçekçi olmaları gereken anlar gelecek. Her çocuk bir dahidir, her dahi de bir çocuk; sözüne yürekten inananlardanım ben. Onlara yazarken de onlarla konuşurken de bu gerçeği unutmuyorum.

BUNLARDA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR