David Fincher ve Tim Miller imzalı Netflix yapımı Love, Death & Robots takdire şayan bir animasyon antolojisi. Korkunç yaratıklar, uğursuz sürprizler ve alabildiği kadar kara komedi içeren yapımı kendim için izledim, sizler için yazdım.

Harun KARABURÇ

Netflix’te yayınlanan David Fincher ve Tim Miller imzalı animasyon antolojisi Love, Death & Robots’ı bitirdim. Yetişkinlere hitap eden bu animasyon dizisi birbirinden bağımsız 18 bölümden oluşuyor. Bilimkurgu, fantezi, korku ve komedi unsurları hakim. Yahu bir bölümde dünyayı yoğurtlar ele geçiriyordu öyle söyleyeyim size. Buzdolabından bambaşka dünyalara açılan kapılar, bir robotun benlik ve hakikat arayışı, ruh emen drakulalar, çöplükten çıkan canavar, kurt adamdan asker, alternatif tarih… Ne ararsanız, hatta aramadıklarınız bile var. Korkunç yaratıklar, uğursuz sürprizler ve alabildiği kadar kara komedi. Daha önce hiç böyle anlatılmamıştı dediğim hikayeler izledim.

İSTEDİĞİN BÖLÜMDEN BAŞLA

Bölümler arasında bir bağ olmadığı için 18 bölümü de kendi başına bir kısa film gibi düşünebilirsiniz. En uzun bölüm 17 dakika. Kısa ama öz. Anlatmak istediğini en net şekilde anlatan öykülerden oluşmuş bir animasyon antolojisi… Hal böyle olunca istediğimiz bölümden başlayabiliriz diye düşünen arkadaşlarım olmuş. Vallahi ben yine de sırayla izledim. Huy işte. Ben bir müzik albümünü de baştan sona dinlerim. Beynimin içi kaosa dönüşüyor sonra. Love, Death & Robots izlerken bana yer yer Black Mirror’u anımsattı. İzlediyseniz muhakkak sizde de böyle tanıdık hissi verebilir. Bulduğum en absürt bölüm ise bilinç kazanan yoğurdun dünyayı ele geçirmesini konu alan bölümdü. Evet, bildiğimiz market yoğurdu. Kutuda böyle!

HAKİKATİNİ ARAYAN BİR DERVİŞ ROBOT

Size en etkilendiğim bölümü söyleyeyim de bitsin bu yazı. Tabii ki Zima Mavisi bölümünden aşırı derecede etkilendim. Alastair Reynolds’un aynı adlı kitabından uyarlanan bölümde ünlüsanatçı Zima’nın son eserini ortaya çıkarmadan önce gizemli geçmişini ve nasıl şöhrete kavuştuğunu izliyoruz. Bölüme adını veren mavi rengi, resimlerinde sıklıkla kullanan Zima, derin bir arayışın içine giriyor ve kainatla buluşmak için birçok modifikasyon geçiriyor. Bu süreçte muazzam eserler yaratıyor ama bir türlü tatmin olmuyor. Zima zamanla kainatın aslında kendi hakikatini ifade ettiğinin farkına varıyor. Kısa on dakikada bu ‘arayış’ı öyle güzel anlatmışlar ki evin ortasında ayağa kalkıp alkış tutmamak için kendimi zor tuttum. Hakikatini arayıp bulan, bulamayan tüm robot yoldaşlara buradan selam olsun.

Bu arada dizinin müzikleri de şahane değil miydi? Diziyi bitirdikten sonra dinlemek için Spotify’daki Soundtrack albümüne müracaat ettim. Siz de edebilin diye linkini şuraya bırakıyorum: https://open.spotify.com/playlist/1E6hrlY5PJgzrVXFKgxy2A

 

 

BUNLARDA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

  • GÜNDEME TAKILANLAR

Roger Waters’tan Madonna’ya Eurovision çağrısı: “İşgali meşrulaştırma”