tayibekapak (1)

Bugün Eylül’ün 15’i… Şöyle kabaca bir hesapladım da. Doğduğum günden bu yana otuz üç Eylül’ü geride bırakmışım. Tadı damağımda kalan Eylüller gibi bu Eylül’de de yapacak çok iş, tadacak çok duygu, hatırlanacak güzel anılar, içilecek rakılar, şerefine kalkacak kadehler, gidilecek deniz kıyıları, keşfedilecek şarkılar,  görülecek hesaplar var… Her Eylül’ü “çok şükür bugünleri de gördük” diye uğurlamanın mutluluğu bende yarattığı etkiyi yaratmıyordur belki ama şöyle derin derin nefesler alın bu Eylül’de… Nefesinizle birlikte bin bir duygu yerleşecek koku hafızanıza, eminim. Hayat, nacizane aklınızın planladıklarından çok daha hızlı geçiyor…

Bu Eylül harika geçsin, gerisi Allah kerim. Mutluluğa giden yolun ayrıntılara takılmamak olduğunu çoktan öğrendik değil mi? Akışına bırakınca pek bir harika oluyor her şey. Eylül… Ruhumun derinliklerinde var olan senfoni orkestram… Ezberim pek iyi değildir hani! ama her bir dokunuşunu aklımda tutacağım esintilere eşlik edeceksin bu sefer… Ilık ılık essen başım üstüne, kasırgalar koparsan gözüm üstüne… Senden gelen her şey bu sefer başım-gözüm üstüne!!! Söz veriyorum bu Eylül’de rüzgarın saçlarımı dağıtmasına izin vereceğim… Ne zamandır martılara simit atmıyorum. Bir akşam üstü, bir ada vapurunda, Eylül’ümden bir gün daha çalarken bunu da yapacağım…Dostlarıma, sevdiklerime, hayatımda var olanlara, bir şekilde hayatıma dokunanlara bir kez daha ve çok daha sıkı sarılacağım bu Eylül’de…

SANATSAL EZGİLERLE DOLU OLACAK BU SONBAHAR

Ben bu Eylül’ün hayatıma dokunmasına izin verecek kadar büyüdüm… Uyanın ey ahali çünkü Eylül geldi… Sanatsal ezgilerle dolu olacak bu sonbahar. Kitap okumalar, kahve yudumlamalar, başkalarının hayatlarına şahit olurken kendinizi aslında tam da o başka hayatların başrol kahramanı gibi hissetmeler, durduğunuz yer, tuttuğunuz yaşam “tanık olduğunuz hikayeleri anlatmak için yarattığınız alanlar” ve daha fazlası… hayat birkaç derece aşağı indiği zaman, havalar azıcık serinlemeye başladığı zaman ortalık çok daha güzel be üstad. İşte bu yüzden bu Eylül çok muhim…

Sevgili Eylül, bu sefer işin zor… Senden herkesin kalbine dokunmanı, tüm insanlara sevginin ne kadar değerli olduğunu hatırlatacak güzellikler sunmanı; yok gözünün rengi yok burnunun okkalığı yok ağzının güzelliği yok yaşmış, kiloymuş, boymuş, bunların hepsinin lanet bir sayıdan ibaret olduğunu; -kaynağı belli olan- bir sonbahar akşamı esintisinin  yerini alabilecek başka bir güzelliğin daha olmadığını, harikulade günbatımlarını, her gecenin bir sabahı olduğunu, ellerimizin altından kayıp giden zamanın ne kadar değerli olduğunu, güzel dileklerin uzaya uçmadığını –günün birinde belki bir Eylül sabahında- karşımıza çıkacağını, barışların savaşlardan daha muhim ve ivedi olması gerekliliğini, çocukların deniz kıyılarına sadece dalgalarla raks ederken vurmaları gerektiğini, insana dair akıl almaz ipuçlarının, bir bebeğin masum gülümsemesinin altında yattığını hatırlatmanı ve tüm dünyaya anlatmanı diliyorum…

 

BUNLARDA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR