bigbrother

Şenay TANRIVERMİŞ

Bu program için Türkiye’nin bazı kesimlerinin birebir mikrokozmozudur dense hiçte abartı olmaz. Ehlileştirilmiş uysal ancak kendince modern ve özgün insan modeli! Hepsi birbirinin aynısından ama farklı olduklarını yırtınan ve çırpınan fotokopiler! Ama sorsan uzun uzun, en havalı ve yeni sözcüklerle kendilerini boş boş anlatmaya doymazlar! Tam sistemin istediği türden; sözden çıkmayan ve sınırlar dahlinde özgür takılan zavallılar! Burada ‘zavallı’ kelimesi asla aşağılama amaçlamıyor çünkü bu zavallılar kendilerini aslan parçası sanıyorlar. Sistem öyle öğretmiş ve düzenin ürünü bu insancıklar öğrendiklerini avaz avaz bağırırken marjinal, aykırı ve özgür ruhlar olduklarından eminler. Yani aşağılama yok, varsa acıma var ama acı yok!

Köy yanıyor, yarışmacılar taranıyor ve seyirciler pür dikkat tarananları izliyorlar! Tek dertleri saçları, başları, aşkları (hemen şartlar doğrultusunda aşık olmaları da ne kadar ehlileştirilmiş olduklarının nefis bir ispatı!) ve evden dışarı atılıp atılmamaları! Bir grup ‘seçilmiş’ ve seçildiği için ayrıcalıklı insan bir mekana kapatılıyorlar ve dışarıdan 24 saat izleniyorlar. Üstelik bir sürü kamera olduğu için her açıdan ve detay detay lime edercesine gösteriliyorlar. (Normalde kimse kimseyi 24 saat her açıdan izleyemez.) Zaten yarışmacılar izlenmek için can atıyor, bu gözetleme hücresinden atılacaklar diye panik ataklar geçiriyorlar. (Yaygın bir zamane salgını!) Gözetleme kulesi (Foucault rahmet istedi yine!)‘sus’ deyince susuyor, ‘otur’ deyince oturuyor, ‘amuda kalk’ deyince amuda kalkmak için yarışıyorlar. Onur kırıcı emir komuta zinciri bir yana ki zaten onlar aşağılandıkça onurlandırıldıklarını düşünecekleri bir öğretinin evlatlarılar, bir de bu çöplük sistemden zehirlenerek semiriyorlar…

Bu arada daha önce Biri Bizi Gözetliyor olarak yayınlanan program adı Big Brother Türkiye olunca biraz değişmiş görünüyor. Mesela içlerinde bir tane bile şişmanı bırakın hafif toplu yarışmacı yok! Kadınlar ve erkekler özel olarak seçilmiş hatta sağlıklı, zayıf ve sportif vücutları sayesinde yarışmaya bilet kazanmış kişiler. ‘Yani egemen gösteri dünyasının dayattığı ideal ölçüler dışındaki bedenler izlenmeye değmez’ diyorlar seyirciye! İçinden çok dışı sayesinde televizyona çıkmaya hak kazanmış yarışmacılar da durumun fazlasıyla farkındalar. Bu yüzden ne giyeceklerinin, nasıl makyaj yapacaklarının, daha fazla nasıl dikkat çekeceklerinin şaşkınlığıyla evin içinde sabahın köründe maskeli baloya katılır gibi dolanan kadınlar da kaslarını göstermek için daracık tişörtlerle kasılan erkekler de normal duruyor. Hatta ne kadar absürtleşirlerse o derece normalleşiyorlar! Absürdün normalleşmesi ne anormal değil mi? (Şimdi de Guy Debord rahmet istedi!)

Bir başka farklılık da yarışmacılardan hiçbirinin orta yaşın üstünde olmaması! 50 yaşlarında birinin izlenmeye değer olmadığı düşünülüyor besbelli! 30’dan sonrasının azıcık konuşma hakkı olsa da 40’larının başındaki taş vücutlu yarışmacıları kendi içlerinde bile dışlıyor, konuşmaya değer bulmuyor ve zaten eliyorlar. Sonra sevgiden ve aşktan bahsediyorlar. Ama sevgi ve aşka değer olmak için zayıf ve genç olmak zorunluluğu konuşulmayacak kadar ağır, çirkin ve ayıp kaçtığından riskli konulara dokunmuyorlar.

Ha bu arada değişmeyen bir şey var, hatta bu minvalde çok ilerlenmiş görünüyor seçilmiş uysal mankenler; dışarıda ne olduğunu kimse asla merak etmiyor. Memleket yanmış mı, iç savaş büyümüş mü, dış savaş başlamış mı gibi konulardan çok ‘fazla elleşirsem babam ne der, ağabeyim bozulur, annem küser…’ gibi çok daha elzem meseleleri dert ediniyorlar. Kısacası Big Brother Türkiye’nin Türkiye yansa umurunda değil ve zaten Türkiye cayır cayır yanıyor… Kimse yangına bakmıyor bile!

BUNLARDA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR