anilmert

Anlatılan hikayenin gerçek kişi ve kuruluşlarla ilgisi yoktur. Ya da vardır, yazıyı nerenizle okuyacağınıza bağlı biraz da bu. Hikaye bu ya bir çobancağınız dört yüz koyunu, bir de keçisi varmış. Keçi inadından memnunmuş da geride kalan koyunlar pek bir şikayetçiymiş durumdan.

Kodaman koyun:
Eşek iyiydi abi başımızda. En azından yavaş gidiyordu bu ne böyle fırt oraya fırt buraya bacaklarım koptu yeminle.

Yardakçı koyun:
Evet abi ya bu ne. Keçi nedir ya pire gibi gidiyor yetişemiyoruz. Bir de yok o ot iyi değil yok burası yavan yok kekiğe gidelim. Bana ne bana göre ot ottur arkadaş. Hangisi varsa onu yerim.

Kodaman koyun:
Ya tamam kekik iyi de oraya çıkması var be kardeşim. Kaliteli ot yiyeceğiz diye de o kadar yol yürünür mü? Dere tepe çıkılır mı? Eşek iyiydi yavaş yavaş gidiyorduk ne güzel otla bokla da pek derdi yoktu. Sahip çoban koydu mu odunu sırtına bir tek o zaman hızlanıyordu eşşoğlusu.

Yardakçı koyun:
Abi eşeğe ne oldu?

Kodaman koyun:
Harcadılar onu da sucuk oldu sanırım.

Yardakçı koyun:
Yapacak bir şey yok abi bize bişey olmasın da

Kodaman koyun:
Ne olucak olum otlamamızın peşindeyiz işte. Bak bir ağıla girerken problem çıkarıyorsunuz söyle diğerlerine de öyle dağınık takılmasınlar. Biri bir tarafa diğeri başka bir tarafa koşuyor Sahip Çoban içeri sokmaya çalışınca. Sanki bilmiyorlar içeri ne kadar erken girersek o kadar iyi. Sahip Çoban bize küspe verecek sonuçta. Bizim için uğraşıyor oğlum.

Keçi Çiço:
Hey! Hişt! Hoop! Kıvırcık kafalar hadi hızlı biraz bun ne yavaşlık ya!

Keçi çiçonun iç sesi :
Şu koyunları verdiler bana ne yürümeyi biliyorlar ne gezmeyi. Tam koyun lan bunlar bıraksan sadece çim yiyip yaşayacak gidecek ot kafalar. Ağızlarının tadını hiç bilmiyorlar. “Şu taşın ardına bakayım da belki kekik vardır, yonca vardır” demek yok. Kafalar hep yerde bir kaldırmıyolar kafayı. Öndeki kodaman nereye giderse onlar da oraya. Ben ne yapıcam ya bunlarla. Kaçsam mı acaba. Başka sürüye mi geçsem. Yiyeceğimi bulurum nasıl olsa. Kaçayım ya en iyisi. Başka sürü bulurum. Keçi sürüsü mü yok memlekette.

Yardakçı koyun:
Abi baksana bi çiço hızlı hızlı gidiyor

Kodaman koyun:
Bırak gitsin ona yetişemeyiz olum biz. Boşver. Takılalım buralarda.

Yardakçı koyun:
Kodaman, akşam oluyor eve nasıl deneceğiz?

Kodaman koyun:
Dağılmayın lan! Hey, Karaman, sen nereye?. Sakin olun. Sahip gelip alır bizi. Ulan yola da bakmıyoruz ki hiç yürürken.

Çoban meraya çıktığında keçinin olmadığını fark eder ve sürünün dağılmış ve lidersiz kalmış olduğunu görür. Koyunları saatlerce toplamaya çalışıp zor da olsa başarır ama bütün bu olan olaylar onu o kadar sinirlendirir ki hepsini gidip mezbahaya satar. Çünkü artık o koyunlardan bir halt olmaz diye düşünür. Ve en güzeli de kazandığı paranın yarısıyla yeni 400 tane kuzu alabilmektedir.

Velhasılı kelam, keçi kaçtığıyla mutlu, çoban alıp sattığıyla. 400 koyun mu, e koyunun adı yok, sütünden etinden gelsin de para, gerisi boş gerisi mavra…

BUNLARDA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR