İstanbul’a film baharı geldi! İKSV tarafından düzenlenen 38. İstanbul Film Festivali başladı!

16 Nisan’a kadar sürecek 38. İstanbul Film Festivali dünya sinemasının en yeni örnekleri, usta yönetmenlerin son filmleri, yeni keşifler ve kült yapıtların aralarında bulunduğu 175 uzun metrajlı ve 11 kısa filmden oluşan zengin programıyla festival takipçileriyle buluşuyor. Festival kapsamında 12 gün boyunca, 19 bölümde 45 ülkeden 187 yönetmenin toplam 186 filmi gösterilecek. Festivalde gösterimlerin yanı sıra konuk yönetmen ve oyuncuların katılımıyla gerçekleştirilecek sohbetler, atölyeler, konserler ve özel etkinlikler de yer alacak.

Dünya festivallerinden en yeni Türk filmlerine, ustalara saygı duruşundan Türk klasiklere kadar pek çok filmin biletleri şimdiden tükendi. Peki festivalde öne çıkan yapımlar neler?

Editörlerimiz Seray Şahinler Demir ve Özlem Özgür Özcan, kaçırılmaması gereken 10 filmi seçti!

EŞANLAMLILAR

Dünya Festivalleri’nden bölümünde yer alan “Eşanlamlılar.” Geçtiğimiz Şubat ayında düzenlenen 69. Berlin Film Festivali’nd Altın Ayı Ödülü’nü göğüsleyen film Türkiye prömiyerini yapıyor.  İsrailli yönetmen Nadav Lapid’in son fimi kendi hayatından izler taşıyor. İsrail’den Paris’e göç eden ve kimliğini tamamen reddeden bir adamı merkezine alıyor.

Filmin konusu özetle şöyle:

Filmin başkarakteri Yoav, hiç hazzetmediği ülkesi İsrail’den, sonuna kadar benimsemeye karar verdiği Paris’e taşınır. Kökenlerini silmek, Fransız olmak, Père Lachaise mezarlığına gömülmek ister ama özü, bedenindedir, çifte kimliği onu hiç bırakmaz. Yönetmen Lapid, kazandığı Altın Ayı’yı filmin kurgusunda da çalışan, “en yakın sanatsal ortağım” dediği, hayatını yakın zamanda kaybeden annesi Ara Lapid’e ithaf etti. Nadav Lapid’i 2018’de Filmekimi’nde izlediğimiz Anaokulu Öğretmeni filminin özgün versiyonunun yönetmeni olarak tanıyoruz.

Tom Mercier, Quentin Dolmaire, Louise Chevillotte’ni rol aldığı film 6 Nisan Cumartesi saat 19.00’da Atlas’ta, 7 Nisan Pazar 11.00’de Zorlu Center Cineamixum, 15 Nisan Pazartesi 21.30 Kadıköy ve 17 Nisan Çarşamba 21.30’da Rexx’te izlenebilir.

AĞAÇLARDAN BAHSETMEK

Festivalin uluslararası yarışma kategorisinde izleyiciyle buluşacak olan “Ağaçlardan Bahsetmek” konusu okuduğunuzda bile içinizi ısıtacak türden.

Berlin Film Festivali’nde “En İyi Belgesel Ödülü”nün sahibi olan film,  Sudan Sinema Kulübü”nün yegâne üyeleri İbrahim, Süleyman, Manar ve Altayib’in serüvenini anlatıyor.  45 yıldır arkadaşlar, idealistler ve son derece insancıllar. Uzun yıllar sürgünde ülkelerinden ve birbirlerinden ayrı kaldıktan sonra eski bir hayallerine can verebilmek için yeniden bir araya geliyorlar: eski filmleri toplamak ve eski salonu ayağa kaldırarak Sudan’a sinemayı yeniden getirmek. Bu hayatta bir iz bırakabilmek ve sinema sevgisini aşılamakta kararlılar. Zamanında yarattıkları, kaybolan ya da geriye kalan görüntülerle memleketlerinin güzel ve feci yüzleri ortaya çıkıyor. Berlin Film Festivali Panorama bölümünde dünya prömiyerini yapan Ağaçlardan Bahsetmek’in yüreğinde hayaller, sanat, dostluk, dayanışma, eski mektuplar ve geçmişin hayaletleri yatıyor.

Senaristliğini ve yönetmenliğini Suhaib Gasmelbari’nin üstlendiği film 12 Nisan Cuma 19.00’da Beyoğlu’nda, 15 Nisan Pazartesi 11:00 Cinemaximum City’s 7, 16 Nisan Salı 11:00 Kadıköy’de izlenebilir.

SINIR

Edebiyat meraklısı filmseverler için kulak kabartılması gereken oldukça iddialı bir film var!

İsveçli yazar John Ajvide Lindqvist’in romanından uyarlanan “Sınır” Shelley ile tanınan İranlı yönetmen Ali Abbasi uyarlamasıyla karşımızda…

Üstelik filmin senaryo yazarlarından biri de Holiday / Tatil ile 2018’de festivale konuk olan yönetmen Isabella Eklöf. Şüphelendiği, kendi kadar tuhaf bir adamı takıntı haline getiren Tina adındaki bir sınır polisinin sonunda kendi varlığını bile sorgulayacağı birtakım sırları öğrenişini anlatan Sınır aşk filmi, doğaüstü ve kara film öğelerini zekice harmanlıyor. “Nordik kara film” Sınır, iki parlak ismi bir araya getiriyor: yönetmen koltuğunda Shelley ile tanınan Ali Abbasi, filmin uyarlandığı özgün romandaysa Let The Right One In / Gir Kanıma ile büyük başarı kazanan yazar John Ajvide Lindqvist. 

Hatırlatmakta fayda var Lindqvist’in romanında sahneye uyarlanan “Bırak İçeri Gireyim” DOT ve Zorlu PSM işbirliğiyle bu sezon tiyatro sahnesinde. Geçen yıl Cannes’da En İyi Film Ödülü’ne layık görülen “Sınır”  13 Nisan Cumartesi 21:30 ‘da Cinemaximum City’s 7, 15 Nisan Pazartesi 11:00’de Atlas’ta, 16 Nisan Salı 19.00’da Kadıköy’de, 17 Nisan Çarşamba 21.30’da Beyoğlu’nda izlenebilir.

KIZKARDEŞLER

Türk Sineması yok mu diye soranları duyuyor gibiyiz! Bu yıl dünya prömiyerini yurt dışı festivallerde yapan, Türkiye’de gösterildiği festivallerden ödülle dönen yapımlar programda öne çıkıyor. Emin Alper’in yeni filmi Kız Kardeşler bunlardan biri. Dünya prömiyerini Berlin Film Festivali’nde yapan Kız Kardeşler 13 Nisan 21.30’da film ekibinin katılımıyla Atlas’ta düzenlenecek gösterimde izleyiciyle buluşacak.

Filmin konusu ise şöyle;  Farklı yaşlardaki üç kız kardeş, Reyhan, Nurhan ve Havva, küçük yaşta kasabaya besleme olarak gönderilmiştir. Ne var ki, yanlarına verildikleri ailelerde tutunamazlar ve birbiri ardına baba ocağına geri gönderilirler. Dağ köyündeki evlerinde, birbirlerinden güç alarak ayakta kalmaya çalışan üç kız kardeş, bir yandan da tekrar kasabaya gidebilmek için gizli bir rekabet içine girerler.

HAYATTAN BİR GÜN DAHA

Festivalin önemli bölümlerinden biri olan “Sinemada İnsan Hakları” bu yıl seçmekte zorlanacağınız filmlere ev sahipliği yapacak. Biz 2018 Goya Ödülleri’nde En İyi Animasyon, San Sebastian’da İzleyici Ödülü, El Gouna’da En İyi Belgesel Ödülü’nü kazanan “Hayattan Bir Gün Daha”ya bir pencere açmak istiyoruz.

Oscar’a aday gösterilen bol ödüllü İspanyol yönetmen Raúl De La Fuente ile canlandırma ustası yönetmen Damian Nenow, Kapuscinski’nin aynı adlı ünlü kitabını canlandırmanın yanı sıra röportajlar ve arşiv görüntüleriyle filme dönüştürdü.

“Hayattan Bir Gün Daha”nın konusu ise şöyle:  “Angola’da patlayan kanlı iç savaşı izlemek üzere 1970’lerde bu ülkeye giden Polonyalı idealist gazeteci Ryszard Kapuscinski’nin yaşadıklarını beyazperdeye aktaran Hayattan Bir Gün Daha, etkileyici, çarpıcı ve düşündürücü bir canlandırma film. Savaşın korkunç gerçekliğini, çaresizliği ve acımasızlığı birinci elden deneyimleyen “maestro” Kapuscinski, Angola’da tanık olduklarını döndüğünde yazıya dökmüştü.”

Film 12 Nisan Cuma 13.30’da Rexx’te, 13 Nisan Cumartesi 19.00’da Beyoğlu’nda, 16 Nisan 13.30’da Cinemaximum City’s 3’te izlenebilir.

SAZ

Biraz da kulaklarımızın pası silinsin, Musikişinas’a bakalım. Festivalin sevilen bölümlerinden Musikişinas bu yıl yine oldukça hareketli. Dünya prömiyerini İstanbul Film Festivali’nde yapacak “Saz” Stephan Talneau imzalı. Film Alman müzisyen Petra Nachtmanova’nnın Anadolu’dan Horasan’a sazın peşinde sürülen izi aktarıyor.

Şehirden şehre, dağdan ovaya kültürler ve zaman arasında bir köprü kuran Saz bir yol belgeseli, adı gibi “saz”ın yollarından şarkılar topluyor. Az sayıdaki Batı Avrupalı saz müzisyeninden biri olan Petra Nachtmanova, bu enstrümanın yüzyıllardır nasıl hâlâ birçok kültürün kalbinde yer aldığını öğrenebilmek için Berlin’den yola çıkıyor ve yedi ülke, 10.000 kilometre aşarak sazın doğum yeri Horasan’a gidiyor. Yönetmen Stephan Talneau’nun ilk filminde Nachtmanova, 2.000 yıldır kuşakları bir araya getiren bu çalgının kökenlerini ve gizemini Erdal Erzincan, Erkan Ogur, Murat Ertel, Ayşe Şewaqî, Mübariz Əliyev, Telli Turnalar, Özgür Fırat, Umut Erdoğan, Saz Ensemble “Sevda”, Tatavla Keyfi gibi müzisyenlerle birlikte keşfediyor.  Saz 7 Nisan Pazar 16.00’da Cinemaximum Zorlu Center, 9 Nisan Salı 13:30 Cinemaximum City’s 3’te izlenebilir.

KAZI

Mayınlı Bölge’de izleyicinin karşısına çıkacak Kazı, Kuzey İrlandalı kardeşler Andrew ve Ryan Tohill’in ilk filmi bir aile dramı olarak yola çıkıp, ardından gizem filmine evriliyor. Film, adını baba Sean’un uçsuz bucaksız bir arazide kızının cesedini aramak için kazdığı deliklerden alıyor. Çarpıcı performansıyla Moe Dunford’un canlandırdığı Callahan, cinayet suçuyla 15 yıl cezasını çektikten sonra geri geldiğinde yaslı babanın kazılarına yardım ediyor—hem vicdan azabından hem de başka hiçbir şekilde yardımcı olamadığından, çünkü ne cinayeti ne de o geceyi hiç ama hiç hatırlamıyor. Gizem duygusunu ve temposunu hiç düşürmeyen Kazı, geçmişe perde çekemeyen, keder, yanıltıcı anılar ve saplantıyla kendini tüketen bir ailenin sürükleyici portresini çiziyor. Başroldeki Moe Dunford bu yıl festivalin Uluslararası Yarışma jürisinde yer alıyor.

Kazı 13 Nisan Cumartesi akşamı 19.00’da film ekibinin katılacağı gösterimle Cinemaximum City’s 7’de.

edmond film festivali ile ilgili görsel sonucu

EDMOND

“Fransız tiyatrosunun prensi” lakaplı genç deha, dramaturg, oyuncu ve oyun yazarı Alexis Michalik, Molière ödüllerini kapan, aynı adlı gişe rekortmeni oyunun sinema uyarlamasını da kendi üstlendi; senaryosunu yazdığı filmi kendi yönetti. Karşınızda Edmond!

Festivalin açılış filmi olan Edmond, Galalar’da gösterilecek.

Tıpkı oyunları gibi hareketli, dahiyane, sürükleyici ve üstün oyunculuğu ve üstün yönetimiyle olağanüstü bir deneyim sunan Edmond’un kahramanı, Michalik gibi şöhrete kavuşan genç bir yazar. 1897’de, şaşaalı Belle Epoque döneminde Paris’te geçen film, yaratıcılığı tıkanan Edmond Rostand’ın efsane oyuncular Sarah Bernhardt ve Constant Coquelin’in ısrarıyla kaleme aldığı, şanı yüzyılları aşan oyunu, meşhur Cyrano de Bergerac’ın ortaya çıkış hikâyesini anlatıyor. Film 6 nisan Cumartesi 21.30’da Cinemaximum City’s 7 ve City’s’de; 17 Nisan Çarşamba 19.00’da Atlas’ta izlenebilir.

Ä°lgili resim

OTOMATİK PORTAKAL

Festival, ölümünü 20.yılında Kubrick’e saygı duruşunda bulunan özel bir bölüm hazırladı. Başyapıt Fabrikası Kubrick’te, sinema tarihinin gelmiş geçmiş en iyi yönetmenlerinden Stanley Kubrick’e ait 20 film gösterilecek.

1972’de Venedik’te En İyi Yabancı Film Seçilen filmi Otomatik Portakal, kaçırılmaması gerekenlerden.

Kubrick’in bu ikinci bilimkurgusu hem 2001’e oranla küçük bir yapım hem de insanın kozmosla değil kendiyle ilişkisini ele alan, fizik değil sosyal bilimler tabanlı bir hikâye anlatıyor. Anthony Burgess’ın romanından uyarlanan film, çetelerin keyfince sağa sola saldırdıktan sonra envai çeşit uyuşturucuyla desteklenmiş sütle yorgunluk attığı anarşik bir gelecekte geçiyor. Şiddete yönelik büyük bir iştaha sahip ve pişmanlık duygusundan nasibini almamış görünen Alex rolünde Malcolm McDowell’ın müthiş performansı aynı zamanda devletin insanları yeniden programlama için kullandığı kan dondurucu şartlandırma yöntemiyle ve beyaz yüzeylerin içinde patlayan canlı renklerle bezeli pop art ağırlıklı tasarımıyla da unutulmaz. Film 12 Nisan Cuma 21.30’da Kadıköy’de, 15 Nisan Pazartesi 16.00’da Atlas’ta izlenebilir.

NEBULA

Tarık Aktaş’ın Locarno’da Gelecek Vaat Eden En İyi Yönetmen Ödüllü filmi Nebula, hem uluslarası hem ulusal yarışmada gösterilecek. Aktaş’ın bu yıl Selanik, Locarno ve Sibirya’da adından sıkça söz ettiren filmi Türkiye prömiyerini festivalde yapacak.

14 Nisan Pazar 21.30’da Atlas’ta tek gösterim yapacak filmin konusu özetle şöyle:

Hay, yedi yaşındayken açık arazide ölü bir at bulur. Büyüleyici keşfi başında yaptığı gözlemler, yetişkinlerin gözünde bir at leşine dönüşen bu sorundan kurtulmak için verilen çaba onu yetişkinliğinde bile etkileyecek bir anıya, uyanışa dönüşür. Yirmilerine geldiğinde kurban bayramında, koyunun boğazını keserken yanlışlıkla kendi bacağını keser. Bu olay, bir şekilde geçmişinde yaşadığı çocukluk anısının yeniden ortaya çıkmasını sağlar. Koyun ve kendisi arasındaki bağın farkına varmasıyla birlikte, Hay, kendisi ve köyün etrafında gerçekleşen olaylar arasında bir ilişki olduğunu gözlemlemeye başlar. Böylece, adım adım, madde ile canlının uyumuna, ruhun doğadaki yerine tanık olduğu kaçınılmaz bir yolculuğa çıkar.

BUNLARDA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

  • GÜNDEME TAKILANLAR

Gülten Kaya, “Ahmet Kaya filmi vahşi sömürüden ibaret ticari bir faaliyet”