İstanbul Kültür Sanat Vakfı tarafından düzenlenen 23. İstanbul Tiyatro Festivali 13 Kasım’da başlıyor! Tiyatroseverlerin her yıl merakla beklediği festival bu yıl da yerli ve yabancı birçok oyunu izleyiciyle buluşturacak…. Yani 1 Aralık tarihine kadar sloganı üzerine hayatı ters yüz edecek! 

23. İstanbul Tiyatro Festivali’nde yurtdışından 12, Türkiye’den 16 olmak üzere 28 tiyatro, dans ve performans topluluğunun 78 gösteriminin yanı sıra Öğrenme ve Gelişim Programı kapsamında okuma tiyatroları, söyleşiler, atölye çalışmaları ve ustalık sınıfları gibi tamamı ücretsiz yan etkinlikler de gerçekleştirilecek. 23. İstanbul Tiyatro Festivali’nin bu yıl ki kampanyası hayat ters yüz olarak belirlendi. Festival sahne sanatlarının genel olarak kabul edilmiş kalıplarının sorgulandığı alışılmışın dışında sahneleme tekniği ve yapısına sahip performanslardan oluşan programıyla “sahne neresi?” ve “oyuncu kim?” gibi sorulara yanıt arıyor.

Peki bu yıl programda neler öne çıkıyor? Mutlaka izlenmesi gereken oyunlar neler? Sanatın Dibi ekibi olarak 23. İstanbul Tiyatro Festivali’nde kaçırılmayacak 10 oyunu seçtik…

1- Yevgeni Onegin

Sürgün yazarın nefes kesen tutkusu: Yevgeni Onegin. 1800’lerin özgürlük âşığı romantik kuşağının öncüsü, çağdaş Rus edebiyatının kurucusu kabul edilen Puşkin için Gorki, “başlangıçların başlangıcı” demişti…

Bir söylentiye göre Puşkin’in annesi İstanbul’da köle pazarında satılan bir Habeş prensinin torunuydu; işte belki de Yevgeni Onegin’in hikâyesi de tam bu noktada başlıyor. Rus kültürüne minnet duyan bir anne ve bu kültürü halk öyküleriyle ona aktaran bir dadıyla büyüdü Puşkin… Ve onlardan dinlediklerini Yevgeni Onegin’de buluşturdu.

Kendi hayal kırıklıklarına tutkun Yevgeni, düşlerinin peşinden koşan Lenski ve Rus kadınının tüm özelliklerini taşıyan sevecen Tatyana yazarın yedi yılda tamamladığı bu yapıtta bir araya geldi.… Puşkin’in döneminin devrimini gerçekleştiren anlatısı, adı tarihe geçen Vakhtangov Tiyatrosu’nun oyuncuları ve Rimas Tuminas’ın yapıtın karakterlerine hafıza ve hayal gücü kazandırmasıyla başkalaştı. Times’ın “Destansı olduğu kadar samimi, şaşırtıcı derecede güzel, kuvvetli, etkili…” diye övdüğü Yevgeni Onegin, öykünün odağına Tatyana’yı yerleştirmesiyle, bu sevecen Rus kadınına hak ettiği ilgiyi de teslim etti. Puşkin’in gücü, Tuminas’ın tutkulu yorumuyla Yevgeni Onegin, gerçek ile hayal gücünü hayranlık uyandıran bir koreografiyle yansıtıyor.

Oyun 21-22 Kasım tarihlerinde Zorlu PSM Turkcell Sahnesi’nde izlenebilir. 

2- Being Faust

80 dakika süren oyun Goethe’nin en meşhur yapıtı Faust’tan sahneye uyarlandı… 

Dünya edebiyatının en büyük yazarlarının başında şüphesiz ki Goethe gelir. Yazımı uzun yıllara yayılan Faust ise onun yaşamı boyunca geçirdiği değişimi yansıtır. Mutlak olana inanan Faust, bir gün… Bir dakika! Metnin bu klasik akışını burada kesebilir miyiz? Aslında Being Faust – Enter Mephisto’da tüm bunları ne düşünmek ne de bilmek zorundayız. Bu “büyük bir oyun” ve sadece Goethe’nin Faust’unu temel alıyor: İnsan aklının arzuları için çelinme ihtimali, bu ihtimale yönelişteki her bir seçim ve bu seçimlerin doğurduğu sayısız ihtimal… Kaybedilen değerler, yitirilen prensipler, neyi ne için yaptığımızdan ziyade amaca ulaşmadaki yolumuz belki şu ana kadar yanıtlayamadığımız soruların yanıtı olur. Peki, bunu nasıl yapacağız? Being Faust – Enter Mephisto, çeşitli sanal ve fiziksel oyun biçimlerini kullanarak akıllı telefonlarla giriş yapılıp, oynanabilen bir oyun. Oyuncu bizleriz, her birimiz birer Faust… Oyuna giriş yaptığınız andan itibaren ruhunuz akıl çelene yani Mephistoteles’e satılıyor ve içinde artık birer Faust olarak bulunduğunuz değerler dünyasında o büyük pazarlık başlıyor.

Oyun 20-21-22-23 ve 24 Kasım trihlerinde saat 21.00’de Zorlu PSM Studio Sahnesi’nde izlenebilir. 

3- Io

Festivalin yerli yapımları arasında bu yıl Şahika Tekand’ın oldukça heyecan verici yeni oyunu karşımıza çıkıyor…

Tragedya ve klasikleri özgün yaklaşımıyla sahneye taşıyan Şahika Tekand, bu kez; tragedyası Io aracılığıyla, Olympos ve Zeus’la hesaplaşıyor. Mitolojiyi başka bir ele alışla okuyan oyun; ataerkil dünya düzenini, hafızasını ve sorgulama yetisini terk eden bugünün insanını, şiirsel bir aksiyon düzeni ile sahneye taşıyor. Işık, ses ve hareketin dinamik ve gerilimli birlikteliğiyle yürüyen oyunda, hareket düzeni hareketin müziğini görünür kılarken, konuşma düzeni de dilin müziğini esas alarak esere müzikal bir dinleti niteliği kazandırıyor.

Oyun festivalin açılış günü olan 13 Kasım akşamı saat 20.30’da ve 30 Kasım’da 20.30’da Uniq Hall’de izlenebilir.

4-Kaldırım Serçesi

Edith Piaf sevenleri mutlaka izlemesi gereken bir oyun: Kaldırım Serçesi…

Sadece sesiyle değil, hayata, müziğe ve aşka olan tutkusuyla da ölümsüzleşen Edith Piaf; 48 yıllık trajik hayatında dibi de gördü, zirveyi de. Kaldırımda doğmuş, yaşamı boyunca yoksulluk ve hastalıklarla boğuşmuş olsa da; hayatı müthiş bir tutku ve cesaretle kucaklayarak, giderek dünyayı sarsan bir efsaneye dönüştü. 1950’ler Fransa’sından 80’ler Türkiye’sine uzanan bu hayat yolu, Tülay Günal’ın etkileyici yorumuyla yeniden bizimle… Kaldırım Serçesi, eseri kaleme alan Başar Sabuncu’ya ve 1982’deki yorumuyla Edith Piaf ile özdeşleşen Gülriz Sururi’ye de bir saygı duruşu niteliğinde… Yiğit Sertdemir’in yönettiği oyunda Tülay Günal, Yeşim SArı ve Cemil Büyükdeğerli rol alıyor.

Kaldırım Serçesi 23 Kasım’da 20.30’da Caddebostan Kültür Merkezi’nde, 24 Kasım’da saat 18.00’de Caddebostan Kültür Merkezi’nde izlenebilir.

5- Temiz Şehir

“Temizlik” ve “saflık” gibi kavramlar üzerinden Yunanistan’a olan kadın göçünü, göçmen temizlikçi kadınların karşılaştığı sorunları ele alan Temiz Şehir’de, gerçekçi bir bakış açısıyla sahneye taşınan hikâyeleri gerçek sahiplerinden dinleyeceksiniz…

“Daha iyi bir hayat mümkün mü?” Sınıfın, statünün ve cinsiyetin geçersiz kılındığı bir soru; kim sormamıştır ki kendine “daha iyi bir hayat mümkün mü?” diye… Ama dünyanın bazı yerlerinde, özellikle de koşullar yaşamamızı daha da zor ve çetrefilli bir hale getiriyorsa, bu soru sıklıkla sorulur ve sonunda “daha iyiye” doğru bir yolculuk başlar, daha iyiyle neyi düşündüğümüz değil, neye varacağımız, bizi neyin beklediği hayatımızı ve bakışımızı şekillendirir. Belgesel tiyatro dediğimizde ilk aklımıza gelen topluluklardan biri olan Rimini Protokoll ile çalışma fırsatı bulan ve sahneye koydukları işlerle dünyanın önde gelen festivallerinden davetler alan Anestis Azas ve Prodromos Tsinikoris de bu soruyu odağına alıp, bir umutla Atina’ya gelen göçmen kadınları Temiz Şehir’in “kahramanları” yapıyor. Günlük hayatlarında temizlik işçiliği yapmaya devam eden beş kadından oluşan oyuncu kadrosuyla Temiz Şehir, bugüne kadar Maksim Gorki Tiyatrosu’ndan Münchner Kammerspiele’ye kadar Avrupa’nın pek çok şehrinde sahnelendi ve dünyanın önemli merkezlerinde seyirciyle buluştu.

Temiz Şehir, 30 Kasım’da 20.30’da, 1 Aralık’ta 18.00’de Zorlu PSM Turkcell Platinum Sahnesi’nde izlenebilir.

6-Yangınlar

İstanbul Tiyatro Festivali seyircisinin yakından tanıdığı Wajdi Mouawad’ın yazdığı “Yangınlar” bu yıl festival programında izleyiciye göz kırpıyor.

21. İstanbul Tiyatro Festivali’nde sahnelenen Yalnız adlı oyunuyla büyük beğeni kazanan Wajdi Mouawad’ın yazdığı Yangınlar, Murat Daltaban yorumuyla festivalde. Ortadoğu’nun dinmeyen yangınını, 1970’lerden başlayarak; Kanada’dan Lübnan’a, bir anneden çocuklarına uzanan etkileyici bir kurguyla anlatan Yangınlar, savaşın yıkıcılığını bir aile üzerinden sahneye taşıyan çarpıcı bir oyun. Oyunun ana hikâyesi 1975-90 tarihleri arasında yaşanan Lübnan İç Savaşı olsa da; tragedya ve mitoloji, Ortadoğu’nun yakın tarihini sarmalıyor. Tarihsel belge ve olayları yeniden kurgulayan Yangınlar, gerçeği kişisel hikâyeye dönüştürüyor.

Yangınlar 27-28 Kasım’da 20.30’da Zorlu PSM Turkcell Sahnesi’nde.

7 – Kayıp Kimlik

Marco Martins’in, kurgu ve gerçeklik arasındaki sınırları yeniden keşfettiği Kayıp Kimlik, hatıralarımıza odaklanan, film, tiyatro ve dans gibi disiplinleri bir araya getiren ve bizi bugünün dünyasının duygusal haritasına davet eden bir gösteri. Sahnede Beatriz Batarda ve Romeu Runa var; Martins’in ifadesiyle, çok sayıda bilinç ve bilinçdışı yansımanın iç içe geçtiği hatıralar deposu olarak iki beden… Batarda ve Runa’nın çocukluk anıları ve ebeveyn ilişkileri, birbirleriyle köprüler kurarak yarattıkları diğer karakterler sayesinde aile hayatına dair bir dil oluşturuyor. Bu dil, aynı zamanda diğer “ben”lere giden yol, seyirciye sunulmuş zamansız bir drama… Gösteri boyunca değiştirilen ve dönüştürülen, biyografik verilerle şekillendirilen, tahrip edilip yeniden inşa edilen ev, iki bedenin anlatılarıyla sonsuz sorular üretiyor: Nereye aitiz, hangi anı biziz, hangi anımız kurgu hangisi gerçek…

Kayıp Kimlik 28 Kasım’da 20.30’da DasDas’ta izlenebilir.

8- Ionesco Dosyası

Festivalin üzerine en çok konuşulacak topluluklarından Théâtre de la Ville, Emmanuel Demarcy-Mota’nın yönettiği Ionesco Dosyası ile İstanbul’da… İstisnasız her yapımıyla adından söz ettiren Demarcy-Mota, topluluğuyla 2012’de festival programında Ionesco’nun Gergedan’ıyla yer almış ve seyircinin beğenisini kazanmıştı. Théâtre de la Ville, uyumsuz tiyatronun en önemli ismi olan Ionesco’nun Jack, or The Submissionİki Kişilik Hırgür, Kel Şarkıcı, Ders ve Conversation and French Speech Exercises gibi oyunlarından özenle uyarlanmış bir gösteriyle büyük yazara saygılarını sunuyor. Demarcy-Mota tarafından bu metinleri çalışmak üzere bir araya getirilen yedi oyuncunun alabildiğine özgür doğaçlamalarının etkisiyle oluşturulan oyun, oldukça uzun bir süreçte gerçekleştirilmiş bir deney aslında. Ionesco’nun merkezde olduğu bu deneyde, her oyuncu kendi duygularını ve hayal gücünü geliştirebileceği bir alan bulmuş. Absürt, şamata, şaşırma ve espri bir karıştırıcıda dağılmış ve Ionesco Dosyası’nda birleşmiş. Bugüne kadar pek öngörülmeyen ve benzerine de rastlanmayan bir biçimde cesurca sahnelenen bir yorum çıkmış ortaya: varolmaktan duyulan korku, topluluk olma hali, yalnızlık, konuşma ve başkasını duymama, kısacası Ionesco’nun sert mizahında dile getirdiği varlığa dair kaygının bedenlere kavuştuğu etkileyici bir yorum…

22 Kasım’da 20.30’da, 23 Kasım’da 15.00 ve 20.30’da DasDas’da.

9 – Sirk

Kurgusal gelecekte bir dünya… Öyle bir dünya ki melodram ve komedi aynı oranda, aynı yoğunlukta… Rusya’nın köklü tiyatrosu Theatre of Nations sizi baş döndürücü bir müzikale davet ediyor: Sirk. Günümüz Rus tiyatrosunun yeni neslinin adından en çok söz ettiren yönetmeni Maxim Didenko’nun yönettiği Sirk, ünlü sinema yönetmeni Grigory Alexandrov’un kült filmi, 1936 yapımı Sirk’e dayanıyor. Didenko’nun “retrofütüristik” olarak nitelendirdiği müzikal, bir zamanlar uzak geçmişte hayal edildiği üzere, kurgunun keskinleştiği bir gelecekte gerçekleşiyor. Clown performansının müzikal ile çarpıştığı Sirk’e yalnızca lirizm değil, tüm mizahi atmosfer içinde insan bedeninin kırılganlığı egemen… Bu öyle bir kırılganlık ki, geçmişin deneyimi altında ezilmiş, devasa ütopik projelerle şekillendirilmeye çalışılsa da varlığını koruyan bir güç… İnsani duygular ve hayallerin geçmişin inatçı yok ediciliğine karşı koyması… Maxim Didenko, bu müzikalde rüyanın gücünü ele alıyor ve onu cazibesiyle yeniden tanımlıyor.

Oyun 19 Kasım Salı günü 20.30’da Zorlu PSM Turkcell Sahnesi’nde.

10- Genco Erkal ve Dostlar Tiyatrosu’na Saygıyla

İstanbul Tiyatro Festivali; bu yıl 60. sanat yılını kutlayan, tiyatromuzun ulu çınarı Genco Erkal’ı ve 50. yılını kutlayan Dostlar Tiyatrosu’nu saygıyla selamlıyor. Sanatçının halen sahnelenmekte olan oyunlarından bir seçkiyi seyircilerimizle buluşturuyoruz. 1959’da başladığı sanat yaşamında, sayısız oyunu sahneye taşıyan Erkal; bugüne dek birçok ödüle değer görüldü. Sarsıcı bir Nâzım Hikmet uyarlaması olan Yaşamaya Dair, büyük ozanın Bursa Cezaevi’ndeki yaşamı ve eşi Piraye Hanım’a olan tutkusuna odaklanıyor. Nâzım’ın destansı şiiri bir kez daha hayat bulurken, sahnede Erkal’a, o unutulmaz ve içe işleyen sesiyle Tülay Günal eşlik ediyor. Bir Delinin Hatıra Defteri, Türkiye’nin ilk tek kişilik oyunu olarak Genco Erkal tarafından 1965’te oynanmıştı. Merhaba, Genco Erkal’ın uyarlayıp yönettiği tek kişilik unutulmaz bir müzikli gösteri. Seyirciyi, edebiyat dünyasının beş büyük ismi eşliğinde büyük bir yolculuğa çıkaran bu müzikli oyun ilk kez New York’ta sahnelendi.

BUNLARDA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR