Sinefillerin merakla beklediği mevsim geldi… 18. Filmekimi başladı!

13 Ekim’e kadar sürecek Filmekimi’nde dünya festivallerinde gösterilmiş, ödüller almış, eleştirmenlerin ve izleyicilerin ilgisini çekmiş ve merakla beklenen yeni yapımları izleyiciyle buluşacak. Peki Filmekimi’nde bu yıl neler var? Programda kaçırılmayacak 10 filmi Sanatın Dibi okurları için seçtik!

JOKER

Joaquin Phoenix’in devleştiği, yönetmen Todd Phillips’in olağanüstü bir başarıya imza attığı Joker Filmekimi’nin açılış filmiydi. Dün akşam seyirciyle buluşan film büyük beğeni topladı. Hemen hatırlatalım, Joker bugün Türkiye’de vizyona girdi…

Batman’in ezeli düşmanının oluşumuna göz atarken “kötü adam” tanımına yepyeni bir bakış açısı ve bambaşka bir açılım getiriyor. Joker, sokakta ergenlerin zorbalığına, metroda takım elbiselilerin sataşmalarına ya da işteki diğer palyaçoların şakalarına maruz kaldığında, çevresindeki herkesle gitgide daha da uyumsuz hâle gelen topluma aykırı bir adamı gözlemliyor. Hatırlatmakta fayda var; filmin bu yıl Oscar adaylığına kesin gözüyle bakılıyor!

PARAZİT

Dünyanın en önemli festivallerinin ödüllü filmlerini izleyiciyle ilk kez buluşturan Filmekimi geçtiğimiz Mayıs ayında Cannes Film Festivali’nde büyük ödül Altın Palmiye’yi kazanan “Parasite-Parazit”i de izleyiciyle buluşturuyor. Sydney Film Festivali’nde de en iyi film ödülünü kazanan Parazit, olan Parazit’in merkezinde birbirinden derin farklarla ayrılan Park ve Kim aileleri var. Neredeyse sefalet içinde yaşayan Kim ailesinin fertleri gerçek kimliklerini bir şekilde saklayarak birer birer, zenginlikleri sınır tanımayan Park ailesinin hizmetine giriyor. Bu tuhaf işbirliği sürerken sınıf atlama çabası ve servet kibrinin yol açtığı trajikomik olaylar ardı ardına gerçekleşiyor. Parazit, güçlü sinema dili ve sürprizlerle dolu, sağlam senaryosuyla öne çıkıyor.

Seanslar

03 Ekim Perşembe – Rexx / Salon 1-21:30

05 Ekim Cumartesi City’s / Salon 7-21:30

06 Ekim Pazar- Rexx / Salon 1- 16:00

09 Ekim Çarşamba- Atlas 1- 21:30

10 Ekim Perşembe- Beyoğlu- 16:00

ACI VE ZAFER

Hem İspanya’nın en özgün sinemacısı Almodóvar’ın hem de fetiş oyuncusu Banderas’ın muhteşem dönüşünü müjdeleyen Acı ve Zafer, Cannes’da eleştirmenlerin yıldız tablosunda en tepeye yerleşti ve izleyicilerin de olağanüstü övgüsüyle karşılandı, ülkesinin Oscar adayı oldu. Bu yıl Cannes Film Festivali’nde “En İyi Erkek Oyuncu” ödülünü kazanan, Pedro Almodóvar’ın kendi yaşamından esinlenerek senaryosunu yazıp yönettiği Acı ve Zafer, yaşlandıkça eski şaşaalı günlerinin özlemini daha sık çeken dünyaca ünlü bir yönetmenin 1960’lardan günümüze yaşamöyküsünü çok duygusal ve çok kişisel bir bakış açısıyla anlatıyor. Elbette, Acı ve Zafer’i özel yapan durumlardan biri de Banderas’ın yönetmen rolünü üstlenerek yıllardır birlikte çalıştığı Almodóvar’ı canlandırması.

03 Ekim Perşembe – Atlas 1 – 19:00

04 Ekim Cuma – Rexx / Salon 1 – 16:00

05 Ekim Cumartesi – Atlas 1 – 21:30

06 Ekim Pazar – City’s / Salon 7 – 19:00

07 Ekim Pazartesi- Beyoğlu – 21:30

LIBERTÉ – ÖZGÜRLÜK

Cannes yolculuğumuz sürüyor! 2019 Cannes Film Festivali’nde Belirli Bir Bakış Bölümü’nde Jüri Özel Ödülü’nü kazanan Liberte-Özgürlük festivalde kaçırılmaması gereken filmler arasında günümüzün en radikal sinemacılarından, tarzından hiç ödün vermeyen Albert Serra 18. yüzyıl Fransa’sına ve devrim öncesi dönemin toplumsal karşıtlıklarına hayranlığını yeni filminde de alışılmadık bir yolla ele alıyor. Özgürlük, Fransa Kralı 16. Louis’nin katı ahlakçı hükümranlığından kaçan Madame de Dumeval, Tesis Dükü ve Wand Dükü’nü izliyor. Ahlaki kural ve baskıların tümünü reddederek Almanya ormanlarına, hür düşüncenin savunucusu meşhur çapkın Walchen Dükü’ne sığınan asilzadeler, hazzın ve tensel arzuların peşine düşüyor.

Seanslar

06 Ekim Pazar – Beyoğlu -13:30

08 Ekim Salı – Kadıköy – 19:00

09 Ekim Çarşamba – City’s / Salon 7- 13:30

11 Ekim Cuma – Rexx / Salon 1- 11:00

IT MUST BE HEAVEN – BURASI CENNET OLMALI

Şair Mahmud Derviş’in “Nereye uçar kuşlar, son gökten sonra?” sorusunu Filistin’in en tanınmış yönetmenlerinden Elia Suleiman da son filminde ES adındaki (ve kendi canlandırdığı) başkarakteri aracılığıyla soruyor. Cannes’da FIPRESCI Ödülü’nün kazanan “It Must Be Heaven” alternatif bir vatan arayışıyla Filistin’den kaçan ES’i anlatıyor. ES, Filistin’in hep peşinden geldiğini fark eder. Yeni bir yaşam vaadi, bir yanlışlıklar komedisine dönüşmüştür; Paris’ten New York’a, nereye, ne kadar uzağa giderse gitsin, her şey bir şekilde kendisine anavatanını hatırlatır. Filistin’in Oscar adayı ulus, kimlik ve aidiyet kavramlarına değinen komik bir destan.

Seanslar

06 Ekim Pazar – City’s / Salon 7 -11:00

07 Ekim Pazartesi – Rexx / Salon 1 – 19:00

09 Ekim Çarşamba – Atlas 1 -16:00

13 Ekim Pazar –Beyoğlu – 21:30

THE TRAITOR – HAİN

Filmekimi’nin bol ödüllü yapımlarındna bir diğeri ise “Hain.” Altın Küre (İtalya) En İyi Yönetmen, En İyi Müzik, 2019 Gümüş Kurdele (İtalya) En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Senaryo, En İyi Erkek Oyuncu, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu, En İyi Kurgu, En İyi Müzik ödüllerini kazanan film adrenalin seven sinefiller için.. İtalya’nın en saygın sinemacılarından, 2010’da İstanbul Film Festivali’nin Yaşam Boyu Başarı Ödülü’nü alan Marco Bellocchio, Cannes’da Altın Palmiye için yarışan son filminde Sicilya’nın en kötü şöhretli mafya babalarından birinin gerçek hayat hikâyesini sinemaya aktarıyor. “İki dünyanın babası” olarak anılan Tommaso Buscetta 1980’lerin başında Sicilya mafyalarının kanlı hesaplaşmaları sırasında İtalya’dan Brezilya’ya kaçar. Yakalanıp sınır dışı edileceği belli olduğunda Tommaso mafya tarihini kökünden değiştirecek bir karar alır: Sessizlik yeminini bozup mafyanın ilk itirafçısı olmayı göze alacaktır.

Seanslar

07 Ekim Pazartesi – City’s / Salon 7 – 21:30

08 Ekim Salı – Beyoğlu- 21:30

09 Ekim Çarşamba –Kadıköy- 16:00

13 Ekim Pazar- Atlas 1-16:00

ROGER WATERS: US + THEM

Filmekimi müzikseverlere de göz kırpıyor! Programında müzikle ilişkili birkaç film yer alan bölümde RogerWaters imzalı bir yapımla karşı karşıyayız.  Pink Floyd’un kurucularından, grubun söz yazarı ve yaratıcı gücü Roger Waters, nefes kesici bir ses tasarımıyla göz alıcı bir görsel şöleni bir araya getiren, kaçırılmaması gereken bir sinema etkinliğine imza attı. Waters’ın toplam iki milyon kişiye ulaşan “Us+Them” başlıklı 2017-2018 Avrupa turnesi sırasında Amsterdam’da çekilen filmde, Pink Floyd albümlerinden (The Dark Side of the Moon, The Wall, Animals, Wish You Were Here) ve son albümü Is This The Life We Really Want?’tan parçaların canlı performansları yer alıyor. Waters bu filmde de Roger Waters The Wall filminde birlikte çalıştığı çok yönlü yönetmen Sean Evans’la işbirliği yaparak müzik, insan hakları, özgürlük ve sevgi mesajını kitlelere iletiyor.

Seanslar

07 Ekim Pazartesi – Rexx / Salon 1 – 21:30

08 Ekim Salı – Atlas 1- 13:30

11 Ekim Cuma – Beyoğlu -21:30

THE PAINTED BIRD – BOYALI KUŞ

Trajik bir şekilde kendi hayatına son veren Jerzy Kosinski’nin tartışmalar yaratan tanınmış romanı Boyalı Kuş’un ilk sinema uyarlaması dünya prömiyerini Venedik Film Festivali’nde yaptı. Boyalı Kuş, İkinci Dünya Savaşı’nın sonlarına doğru çorak, ilkel Doğu Avrupa’da bir yerde, yalnız bir çocuğu izliyor.

Kimsesiz kalan Çocuk köyden köye çiftlikten çiftliğe geçiyor; cahil, hoşgörüsüz, acımasız sivil ve askerlerle karşılaşacağı sonu belirsiz bir yolculuk sürdürüyor. 35mm sinemaskop çekilen siyah-beyaz film, klişeler kadar melodramdan ve duygusal yönlendirmelerden de kaçınarak savaşın dehşetini insan ve doğa manzaralarıyla kahramanı Çocuk’un gözlerinden tarafsız kalarak aktarıyor. Filmi insan ruhunun karanlık derinliklerine doğru bir yolculuk olarak yansıtan Yönetmen Marhoul, Boyalı Kuş’un özünde şiir bulunduğunu, etrafı dehşetle sarılı olmasına rağmen Çocuk’un özününü güzel kaldığını söylüyor.

Seanslar

04 Ekim Cuma – Beyoğlu – 21:30

05 Ekim Cumartesi – Atlas 1 -16:00

07 Ekim Pazartesi – City’s / Salon 7 – 16:00

11 Ekim CumaRexx / Salon 1 -21:30

LE JEUNE AHMED – GENÇ AHMET

Sinemada sosyal gerçekçiliğin öncülerinden Dardenne Kardeşler, Cannes Film Festivali’nde kendilerine En İyi Yönetmen Ödülü’nü kazandıran son filmlerinde Avrupa toplumuna bu kez Belçika’da Müslüman bir ergen üzerinden bakıyor. Henüz 13 yaşındaki Ahmed, ailesinin ve çevresinin telkinlerini yok sayıyor ve birkaç ayda benimsediği radikal görüş ve davranışlarından vazgeçmiyor. Dardenne Kardeşler, daha önce iki kez Altın Palmiye’yi kazanmışlardı.

08 Ekim Salı – Kadıköy -21:30

11 Ekim Cuma – Rexx / Salon 1 – 13:30

12 Ekim Cumartesi -Beyoğlu -19:00

13 Ekim Pazar – Atlas 1 – 11:00

EN GÜZEL YILLARIMIZ

Claude Lelouch 1966’da dünyayı sarsan kahramanlarıyla yepyeni bir aşk filmine imza atmıştı. “Kendimi hâlâ amatör sayıyorum” diyen usta sinemacının 49. yapıtı, 53 yıl önce Cannes’da Büyük Ödülü kazanan o aşk filminin, Bir Kadın Bir Erkek’in devamı niteliğinde. Cannes’da yarışma dışı gösterilen filmde Fransız sinemasının en sevilen emektar oyuncularından Jean-Louis Trintignant ile Anouk Aimée aynı rollerini yeniden üstleniyor. “Tüm aşk hikâyeleri kötü biter” diyen Aimée ile bir zamanlar âşık olduğu kadını hiç aklından çıkaramayan Trintignant, bize yeniden sevmenin, beklenmedik aşkların yaşının olmadığını hatırlatıyorlar.

04 Ekim Cuma – Atlas 1 -11:00

05 Ekim Cumartesi -City’s / Salon 7 – 16:00

08 Ekim Salı – Beyoğlu – 11:00

 

BUNLARDA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR